​ Yenilirken kazanmak.. / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '12

 
Kategori
Futbol
 

Yenilirken kazanmak..

Yenilirken kazanmak..
 

Rakamlar yalan söylemez..


Maç öncesi kadrolar açıklandığında herkes aynı şeyi düşünmüştü şüphesiz: Fatih Terim kazanmak istiyor.. Elmander'in yerine Burak'ı ve yine Emre Çolak yerine de Amrabat'ı tercih etmesi bunun net kanıtı. Defansta da rakibin hızlı oyuncularına karşı, yavaş ve henüz fizik kapasitesi yeterli olmayan Cris'in yerine Danny yer aldı.

Alex Ferguson da geçen seneki hayal kırıklığından sonra bu sene daha temkinli anlaşılan. Selçuk'un savunma arkasına atacağı toplardan çekinmiş olacak ki (tıpkı Terim gibi) tecrübeli ama yavaş Ferdinand'ın yerine Evans'ı tercih etti. Selçuk ve Melo'nun karşısına da çok tecrübeli 2 ismi tercih etmiş; Carrick ve Scholes

Kısaca maç öncesi iki teknik adam da kazanmayı istemiş ama aynı zamanda da oyuncu seçimlerinde rakibin özelliklerini de dikkate almak zorunda hissetmişler kendilerini.

Gelelim 90 dakikaya..

'Şans' faktörü futbolda sürekli tartışılır. Kimilerine göre yeşil sahalarda 'şans' diye birşey yoktur, iyiler kazanır. Bazıları şansın önemini çok abartır ve hemen her maç sonrası şansın kendilerinden yana olmadığını belirtir. Bir de ikisinin ortasında olanlar var. Onlara göre de şans kura çekimlerinde olur, belki sahanın durumu, hava koşulları belki de penaltılar şansla ilgilidir. Bir de 'hakem şansı' var tabii..

İlk düdük çaldığında Galatasaray'lı oyuncular biraz panik haldeydi. Bu son derece normal çünkü dün forma giyen 7 kişi ilk defa yaşadılar Şampiyonlar Ligi heyecanını. O yüzden ilk 10-15 dakika çok önemliydi. Fakat maçın başında hakemin vermediği net penaltı, aynı pozisyonda Umut'un sakatlanması ve ardından gelen erken gol rüzgarı tersine çevirdi. (Hakem sayısını istediğiniz kadar arttırın, hatalar yine de devam edecektir)

Golden sonra oyun tam da Manchester'ın istediği şekle büründü. Geride takım olarak çok iyi kapandılar. Dönen topları almayı başardılar. Ani ataklarda hızlı oyuncularıyla (özellikle Nani-Valencia) genelde de Hakan Balta'nın koruduğu sol taraftan tehlikeli oldular. Bunda Amrabat'ın yeterince defansa yardım edemeyişi de etkili oldu. (Amrabat hücum aksiyonlarında etkiliydi ama savunma yönünü biraz daha geliştirmeli, fizik kapasitesi de 90 dakikayı kaldıramıyor henüz)

Maçın henüz başında yenik duruma düşmüşken, Umut-Elmander değişikliğiyle bir hamle şansını da kaybederken, iyi işler de yaptık. Amrabat ve Hamit'le şans bulduk. Çok sayıda korner ve duran top şansı yakaladık ama bunları iyi değerlendiremedik. İlerde belki de en uyumsuz ikili Burak ve Elmander (çok az oynadılar birlikte), orta alanda kötü bir Melo ve Scholes-Carrick'in kıskacındaki Selçuk..Defanstan çıkarken yaptığımız hatalar da cabası..

Fakat özellikle 2. yarı defans daha derli-toplu gözüktü. Orta sahada pas alışverişi biraz daha iyiydi. Emre Çolak da maça hareket getirdi. Manchester United penaltıyı atsa belki maç çok farklı bitebilirdi, ki başka pozisyonlar da buldular. Ama 65-70. dakikalarla birlikte başlayan oyun yüzümüzü güldürdü.

Son dakikalarda kırmızı şeytanların ne hale düştüğünü gördük. Bir ara ceza sahası içinde 10 United'lı oyuncu birden top çıkarmaya çalışıyordu. 90+5 in son saniyelerinde bile defanstan şişirilen uzun toplarla değil, ayağa kısa paslarla gol aradık. Eğer 'hakem şansı' yanımızda olsaydı (Hakem iki taraf için de kötü kararlar verdi ama maçın henüz başında bulacağımız gol maçı dün oynananın tam tersine çevirebilirdi) Hakemi de bir yana bırakın, biraz daha hızlı düşünüp oynayabilirsek, isabetli pas oranını artırabilirsek ve yakaladığımız fırsatları da kullanırsak, bu oyun anlayışıyla birlikte önümüz açıktır.

Kısa vadede defans futboluyla da başarılı olunabilir. Güçlü bir rakibinizi Play-off'da elersiniz, bir final maçını kazanabilirsiniz hatta Şampiyonlar Ligi şampiyonu bile olabilirsiniz. Sonuçta defans da bu oyunun bir parçası yada kontra atak futbolu da bir strateji.. Ancak kalıcı başarılar için topa sahip olan, oyunu kontrol eden, daha fazla pas yapan taraf olmalısınız. Bunu yaptığınızda Barcelona oluyorsunuz, Real Madrid oluyorsunuz.. O yüzden dünkü maç çok önemliydi. Bir felsefe yerleştirdi Fatih terim. Rakip kim olursa olsun, içerde-dışarda amaç kazanmak ve güzel futbol olacak. Dün belki 1-0 kazanırdık ama bu kadar umutlu olamazdık. Rakamlar da umutlu olmamızı sağlıyor: Galatasaray rakibinden daha çok koşmuş, daha çok pas yapmış, daha fazla topla oynamış.. Gerisi biraz tecrübe biraz da kalite. Manchester karşısında olmasa da Braga ve Cluj karşısında kalitemiz ön plana çıkacaktır.

Son olarak, taraftar alkışı haketti. İstanbul'daki maçın çok daha zor geçeceğini gösterdiler..

 

 
Toplam blog
: 65
: 1328
Kayıt tarihi
: 21.08.11
 
 

21 yaşındayım İst. Üniv siyaset bil. ve ulus. ilişkiler 4. sınıf öğrencisiyim... Olaylara eleştir..