- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yeni Türkiye'nin büyük rakamları

Yeni Türkiye’de Orta Öğretimde örtünme serbest oldu. Ama %99’u Müslüman bir ülkede bu yetmez. Bence örtülülerin oranının da aynı olması gerekir: Kadın veya erkek fark etmez, takke, türban, sarık her neyse…ama başlar kapanmalı. (Ancak, şapka hariç, o Eski Türkiye’nin simgesi, o olmaz!)
Büyük Abi ve Müslümanlara önder olmaya kararlıysak bu konuda da örnek olmalıyız diye düşünüyorum. İlerleyen süreçte kadının yüzü de gözükmesin istenirse adım adım onu da yapabiliriz.
Hem sonra, Sayın Bilal Erdoğan, okullarda kız-erkek ayrı okuması gerektiğini söylemiş. Yetkili ve sorumlu bir kişi olarak isabetli davranmış. Bence sadece okullar değil hastaneler, postaneler, uçaklar, trenler de kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı olmalı.
Hatta, erkek kadın doğum doktorları ve çocuk doktorları (Çocukları genellikle anneler doktora götürdüğü için) olması hatası da asgari zararla düzeltilmeli. Onlar erkek hastanelerinde -erkek oldukları için hemşire denemeyeceğinden- hemşir olarak görev yapabilirler. Veya meleler tarafından eğitim verilip imam da olabilirler.
İslam Üniversitesi açılacakmış. Bu da büyük bir adım. Bu topraklar, dalda ekmek bulma kerametine sahip, çok büyük din âlimleri yetiştirdi. Heba olmasın. “Nur”lar içinde yatsın. Mehdi geldiğinde yanlış iş yapmasın diye bir sürü kitap yazdı bıraktı. Mehdi geldiğinde birisi, örneğin kıyamet ne zaman diye sorarsa, hemen şak diye kitabı açacak, tarihi verecek. Büyük kolaylık. Gerçi içimizde, kendisi hakkında doktoralar yapılmış başka, kerametsiz din âlimleri varsa da çok şükür Diyanet işleri Başkanlığımız o konuda gerekli titizliği gösteriyor. Adını bile anmıyor.
Dünya sıralamasında Türkiye’nin rakamları en büyüklerden. Örneğin kadın hakları-eşitlik konusunda 134 ülke arasında 126.sırada. PISA araştırmalarında (Uluslar arası öğrenci değerlendirme) sonuçları açısından bizim öğrencilerimiz 65 ülke arasında ortalamada 44. sırada yer alıyorlar. Matematik formüllerini anlama konusunda ise 62. olmuşlar. Sadece, Pakistan, Yemen, Meksika gibi birkaç ülkenin rakamları bizden büyük.
Son 10 yılda kadın cinayetleri 1400 kat artmış. Yani hem dindarlığımız, hem de rakamlarımız büyümüş.
Türkiye’nin dış borcu 2001’de 129 milyar dolarmış. 2014’de 372 milyar dolar olmuş. O rakam da büyümüş.
1985-2014 yılı arasında, yani Özal ile başlayan ve AKP ile tavan yapan dönemde özelleştirme rakamları da büyümüş. “Önceki hiçbir şey yapmamış hükümetlerden kalan”, hepsi halkın ödediği vergilerle sahip olunmuş, 246 kamu tesisi hisseleri, 394 taşınmaz, 103 tesis, 2 boğaz köprüsü, 8 otoyol, 6 liman,…özelleştirilmiş. 2002’ye kadar yapılan özelleştirmelerin tutarı 8 milyar dolar, 2002-2014 arası tutar ise 38 milyar dolarmış.
Özelleştirme çok karlı, kısa zamanda zengin eden bir şey. Küçük ölçekte de denenebilir diye düşündüm. Buradan benim aklıma tanıdıkların evlerini özelleştirme fikri geldi: Diyelim, size güvenen, satış vekâleti verebilecek bir akrabanız veya arkadaşınız var. Bir evi var. Ama gelir kıt, borçlu. Evi 200 bin lira ediyor. Ama o farkında değil. 150’ye verseniz elinizi öpene satarsınız. Sonra 50 bini alırsınız. 100 binini ona verirsiniz. Birden zengin olur. Borcunu öder. Beğendiği eve taşınır. Size minnettar olur. Sonra… paralar bitip size gelirse çemkirir, baskın çıkarsınız, “ Benim zamanımda ben seni beyler gibi yaşattım, benden sonrakiler seni yoksullaştırdı” veya “Benim sayende zengin oldun, borcunu ödedin, saz çalıp, oynarken, paraları çar çur ederken düşünecektin, şimdi git yine uyu bakalım” diyeceksiniz.
O da gidip uyuyacak, uyuyup büyüyecek, ninniii…