- Kategori
- Güncel
Yeniden Kuvay-ı milli

ŞİMDİ DE KORUYORUZ.
Taksim Gezi Parkı; muhteşem bir buluşmanın, bir uyanışın, direnişin vesilesi, bir iktidarın çöküşünün başlangıcı oldu. Kutlu olsun. Artık ülkemizde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, buna eminim. Eline Türk bayrağını alıp sokağa çıkanlara, marşlar söyleyip hükümetin baskıcı ve dediğim dedik politikalarını protesto etmek isteyenlere tazyikli su ve biber gazı sıkanlar ve onlara emir verenler bu yüce ulusa mutlaka hesap vereceklerdir.
Son yıllara kadar Cumhuriyete ve ATATÜRK Devrimlerine bir şey olmaz, nasılsa Ordu var, devrimleri ve bizi korur diye düşünen bir halk vardı. Fakat Türk halkı, ordunun sindirilmesi üzerine sonunda Cumhuriyetine, Bayrağına ve özgürlüğüne sahip çıktı. Müjdeler olsun.
Bundan belki 20 yıl sonra, bugün ülkemizde olanları kitaplardan hayretle okuyacak olan torunlarım büyük bir ihtimalle bana soracaklardır:
- Peki dedeciğim, ülkemizin değerleri satılırken, manevi inançları oy uğruna kullanılırken, yurtseverleri zindanlara atılırken, Atatürk devrimleri ve Cumhuriyetin kazanımları ayaklar altına alınırken sen ne yaptın?
Artık İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ve yurdun tüm meydanlarında toplanan yüz binlerin, televizyon ve internet başındaki milyonların torunlarına anlatacakları muhteşem bir ortak anımız var. Büyük bir olasılıkla hepimiz olayın başka bir yönünü anlatıp, başka bir açıdan bakıp, farklı değerlendirmelerde bulunacağız. Ama eminim ki; polisin sıktığı tazyikli su karşısında elinde sadece Türk bayrağı ile dimdik duran kadını, polis panzeri önündeki koltuk değnekli adamı, insanların cop yeme, biber gazı yutma olasılığına karşı azim ve kararlılıkla barikatları aşmalarını ve Beşiktaş Çarşı gurubunu mutlaka anlatacağız. Taksim’deki insani dayanışmayı, esprili duvar yazılarını, yaşlı teyzeleri, bastonlu dedeleri, gençleri ve hiçbir parti adı altında olmadan direnişe katılanların çokluğundan ve kararlılıklarından eminim ki hepimiz bahsedeceğiz.
‘Yıl 2012’ydi’, diye başlayacağız söze. ‘AKP diye bir parti vardı, o zamanlar iktidarda’ diyeceğiz. ‘Atatürk devrimlerini ve laik Cumhuriyeti yıkmayı kendilerine hedef seçmişlerdi. Halkımızın bir kısmını farklı yöntemler kullanarak kandırmışlar ve çoğunlukla iktidara gelmişlerdi, ta ki o yılın Cumhuriyet Bayramı’nda Türk yurdunda millete Türk Bayrağını ve Atatürk’ü yasaklayana kadar… ’ diye devam edeceğiz büyük bir ihtimalle. Sonra, Nisan 2013’de halkın hukuksuzluğa ve adaletsizliğe başkaldırışının, iktidarın zindanı Silivri’de barikatların yıkılışını anlatacağız gururla.
“Baskıcı iktidarın sonunu getirenin Gezi Parkı’na irticanın kalesi olarak bilinen Topçu Kışlası’nı yeniden inşa etmek istemesi oldu”, diyeceğiz. O zaman ki Başbakan’ın üç beş çapulcu dediği bir avuç gencin, parktaki ağaçlar kesilmesin diye başlattığı eylemi polisin sabaha karşı biber gazı ile basması, çadırlarını yakması ve bu haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı halkımızın sabrının taşması sonucu başlayan eylemlerin tüm yurda dağılmasını anlatacağız.
Yunanların 1919’da İzmir’i işgal etmesinin Anadolu’da yaktığı Kuvay-ı Milliye ateşi gibi; 2013’de iktidarda olanların halkı hiçe saymasının ve Polis’in acımasızca saldırmasının alevlendirdiği özgürlük ateşinin yeniden tüm Anadolu’da insanları nasıl sardığını anlatacağız, torunlarımıza. En sonunda da AKP adlı partinin ve dayatmaya çalıştığı zihniyetin; bu milletin Atatürk ve Vatan sevgisi karşısında nasıl yok olduğunu ve tarih sahnesinden nasıl silinip gittiğini öğreteceğiz gelecek kuşaklara.
Bütün bu güzellikler içinde meydanlarda eksik bir parça var yine de: Kendilerine ülkücü ve milliyetçi diyen dostlarımız. Kendi vicdanlarına sormalarını istiyorum: Bugün ülkemde milyonlar ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’, ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’, ‘Her şey Taksim, Her yer direniş’, diye slogan atarken siz neredesiniz? İnsanlar özgürlüklerini ararken, kendilerine çapulcu diyenlerden hesap sorarken sizler kahvede okey mi oynuyorsunuz? Sizler bugünü torunlarınıza nasıl anlatacaksınız? ‘Taksim’e giden milletvekilini istifa etmiş sayarım’ diyen parti başkanınız için ne düşünüyorsunuz? Aslında büyük bir kısmınız bizimle beraber biliyorum fakat niye kendinizi yeterince göstermiyorsunuz? Emin olun sizlerle daha güçlü oluruz, çünkü hangi partiye oy verdiğimiz önemli değil, biz de milliyetçiyiz. Kim bilir, belki bu bayram Sayın Bahçeli’nin de AKP ile birlikte gidişine vesile olur. Çünkü bu ülkenin gerçek milliyetçi harekete de ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Bu vatanı kayıtsız şartsız seven, ATA’sına devrimlerine ve özgürlüklerine sahip çıkan, iş başa düşünce gözünü kırpmadan en öne atılan bu milleti hiç kimse sonsuza dek kandıramaz. Güzel günlerin çok yakında olduğuna inanıyorum.
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!
İZMİR, 06 Haziran 2013.