- Kategori
- İnançlar
Yeni inşa edilen camilere minare yapmak şart mı?

http://www.gazeteadiyaman.com/?KAT=NEWS&CID=1537
Uzun zamandan beri düşündüğüm bu konuyu yanlış anlaşılarak tepki alırım diye yazmaktan çekiniyordum. . Ancak 1.6.2009 akşamı Haber Türk televizyonunda Yaşar Nuri Öztürk ve Cem Yılmaz’ın konuk olduğu “Hayatın içinden” adlı bir programda bir izleyici, “Ezanlar nasıl olsa hoparlörle okunuyor. Bu yüzden camiler minaresiz yapılırsa cami maliyetleri azalmaz mı?” diye bir soru yöneltince bu konuyu gündeme getirmeye karar verdim.
Bu soruya Yaşar Nuri Öztürk şu şekilde cevap verdi. Hazreti peygamber zamanında camilerin minaresiz yapıldığını, ezan sesi duyurmak için daha sonraları yüksek bir yere gereksinim duyulduğundan minarelerin yapıldığını, İran’da ise camilerde minare olmadığını ve ezanın da cami içinde okunduğundan söz etti.
Tunus’ta camilerdeki minarelerin kısa ve sembolik olduğu oraya gittiğimde dikkatini çekmişti. Osmanlılar zamanında camiler bir sanat eseri titizliğiyle yapılmış, ihtişamlı görünmek için de birden fazla minareli olarak yapılmıştır. Örneğin bir rivayete göre Sultan 1. Ahmet, Sultanahmet camiini Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırırken minarelerini altından yapılmasını istemiş, ancak bu bütçeyi aşacağından Mimar Mehmet Ağa, bu altın kelimesini altı anladığını söyleyerek bu camii altı minareli olarak yapmıştır.
Camiler yapılırken genelde bağışlar toplanarak yapılıyor. Diğer Arap ülkelerinde olduğu gibi minarelerin sembolik bir şekilde kısa olarak yapılmasının maliyetleri azalttığı doğrudur. İstenirse buraya harcanacak minare paraları başka yerlere yapılan camilere katkı olarak kullanılabilir. Ancak benim mahalle aralarında yapılan yüksek minareli camilerde sakıncalı gördüğüm konu, deprem kuşağında olan ülkemizde en büyük tehlike minarelerin bir deprem anında yerleşim yerlerine zarar vermesidir. Osmanlılar zamanında yapılan camilerin etrafında geniş avlular ve külliyeler vardır. Bu nedenle buradaki cami minareleri yerleşim yerlerine zarar veremez. Ancak günümüzde mahalle aralarına yapılan camiler yüksek minareli yapılırken bazı zaman da estetik açıdan güzel görünsün diye çift minareli olarak yapılmaktadır. Madem hoparlör kullanılıyor, ezan şerefelerden okunmuyor, o zaman bu kadar minareye ne gerek var? diye düşünülebilir.
Yaşar Nuri Öztürk, ezanlarda caiz olan, araya hiçbir alet konulmadan ezanın insan sesiyle okunması olduğunu söylüyor. Aynı anda hoparlörlerle bir çok camiden okunan ezanlar çevrede gürültü kirliliği yapmaktan başka bir işe yaramıyor. Gerçekten her camide ezan, insan sesiyle okunsa çok daha ahenkli bir ses dizisi çıkar. Bu konu açıldığında, Yaşar Nuri Öztürk, bir çok kişinin, “Başka işiniz kalmadı da ezandan mı rahatsız oluyorsunuz? “ diye sorabileceğini, bunun ise bağnazlık olduğunu söylüyor.
Sonuç olarak günümüzde sadece süs olarak yapılan yüksek minarelerin yerine, boyu 50 cm. yi geçmeyen sembolik minareler yaparak buradan hoparlörlerle ezan okunmasının hem masraf, hem de olası bir depremde zararın azalması açısından daha akıllıca olduğunu düşünüyorum.