- Kategori
- Siyaset
Yeni başlayanlar için PKK açılımı (PKK Opening for Beginners)

Yerde ve Gökte Türkiye
Türkiye’de siyasi iktidarın zaman zaman, elindeki gücün dâim ve kendilerinin de her zaman doğruyu yapmaya yatkın olduğunu var sayarak, kimi maceralara girdiği öteden beri görülmektedir. AKP hükümetinin son aylarda Türkiye gündemine damgasını vuran çabaları da bu tip maceralardan sayılabilir. Macera dediğimize bakılarak, işi küçümsediğimiz de düşünülmesin. Eğer başarılı olunursa bu macera; bir anda projeye dönüşebilir, proje mimarlarına da uluslar arası arenada, Nobel Barış Ödülü dahil, birçok ödül ve saygınlık getirebilir.
AKP hükümetinin önceleri “Kürt sorunu”, “Kürt açılımı” gibi ifadelerle nitelendirdiği; ardından “demokratik açılım”, “milli birlik projesi” gibi isimler taktığı konu; aslında son derece basittir. Nitekim İsrail – Filistin, Çin – Doğu Türkistan, Sırbistan – Bosna Hersek, Sırbistan – Kosova, Rusya - Çeçenistan örneklerinde olduğu gibi bir durum Türkiye’de (çok şükür ki) yoktur. Dolayısıyla İsrail’in Filistinlilere, Rusların Çeçenlere yönelik bir açılım yapması birbiriyle ilgili iki siyasi topluluğun çatışmalarını önlemeye yönelik isabetli bir karar olur. Nitekim İsrail, Çin, Rusya gibi devletler ile Doğu Türkistan, Çeçenistan gibi özerk bölgeler arasında bu tip bir açılımın olması gerek iç siyaset gerekse dış siyaset açısından da ayrı bir önem taşır. Halbuki Türkiye’de Kürtler ile Türkler ya da diğer topluluklar arasında böyle bir problem yoktur. Bir Türkün bilgisi ve çabası sonucu erişebileceği her makama bir Kürt’te oturabilir. Bir Laz’ın başbakan, bir Çerkes’in Cumhurbaşkanı olmasının önünde hiçbir engel yoktur; ki bunlar devletin en üst makamlarıdır.
PKK mevzuuna gelinirse… PKK, bir terör örgütüdür; bebek katilleridir, ellerine Türkiye’nin her coğrafyasından insanın kanı bulaşmıştır. Halen de bu durum devam etmektedir. Öyleyse bir terör örgütüyle pazarlık yapılamayacağı, onlara yönelik gösterilen her iyi niyetin suistimal edileceği bilinmelidir. Kaldı ki dünya siyasetinde de bu durumun örneği yoktur. ABD, El-kaide ya da Taliban için böyle bir çaba içerisinde midir? Hayır, tabii ki!.. “Öyleyse neden biz?” sorusunun beynimizi hızla işgal etmesine engel olamayız. Varsayalım ki radikal bir karar aldık ve bu işe başladık. Böyle mi olmalıdır, o da tartışılacak bir diğer konudur.
Pişmanlık Türkçe Sözlük’te “Yaptığı bir işin veya davranışın olumsuz sonucunu görerek üzülen, nadim” olarak adlandırılır. Oysa Habur’dan giriş yapan 34 kişide böyle bir davranış görülmemektedir. Bilakis, bir sevinç, bir zafer havası oluşturulmuştur. Tablo, 34 teröristin pişman olmadığının açık bir kanıtıdır. Mahkeme heyetinin önünde “Pişmanım” demek de eli kanlı teröristlerin, suça bulaşmamış olsalar dahi, affedilip salıverilmeleri için yeterli olmamalıdır. Bir defa, teröristler yaptıkları işin yanlış olduğunu anlamalı, bu durumu beyinlerinde iyice işlemeli ve hakim önüne bu şekilde çıkmalıdırlar. Sonrasında da hakimi ve tabii aziz Türk milletini pişman olduklarına ikna etmeli, aksi yönde bir anlamaya mahal verecek tavır ve sözlerden şiddetle kaçınmalı, güvenlik güçlerimize kaçıp geldikleri coğrafya ve terörist güçler hakkında istihbarat bilgisi vermelidirler. Neticede ceza da almalıdırlar. Çünkü dağa çıkmak, devlete isyan etmek anlamına gelir ve birinci dereceden suçlu kabul edilmelidirler. Kendileri suça karışmamışlarsa dahi, suça karışanlara yardım etmişler, şehitlerimize tetiği sıkan eli öpmüşlerdir. Yıllarca bu şekilde yaşamışlardır. Cezası elbette olmalıdır, ancak belki iyi niyetinden ötürü cezasında makul miktarda indirime gidilebilir. Büyük devletlerin pişmanlık anlayışı böyle olmalıdır. Çünkü ancak küçük devletler, acizliğinden ve belki de korkusundan ötürü Habur tablosundaki gibi davranabilir.