- Kategori
- Kişisel Gelişim
Yeni Yıl Kendini Bilme Yılı Olsun
Kendin dışında kimseyi değiştirmek mümkün değildir. Genel ya da bireysel yaşamlarda meydana gelen acıların kaynağı, egonun “dünyanın merkezi” olduğumuza dair bize oynadığı oyuna yenilmektir.
Evrensel işleyiş, onay beklemez, her an gerçekleşir. Evrende her şey enerjidir ve kendi titreşimi vardır. Organlarımızın bile farklı titreşimleri vardır. Bir karaciğer farklı frekansta, kalp farklı frekansta titreşir. İşte bu titreşimler yoluyla evrenle iletişimimiz her an sürüyor ve bunu engellememiz mümkün değil. Kendi bedenini ayakta tutan organlarının işleyişine dahi müdahale şansı olmayan insanın, kendi dışında birini ve hatta dünyayı değiştirebileceğini sanması, aslında bir açıdan bakınca gülünesidir.
Kendi bedenindeki hücrelere nasıl çalışması gerektiğini kim söylemiştir? Bir pankreas, bir böbrek biz daha minik hücreyken, nasıl karar veriyor oluşmaya? Sakın hücrelerin kendi aklı olmasın?
Aklımızın alamayacağı şeyler olduğunu kabullenmediğimiz sürece, kendimizi tanıyamaz, dünyada küçücük bir alana sıkıştırılmış hayatlarımızı yaşarken ütopyalar üretip, hayali zaferlere umut besleyip ömür tüketiriz; aynen olmakta olan budur. Egonun işi budur; olmadığınız biri gibi olduğunuza sizi inandırmak ve hayatınıza gerçekçi tek bir bakış atmanızı engellemek adına türlü oyunlarla sizi oyalamak. Ego düşmanınız değildir ancak aşırı beslediğinizde de tamamen ihmal ettiğinizde de hiç acımayıp düşmanca davranabilir. Her an beraber olduğunuz sinsi kankalarınız gibi kendini belli etmeden görür işini. Sinsi kankalarınız bir gün zehirini akıtıp hayatınızdan çıkabilir ve gerçek dostlarınızla dolu güzel bir hayat yaşama olasılığınız olur. Ego içinse bunu söylemek çok zordur. Onunla yaşamaya mecbursunuz. Bu demektir ki egoyu dengelemenin yollarını bilmek iyi olur.
Peki nasıl oluyor da, kendi müdahalesi dışında işleyen bedenine zarar verebiliyor insan? Bu da bir müdahale değil mi?
Haklısınız, bu mümkün. Çünkü insan bilinci… Bilincimiz bize bu olanağı sağlıyor; değişim, dönüşüm olanağı. Alkolün karaciğerini bitireceğini bilen ve ille de bitireceğim bu organı diyen biri, istikrarlı bir çabayla kısa sürede bunu başarır. Bu bir başarı mıdır? Niyeti bu ise bu bir başarıdır; hedeflemiş ve yapmıştır.
İnsan beyninin yapısı, bilgiyi sürekli işleme alıyor. İşleme alınan her bilgi, ilgili alana sinyallerini gönderiyor. Karaciğerin titreşimini, hücre enerjisini bozacak şekilde bir çabaya girdiğinde evren her zamanki gibi ne diyor? “Tamam, sen nasıl istersen!”
Evren ısrar etmez, evren seni kırmaz.
Bence mantık gereği, bir insanın buraya kadar anladığından çıkarabileceği sonuç; evrenin bize değişim dönüşüm için sürekli fırsat tanıdığı gerçeğidir. İster bozmaya ister yapmaya yönelik değişim. Buna karar veren sensin ve seni senden başkası, sen izin vermedikçe değiştiremez. Sen izin verdiğinde bile değişimi yaratmana örnek teşkil edebilir, geriye kalan her işi sen yapıyorsun aslında.
Demek ki bir insanı değiştirebilmemiz için onun beynini idare edebilmemiz gerekir. Bakınız ne kadar açık seçik bir bilgi. Bu bilgi sır değil, olması mümkün değil. Kendi beynimizle ne sinyal gönderiyorsak kendimizde değişimi ona göre şekillendiriyoruz. O halde başkasını nasıl değiştirebiliriz? Herkes sadece kendi beynini kullanabilirdi, değil mi?
En bilgiden yoksun kişilerin dahi her an hayatlarında uyguladıkları bir bilgidir de ayrıca. Bir maganda koca, tüm olumsuzluğuna katlanacak eşi nasıl buluyor? Kadını buna mecbur olduğuna ikna edersen çok kolay. Demek ki kadınların beynine öyle bir bilgi sokmalı ki, bir insandan çok vahşi yaratık gibi davranan kocasına ömür boyu hizmet etsin. Mesela toplumsal değerlerin içine, kocaya itaat etmeyen kadının kötü kadın olarak bilineceği hikayesini yerleştirelim. Nesilden nesile geçtikçe bu hikaye işlene işlene, tersini yapan kadın kötülene kötülene artık “iyi kadın olma(!)” kriteri haline gelecektir ve bir kadın kendi beynine bu bilgiyi işletecektir. Gördüğünüz gibi kadının beyni ele geçirilmiş oldu ama yine de kadın kendini ikna ettiği için bu oldu.
Reklamlar neden sık sık tekrarlanıyor? Bir kere söyleyince neden satmıyor? Çok konuşulur olmanın ikna sürecindeki rolü nedir?
Her iş beynimizde olup bitiyor ve aslında her insan bir şekilde bunu kullanıyor. Başkalarını değiştirmenin tek yolunun, onların kendilerini bu değişime ikna etmeleri, yani kendilerinin bunu istemeleri, buna karar vermeleri, beyinlerinde bunu işlemeleri olduğunu biliyor. Tek sorun bu bilginin farkındalığında olmamak. Bu doğal bir süreç olduğundan, farkında olsam demek ki kendi hayatımda güller açtırma şansım var seviyesini görmek konusunda ısrarcı olunmuyor. İşte farkındalık bize bu imkanı veriyor. Zaten bir insan olarak, beynini ve başkalarının beynini nasıl kullanabildiğine yabancı değilsin, tek yapman gereken daha iyi bir dünya, daha dengeli bir dünya için bilgiyi sevgiyle işlemeye niyetinin yani “iyi niyetinin” aktifleşmesidir. Bu mümkün.
Sevgi de diğer her şey gibi biz insanlar için. Başkalarının mutsuzluğuna basarak mutlu olduğunda bunu nesillere aktarıyor ve kötülüğü bulaştırıyorsun. O noktada dünyadan şikayet etmen bir tiyatrodan öteye gitmiyor.
Derin bir nefes alalım. Yeni bir yıl başlıyor. Kalpleri sevgi dolu olanın daha çok sevgiyi, tatminsizlikle yaşayanların hırstan daha çok dudak yiyeceği günleri çektiğini, çekim yasası bize çok net söylüyor. Herkesin kalbini dolduran niyetin hayatında belireceği yıl olacağını ve bunu hiçbir gücün engelleyemeyeceğini bilin.
Ben bir insanım, derviş değilim. görmeyi, fark etmeyi dünya yaşamımı daha doyumlu hale getirmek için seçtim, ötesini bilmek için değil, dünyayı deneyimlemek için buradayım. Hiçbir insanın kesin olarak bilmesi mümkün olmadığı konularda bilgelik edebiyatına girmem, haddimi bilirim, Girenleri de masal okuyucusu modunda izlerim. Bu nedenle sevgiyle çarpan yüreklere içten sevgiler, mükemmel yıllar, harikulade yaşamlar ve diğerlerine şifa diliyorum.