YGS'yi şifreleyelim de mi yapalım, şifrelemeyelim de mi? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '11

 
Kategori
Güncel
 

YGS'yi şifreleyelim de mi yapalım, şifrelemeyelim de mi?

YGS'yi şifreleyelim de mi yapalım, şifrelemeyelim de  mi?
 

Sınama


Gerilim arttıkça ayrışma, ayrışma arttıkça da zıtlaşma zirve yapıyor. 

Günlerdir taraflar, YGS de soruların cevapları şifreliydi, değildi diye iddialaşıyor. 

Konu hakkında açıklama yapanlar, akla hayale gelmedik lâflar söylüyor. "Şifreli sınav varsayımı" üzerinden bir gerçeklik oluşturuyor ve meseleyle alâkalı alâkasız yığınla eleştiri üretiyor. Daha açıkçası bu vesileyle içinde birikmiş olanı, kükremiş bir volkan gibi dışa atıyor. 

YGS sınavındaki sahtekarlık ihtimali sebebiyle içini boşaltanların çoğunluğu kızgın, sinirli ve saldırgan görünmüyor. Aksine sevecen ve sempatik duruyor. Bu, yanardağın çıkardığı lavların gece karanlığında sergilediği muhteşem manzaraya benziyor. Bu görüntü, karşıdan bakıldığında insanı kendine hayran bırakıyor ama aktığı mecraya ölüm taşıyor. İşte aynen onun gibi hükümet karşıtlarının YGS'ye ilişkin yumuşak ve sakin sözleri de hem öğrencilerde, hem de taraftarlarında, iktidar partisine karşı kin ve nefret biriktiriyor. 

Birkaç gündür öyle sözler dinledim ki, kafam allak bullak oldu. Kitapçıkların içinde, "cevap anahtarı var" diyen bile çıktı. Bunu duyduğumda, "yok devenin başı" dedim. Bazı bölgelerde kızların belli okullarda toplanması şifrelenmiş gizli niyete bağlandı. Acaba aynı yerde sınava giren kızların hepsi yandaş mıydı? İşte bunu kimse sorgulamadı. 

Anlaşılıyor ki, bu sınavda bir kısım öğrenci, doğru cevabı bulmak için soru falan okumamış. Mod medyan sistemini ve şifre anahtarını almış, şak diye kalıbın üzerine oturtup işi bitirmiş. Hangi öğrenci, hangi testte hangi şifreyi veya medyanı uygulamış doğrusu bilmiyorum. Her talebe için ayrı ayrı hazırlanan kitapçıklarda soruların yeri değiştiğine göre, herhalde cevapların yeri de değişmiştir. Cevap aynı kalsa bile sorunun yer değiştirdiği kesindir. Bu durumda şifre nasıl uymuştur? Bunun cevabını şifre çözücüler versin. 

Şifrelemeye inanmayanlar, "kişiye özel kitapçık, kişiye özel şifre gerektirir" diyor. Buna karşılık, tartışma proğramlarında yer alan muhalifler, bir çok şifreden sözederek bu açığı kapatmaya çalışıyor. Yani beyinlerde böyle bir düşüncenin yerleşmesine yönelik açıklamalar yapıyor. Evet, bir çok şifreden sözedilmektedir ama hangi öğrencinin, hangi testte, hangi şifreyi uygulamış olduğunun cevabı henüz belirginleşmemiştir. Ayrıca bu şifreli kitapçıklar, sınava girenlerin tümüne mi, yoksa iktidar yandaşlarına mı verilmiştir, o da belli değildir. 

Ben sınava girseydim şifre çözmek için uğraşacağıma soruları cevaplardım ve muhtemelen daha iyi puan alırdım. Çünkü ben, msn şifresimi bile bir kaç denemeden sonra zor tutturuyorum. Eğer soru yerine şifre çözmeye karar verseydim, mod medyan döngüsünü anlayıncaya kadar sınav biterdi. 

Madem herkes kanaatini söyledi, eteğindeki taşı döktü. Bu iktidarın yandaşlarını kayırdığını, bunu KPSS ve üniversite sınavlarına kadar indirdiğini anlatarak rahatladı, ben de içimdekileri ortaya dökerek huzura ereyim. Esasen bu şifre meselesi de geçmişten bugüne süregelen bir çok iddia gibi Ak Parti iktidarını hedef almaktadır. Seçimlerin de yaklaşması sebebiyle hükümeti olabildiğince yıpratmayı amaçlamaktadır. 

KPSS de de böyle olmuştu. Bir sendika meseleye müdahil olmuş, nereden elde ettiyse, sahip olduğu bilgileri adalete teslim ettiğini söylemişti. Bu işi cemaatin yaptığı hakkında kamuoyu oluşturulmuştu. Öyle ki biri, "Otobüste bir gencin elinde KPSS cevap kağıdını gördüm. Üzerinde Fem Dersanesi yazıyordu" diyecek kadar saçmalamıştı. Sonunda, sınav sorularını birilerinin para karşılığı sattığı ortaya atılmıştı. Nedense bu tür davalar uzadıkça uzuyor. Failler yakalanıp adalete teslim edildi ama halâ sonuç yok! 

Böyle durumlarda bir taşla iki kuş vurulabiliyor. Birileri tezgâhını kurup, belki de yıllardır bu işten para kazanırken, karşıtlara da hükümete sataşmak için kaçırılmaz bir fırsat çıkıyor. Sınav sorularını sızdırarak kazanç elde ettiği iddia edilenlere kimse bakmıyor. Onlara "Tuh size, yazıklar olsun" diyen çıkmıyor. Çünkü mevcut durum, sahtekârları da onlar üzerinden iktidarı köşeye sıkıştıranları da son derece mutlu ediyor. Yani alan memnun, satan memnun durumu ortaya çıkıyor. Açıkçası, YGS konusunda dinlediklerim de bundan farklı değil. 

Kimse (eğer böyle bir şifreleme varsa) bunu kimin yapmış olabileceği üzerinde durmuyor. Her yıl üniversite sınavı yapılıyor. Fakat nedense birileri bu yıl, sorularda şifre var mı, yok mu diye merak ediyor ve araştırıyor. Bunun sebebi nedir? Durup dururken neden bazılarının fikri gelmiştir? Şimdiye kadar umursamadıkları şey, neden birden kafalarına dank etmiştir? 

Mod medyan aramasının sınav öncesinde zirve yapmasının altında gizli bir niyet var mıdır? Eğer şifreleme gerçekse, bunun mod medyana göre olacağını kim ve niçin fısıldamıştır? Doğrusu, bir tarafa bütün güçleriyle yüklenenlerin öbür yana hiç bakmamaları, bu husustaki samimiyetlerine gölge düşürmektedir. Ortada bir şaibe varsa, bu neden sadece iktidara ya da yandaşlara maledilmeye çalışılmaktadır. Aksi olamaz mı? Yani birileri, iktidarı yıpratmak amacıyla böyle bir tezgaha girişemez mi? Bu çok uzak bir ihtimal mi? 

Eski ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan bugün, "Ben ayrıldım ama memurlar orada kaldı" şeklinde bir ifade kullandı. Bu sözü herkes istediği yöne çekebilir. Ben şöyle yorumluyorum. Bazı ideolojistlerin eli halâ devletin içindedir. Dışarıda cemaat, iktidar ve dindar karşıtlığını sürdüren aynı düşüncedeki insanlar, devlet memuru olduklarında fikirlerinden vaz mı geçecekler? Bunlar, hükümeti zor durumda bırakmak için böyle bir yola tevessül etmiş olamazlar mı? Artık birileri, bir tarafı hep masum, öbür tarafı hep günahkar görme anlayışından kurtulmalıdır. 

Bu ülkede binlerce insanın kim tarafından öldürüldüğü, binlercesinin neden haksızlığa ve zulme uğratıldığı üzerinde kimse kafa yormuyor. Bu hususta en ufak bir endişesi bulunmayanlar, canileri ifşa edenlerin peşine düşüyor. Tehlike olarak ihbarcıları görüyor. Çünkü diğerinin kendi kafalarında, "Dinciler yapmıştır" gibi kolay bir cevabı bulunuyor. Sınav meselesinde de durum bundan farklı değildir. 

Her zaman olduğu gibi burada da varılmak istenen sonuç şudur. Dinciler bu ülkenin hırsızlarıdır, sahtekarlarıdır, iki yüzlüleridir, üç kağıtçılarıdır, ali dibocularıdır. Ötekiler ise kutlu meleklerdir, göksel masumiyetin, doğruluğun, iyiliğin ve dürüstlüğün yeryüzündeki timsalleridir. 

Toplumumuzda böyle düşünenlerin varlığı tartışmasız bir gerçektir. İşte ben, işine gelmeyen hiç bir doğruyu kabul etmeyen, kendi anlayışına uymayan her gerçeği karalayan, haklı çıkmak için her türlü yalana ve tezgaha başvurmaktan çekinmeyen bu zihniyeti alenen kınıyorum. 

Eğer bu gün toplum, kesin çizgilerle birbirinden ayrılmış, karşıtlık fikir bazından çıkıp düşmanlığa dönüşmüş, aynı ülkenin insanları birbirlerini reddeder hale gelmişse, sebebi bu zihniyettir. Eserleriyle övünsünler! 

Resim: haberseyri.com 

 
Toplam blog
: 462
: 707
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..