Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '10

 
Kategori
Siyaset
 

Yeni Anayasayla İlgili Bilinmeyenler

Yeni Anayasayla İlgili Bilinmeyenler
 

Bu kısa metin, 12 Eylül 2010'da Referanduma sunulacak olan Anayasa değişikliğine ilişkin paket hakkında bilgi notu olarak hazırlanmıştır. Aslında konuya ilişkin olarak yazılı ve görsel medyada ayrıntılı tartışmalar yapılmıştır. Buna rağmen, üyelerimizden gelen ısrarlı talepler nedeniyle bu yazıyı yazma gereğini duydum.

• Ülkemizin; terör, işsizlik, gibi çok ciddi sorunları gündemde iken, hükümetin, TBMM'nin ve toplumun yaklaşık dokuz ay gibi bir süre, gece – gündüz Anayasa'nın iki maddesine odaklanmasını anlamak mümkün değildir. Bu hareketin altında özel bir siyasi amacın olduğunu düşünüyorum.

Bu Anayasa değişikliği, hükümetin hazırladığı, muhalefete görüşlerini bildirmesi için bir haftalık bir süre tanıdığı bir kanun tasarısıdır. Bu Anayasa Değişikliği, en azından bütün siyasi partilerin baştan davet edilerek, ortak olarak hazırlanması gereken bir teklif olmalıydı. Çünkü Anayasalar toplum sözleşmesi niteliğindedir söz konusu değişiklik metni toplumsal mutabakatı ifade etmediği için hukuken kabul edilemez. İzlenen yöntem demokratik olmadığı gibi, siyasi iktidarın görüşü olması nedeniyle şekil itibariyle sakat bir Anayasa değişikliğidir.

• Anayasa değişikliği 30 madde olarak görülüyorsa da, aslında hükümetin çıkarmak istediği iki maddeye ilişkin düzenlemedir. Bunlar da,

• Hâkimler – Savcılar Yüksek Kurulunun (HYSK) oluşumunda yapılan değişiklik

• Anayasa Mahkemesi'nin oluşumunda yapılan değişikliktir.

Pakette yer alan diğer maddeler, vitrin oluşturmak için konulmuş uygulama acısından hiçbir etkisi olmayan iyi niyet temennileridir. Örneğin,

• Kadınlara pozitif ayırımcılık getirildiği iddia edilen hüküm sadece “eğer kadın erkek eşitliğine ilişkin bazı tedbirler alınırsa, bu tedbirler eşitliğe aykırı, olarak yorumlanmamalıdır” şeklindedir. Hâlbuki pozitif ayrımcılık eşitlik amacıyla bazı tedbirlerin (kota gibi) alınması ve uygulamaya geçirilmesi demektir. Böyle bir tedbire (kota gibi) gerek olmadığı bizzat Sayın Başbakan tarafından çeşitli konuşmalarında ifade edilmiştir. Değişiklik içeriksiz bir beyan niteliğindedir.

• Ombudsman ve memurlara toplu sözleşme ve benzeri hükümler de yukarda ifade ettiğim gibi içeriksiz cümlelerden ibarettir.

• HYSK hakkında yapılan değişikliğin, demokratik olduğu, yargı reformu niteliğinde olduğu ve yargı bağımsızlığını sağlayacağı ifade edilmiştir. Acaba öyle mi? Keşke öyle olsaydı. Maalesef, her üç konuya da olumlu cevap vermek mümkün değildir.

Evvela şunu ifade edelim. Yürürlükteki Anayasa'da HYSK'nın yapısı ve işleyişi de demokratik değildir. Yargı yürütmenin yani siyasi iktidarın etkisine açıktır. Adalet Bakanı ve müsteşarının kurulun başkanı ve üyesi olması hep eleştirilmiştir. Hakim ve Savcıların bütün özlük hakları hakkında karar verme yetkisi olan Kurul'un müstakil sekreteryası yoktur. Bakanlık müfettişleri teftiş ve soruşturmaları bakanın izni üzerine yaparlar. Yani, Bakana bağlıdırlar.Bakan lüzum gördüğü hakim ve savcı hakkında resen soruşturma açabilir.

Yeni düzenlenmenin bu sakıncaları kaldırması beklenirdi.

Bakan ve müsteşarı yerinde duruyor.

Bakanın HYSK üzerindeki yetkilerinde azalma yoktur. Bilakis yetkisinin ve etkisinin arttığı söylenebilir.

Şöyle ki:

“Kurulun yönetimi ve temsili Bakana aittir” hükmü açıkça yer almaktadır.

• Müstakil bir sekreterya oluşturulmuştur ama bu genel sekreteri Bakan atayacaktır. Genel sekreter Adalet Bakanının atadığı bir kişi olacaktır.

• Hakim ve savcılar hakkında inceleme ve soruşturma işlemleri Bakanın oluru ile kurul müfettişlerince yapılacağı kabul edilmiştir. Kurula bağlı müfettişler oluşturulmuşsa da soruşturma izni yine Bakanda kalmıştır.

• Kurulun yapısında önemli değişiklik yapılmıştır. Kurulun 7 yerine 21 kişiden oluşması kabul edilmiştir. Mevcut düzende 2 Danıştay, 3 Yargıtay üyesi görev yaparken, değişiklik tasarısında Kurul;

• Cumhurbaşkanının resen seçeceği 4 üye ile

• Yargıtay'dan 3 kişi, Danıştay'dan 1 kişi, Adalet Akademisinden 1 kişi, Adli ve İdari Yargı hakimlerinden 10 kişi olmak üzere oluşturulacaktır.

• HSYK'nin üyelerinin seçiminde, oy vereceklerin, yalnız bir aday için oy kullanmaları kabul edilmiştir. Yani üç kişi de seçilecek olsa bir isim yazılacaktır. Adli yargıdan 7 hâkim seçilecekken yalnız bir isim yazılarak oy kullanılacaktır. Fevkalade yanlış, antidemokratik ve az oy alanların seçilmesine olanak tanıyan bu seçim usulü Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir.

• 12 Eylül'de oy vereceğimiz 2 önemli maddeden biri olan HSYK 'ya ilişkin düzenlemenin yargı bağımsızlığını sağlamaktan uzak olduğu görülmektedir. Adalet Bakanı, Müsteşar yetkisini kazanmakta ve Genel Sekreteri atama yetkisini de kazanması, Adalet bakanının yetkisini daha da arttırmaktadır.

Adli ve idari yargıdan 10 hakim ve savcının üye olması ve kurulun yarısını oluşturması çok sakıncalı bulunmuştur. Çünkü bütün adli ve idari hâkim ve savcıların özlük hakları HSYK 'ya ve onun başkanı olan Adalet Bakanlığına aittir. Bir hâkim ve savcının Bakanın isteği doğrultusundan oy kullanması doğal hale gelmektedir.

Sonuç olarak ; düzenlemenin yargı reformu ve yargı bağımsızlığı ile uzaktan yakından ilişkisi yoktur. Yargı daha da bağımlı hale gelecektir. Özetle, HSYK'nın oluşumu hakkında yapılan bu değişiklik ile hükümetin kendisine yakın olan kişilerin oluşturacağı ve dolayısıyla yargıç, savcı, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin seçimi ve özlük hakları üzerinde, kısaca yargı üzerinde etkili olacak bir kurul oluşturma amacını taşıdığı izlenimini vermektedir.

• Anayasa Mahkemesi'nin yapısı ile ilgili Anayasa Değişikliği'ne gelince;

Yürürlükteki Anayasa'da, Anayasa Mahkeme'sinin yapısı ile ilgili olarak bir değişikliğin yapılması öteden beri gündemde idi. Yeni düzenlemede; üye sayısı ve Cumhurbaşkanı'nın seçtiği üyelerin sayısı artırılmıştır. Halen 11 olan üye sayısı 17'ye çıkarılırken, 3 üyenin TBMM, 14 üyenin Cumhurbaşkanı tarafından seçileceği kabul edilmiştir.

• TBMM; Sayıştay'ın seçerek gönderdiği 6 kişiden 2 üye, Baro Başkanları'nın seçerek gönderdiği 3 kişiden 1 üyeyi 3/2 çoğunlukla, olmazsa salt çoğunlukla. O da olmazsa en çok oy alanı seçecektir. Görüldüğü gibi, iktidar ve muhalefetin uzlaşmasına dayalı bir çoğunluk aranmamış en sonunda en çok oy alan çoğunluğu oluşturan partinin oyu ile seçilmesi öngörülmüştür. Bu iktidarın istediği aday demektir.

• Cumhurbaşkanı da Danıştay, Yargıtay, YÖK, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nden gelen 2-3 misli aday arasından seçme yetkisine sahip olacaktır.

• Cumhurbaşkanı ayrıca resen 4 üye seçecektir.

• Getirilen Anayasa mahkemesi değişikliğinin 17 üyesi ile tamamen iktidar partisi ve Cumhurbaşkanının düşünceleri doğrultusunda bir Anayasa Mahkemesi oluşturmak amacını taşıdığı görülmektedir. Siyasal iktidarın, YÖK ve RTÜK'ü nasıl oluşturmuşsa, öyle bir kurumsal yapı oluşturacağı açık olarak görülmektedir.

Not: Alıntılar içermektedir

 
Toplam blog
: 19
: 567
Kayıt tarihi
: 23.04.10
 
 

Selçuk Üniversitesi Mezunu. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı ve Anadolu Üniversitesi U..