- Kategori
- Siyaset
Yerel seçim telaşı

Acaba seçim kazanmak ne anlama gelir?
Bir siyasi seçimde aday adayı olmak demek ne anlama gelir?
Bir siyasi seçimde kullandığımız oylarımızın vebali nedir?
Kaç kişimiz bu vebali düşünerek oyumuzu kullanıyoruz?
Neden hala körü körüne şu veya bu nedenle kalıplaşmış siyasilere oy veririz?
Geçmişteki korkularımız ve buna bağlı olarak gelecek endişemiz midir tek neden. Yoksa "sürü psikolojimiz" mi?
.............
Yaklaşan yerel seçimler ve karmaşıklaşan toplumsal hayat ve sanki seçeceğimiz yerel başkanların bizim hayatımızı düze çıkaracağı yönünde bize empoze edilmeye çalışılan bu günlerde ne yazık ki gene herzaman alışık olduğumuz seyirlikler yaşamaktayız.
Sormak lazım tüm siyasi partilerin adaylarına:
-Ne kadar hukuk biliyorsunuz?
-Ne kadar okuduğunuzu anlayabiliyorsunuz?
-Belediye kanunu nedir? Kaçınız bu kanunu okudu? Anladı? Yarın başkan seçildiğinizde YAPMANIZ GEREKENLER nedir? Ne gibi bir SORUMLULUĞA talip oluyorsunuz haberiniz var mı?
-Küçük de olsa büyük de olsa sonuçta bir toplum yöneteceksiniz. Evin içinden de sokaktan da İYİ YÖNETİM ve KALİTELİ HİZMET vermek adına siz sorumlusunuz. Bu konuda hedefleriniz nedir?
-Belediyecilik demek, bir şehri yönetmek, tüm sosyal hizmetlerin yanında, kaliteli bir şehircilik anlayışı, yedi gün yirmidört saat çalışmak demektir. Hanginiz bu çalışma temposunu göze alabiliyor?
-Hanginizin İMAR Kanunundan haberi var?
-Hanginizin Şehir Planlaması ne demek haberi var?
-Hanginizin paranın doğru kullanılabilmesi adına para yönetimi, İHALE Kanunu, ekonomi vb. den haberiniz var?
-Hanginiz koltuğunuza oturduğunuzda "önümde kocaaaa yıllar var. Koltuğun keyfini çıkarmalıyım. Uyumalıyım" demeyeceksiniz?
......
Bu tür soruların yanıtını kime sorabiliyoruz? Hangi Başkan adayı ile halk olarak bu konularda görüşebiliyoruz?
Kaç kişimizin veridiği oyun bu konuları içermesi gerektiğinden haberi var?
Bence, oy vermeyi düşünenler, oy hakkı olduğunu düşünenler, verecekleri oyun BİR OY olduğunu ve ne işe yarayacağını düşünenler; en azından açıp Belediye Kanunu'nu, Büyükşehir Belediye Kanunu'nu, İhale Kanunu'nu, Türk Ceza Kanunu'nu, Kabahatler Kanunu'nu okumalıdırlar.
Hayattı yaşamayı istiyorsak, ve rahat yaşamak, sağlıklı yaşamak, huzurlu yaşamak istiyorsak; kaldırımlarda rahat yürümek, yollarda egzos gazı yutmamak, yağan yağmur suyu ile arabalar tarafından ıslanmamak, çeşmelerimizden akan suyu kullanabilmek, çocuklarımızın oynayabileceği sağlıklı oyun alanlarının olması, alt katımızdaki lokanta veya fırından şikayetçi olmak istemiyorsak OYUMUZU verirken bir daha düşünmeliyiz.
Yaşam koşullarımız ve isteklerimiz, özellikle büyük kentlerde belediyelerin alması gereken sorumlulukları gerçekten CİDDİ boyuttadır. Bu sorumluluğu üstlenebileceğini düşündüğümüz insanları seçmemiz gereklidir ki biz de yaşadığımız kentin bir parçası olabilelim. Her sabah işimize gidip-gelirken belediyeciliği görebilelim.
İnsanları yönetmek, onlara hizmet HİZMET edebilmektir. O koltuklara oturup, sorumsuzluk sergilemek değildir. Her yöneticinin unutmaması gereken şey, o koltuklar daimi değil, hizmet verdikleri sürece onlara tahsislidir. Onları seçen insanlar olduğu için, o insanlara hizmet yapabilmek için seçilmişlerdir. Seçilmiş olmak, seçenlerden üstün olmak demek değildir. Bunu her siyasinin beyninin en hatırlanabilir köşesine yazması gerekir.
Bizlerin de oyumuzu verirken, tüm bunları düşünerek, titiz davranmamız gerekli olduğu açıkça ortadadır. Ne yazık ki, siyasilerimiz insanların arasına sadece bir dünya koruyucu ve taraftar toplumu ile çıkmakta, soru sorulamamaktadır.
Her ne olursa olsun, öncelikle bizlerin verdiğimiz oyların ne demek olduğunu ve oy verdiğimiz kişiden ne beklentilerimizin olacağının ayrımını yapmamız gerekli.
Sürü psikolojisinden kurtulup, bireysel sorumluluğumuzu üstlenerek oylarımızın en sağlıklı biçimde kullanılmamız dileğimle...