​ Yerleşerek toparlan... / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '09

 
Kategori
Deneme
 

Yerleşerek toparlan...

Yerleşerek toparlan...
 

Toparlanmak zaman alır bir rüzgarın çatınızı alıp götürdüğünde. Toparlanmak, geride kalan herşeyi anımsayarak başlar. Yapılan hatalar, söylenen sözler, en ayrıntı olan başınızın ağrıdığı zamanlar bile aklınıza gelir. Kahkahalarınız gülümsetir hatırladığınızda, o anki kadar neşe vermez ama..

Toparlanmak bir bavul dolusu bez parçalarını alıp düşlerinizdeki sakin bir deniz kasabasına gitmekle başlar düşlerinizde.. Ne gidebilirsiniz, ne kalabilirsiniz... Arada bir yerde durur, durmayan dinmeyen sızınızı hissedersiniz ve toparlanmak gerekir bilirsiniz...

Ne yapacağınızı aslında hiç bilmezsiniz..

Telefona takılır gözleriniz, elleriniz tuşlara basacak olur ve bir ses ararsınız öylesinede olsa sizi rahatlatacak bir ses.. Ama bu da rahatlatmayacaktır, vazgeçersiniz bir başka aynaya bakarsınız. Telaşınız yüzünüze, yüzünüzdeki her çizginizde belirmektedir ve telaşla toparlanmak için....

Mutfaktaki bulaşıklara saldırırsınız, onlar biter tozları alırsınız, evi süpürür kirli çamaşırları makinaya atar ve yine herşey temize çıkınca unutmak istediğiniz sızlayan yanınız zonklayıp durur.. Başınız ağrır, geriye ittiğiniz her söz her gözyaşı için.. Yutkunmak için işlerde bitmiştir ki birden kıyafetlerinizi dolaptan alıp yerlere döküp tekrar düzenlemek gelir aklınıza ve aslında öncesinde bir sigara yakıp dinlenmek gerekir ama dinlenmek toparlanan bir kaç saati hiç edecektir, unutulanları geri dizecektir aklınıza inci inci sıra sıra.. O zaman sigara molası yoktur, dökülenleri toplamak ağrıyı azaltmak için..

Kıyafetlerinde anılar vardır, üzerine sinmiş kokular, şekillerde kahkahalarınız.. Renklerinde yapılan tatlı yorumlar.. Hadi içinden geleni söyle üç beş bez parçasına anlam yükleme, yükleme be kadın! gülümse ve geç... Sevildiğini, mutlu olduğunu hatırlama, olmayan parçaları hayal edip toparlama.. Toparlaman gereken bir sen varsın, sen! sen! sen! kimsenin düşünmediği sen...

Dudaklarını ısırma, ellerinle dokunma sol yanına ve acıma kendine. Bak bitti, üç beş bez parçasınıda bunlar geçerken aklından dizdin dolabına.. Camdan bir çam ağacına takılıyor gözün, bir bavuluna.. Gözlerine aldırma sen, yerleşerek toparlan..

Yaşadıklarını, onu affederek sindirerek toparlan ama unutma..Bacaklarından al hırsını, yor kendini uzun yürüyüşler yap ve sakın banklarda öpüşenler ya da el ele gülümseyen sevgililer seni kandırmasın. Hiç bir üzüntü ömür boyu sürmediği gibi, mutluluklarda öyle. Sadece aldanma, kendini kandırma, izin verme aldatılmana.. Şimdi çek gözlerini çam ağacından ve bavulunuda kaldır en dip köşelere.. Bir köşe belirle evde ve geç yak sigaranı azıcık dinlen.. Sıkma kendini dinle kendinide.. Nede olsa üç beş saat tuttun, sıktın yumruğunu şimdi akıt gözyaşlarını.. Böyle büyüdüğünüde unutmamak lazım, çiçek gibi büyüdün ama sulayan kendini büyüten yine sen oldun. Düşün, sadece yenilgini değil bu zamana kadar kaç zamansız gidişe tanık olupda senin kadar dik duran gördüğünü hatırla.. Unutmak kadar, hatırlamanında faydasını göreceksin..

Yerleşerek toparlan demiştim ya, kendini kandırmaya yerin olmazsa bir başkasının seni kandırmasınada imkan olmayacaktır ve hiç takılmacaktır yerli yersiz gözlerin köşelerde sakladığın bavuluna.. Çam ağaçları ise sadece yağmur yağdığında kokusuyla küçük parçalar anımsayacak sana ama gülümseyerek... Yaşadıklarını onunda yaşaması için hatırlıyor olacaksın.. Gülümseyerek hatırlayacak ve bedelini istemeyide böyle öğreneceksin...

 
Toplam blog
: 7
: 426
Kayıt tarihi
: 27.02.09
 
 

Paylaşmak güzel bir duygu, yazılarımda her rengi, her duyguyu, her bakışı, hatta kendinizdende ve ya..