​ Yetiş tabib, yetiş! Kalbim an be an ölmekte!... / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '13

 
Kategori
İlişkiler
 

Yetiş tabib, yetiş! Kalbim an be an ölmekte!...

Yetiş tabib, yetiş! Kalbim an be an ölmekte!...
 

Yetiş tabip, yetiş! Kalbim an be an ölmekte!...


Ruhumun bir yanıyla Teoman şarkıları dinlerken; öte yanıyla da sana yazıyor, sana sesleniyorum yine. Duyuyor musun sesimi?

Neden seni her düşündüğümde gözlerim doluyor? Oysa ben, Gülen Adamım. Herkesi hem güldürmeye, hem düşündürmeye çalışırım. Herkes bilmese, kimse anlamsa bile beni; bakarsın bir tek senin için yazarım bütün yazılarımı... Belki bir gün gelir, bir tek sana söylerim şarkılarımı...

Vücudumda haffiten bir ürperti, kalbim, nabzım bir güm güm, bir ağır aksak atmakta... Bendeki dengesizliğin nedeni sen misin? Yoksa ben, hepten dengesizin teki miydim? Hadi söyle bakalım doğru cevabı!... Bak! Biz bizeyiz yine işte! Kimseler yok ortalıklarda; bak, görüyor musun, bak,  kimsecikler yok şu anla senle aramızda...

Tenin esmer, ruhun sarışınmış! Bunu ben değil, Teoman söylüyor! Oysa bence sen, biraz mavisin gökyüzü gibi; biraz yeşilsin, ağaçlarla çiçekler misali; beyazın henüz bulunamayan tonuyla siyahın gizemli komikliğinde saklısın sen bence. Nasıl oldu canım? Bendeki sen tarifini beğendin mi?

Sana yazarken, daha mı rahat oluyorum ne! Halbuki ben, hiçkimseye söyleyeceğim sözden çekinmedim ki bugüne kadar. Hatta belki de bu dünyaya, herkesin bilip de kimselerin söyleyemediklerini, düşünmek tamam da; söylemeye yüreğinin yetmediklerini açık etmek için gelmişimdir. Haaa! Ne dersin?

Sana yazıyorum. Çünkü sana söylediklerimi tüm evren de duyuyor ama öyle, ama böyle... Hani söz uçar, yazı kalırmış ya hep; şu fani dünyada... Öyleyse şahidi olsun herkes sana duduğum aşkın... Şahit olsun, şu yerle taaa gökyüzünün en yüksekleri... Bir seni sevdim ben, bir de seni. Sen bilsen de bilmesen de.

Evet, bir kadını seviyorum ben... Ruhu var evet ama; kendisi yok ortalarda... Bir kadını seviyorum ben, suyla havayı, doğayla yaşamı sever gibi... Bir kadının sesi geliyor kulağıma; taaaa uzaklardan bir yerlerden: " Evet, evet... Ben de seni seviyorum." mu diyor ne? Siz de duydunuz mu sesini?

Bak kafam karştı şimdi! Sen, şu an yazdığım kadın mısın, yoksa taaaa bin yıl öteden yüreğime seslenen misin?

Hadi söyle be kızım! Hadi söyle be yavrum! Sen kimsin? İn misin, cin mi? Hayal misin gerçek mi? İnsan hiç hayalle gerçeği karıştırır mı? Ama söz konusu sen olunca, gerçeğinle hayalini yaşıyorum hep birarada.

Ama evet... Mevzu sensen eğer... Başıma her bi şeyler geliyor nedense. Şunu bil ki, kalbim bir tek seni seviyor, seni çağırıyor. Sen eski zamanlardan kalma, geçmek nedir bilmeyen, antik bir kalp sızısısın benim için. En klasiklerinden bir kalp ağrısı, kanaması bitmek bilmeyen bir gönül yarası...

Aman tabib! Bana bir medet! Biliyorum, bitiremezsin ruhumdaki acıları, dindiremezsin kalbimdeki ağrıları ammaaa... Hani şöyle diyorum, bir unutkanlık hapı icad ediversen de!, unutabilsem bütün kadınlarımı! Hani diyorum, öyle bir yara melhemi çalasın ki yüreğime; bir daha acı nedir bilmesin, sızı nedir duymasın yüreğim!

Çok mu zordur senden istediğim ilacı bulmak? Aman bana bir çare! Yetiş tabib, yetiş! Kalbim an be an ölmekte!...

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..