​ Yiğidi öldür, hakkını yeme! / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '12

 
Kategori
Tarih
 

Yiğidi öldür, hakkını yeme!

Haberi radyo ve televizyonlardan dinleyip izlediniz; gazetelerde okudunuz:

“27 yıldan bu yana ilk kez Cumhurbaşkanı Kastamonu’da…”

Bildiğiniz gibi, yurdumuzun ücra bir köşesinde bulunan Kastamonu, başkent Ankara’ya çook uzak olduğu için, görev yaptıkları 7 yıl gibi kısa bir sürede, çok istedikleri  halde Ahmet Necdet Sezer de ziyaret edememiş bu ilimizi, Süleyman Demirel de!..

Haklılar!..

Yazın gitmek istemişler; bakmışlar ki sıcak…

Kışın gitmek istemişler; bakmışlar ki soğuk…

Oysa Çankaya köşkü yazın serin, kışın sıcak…

Siz olsanız, bırakır da bu şirin köşkü, gider misiniz taaa uzaklardaki Kastamonu’ya!

Sonra efendim, zaten oraya bir “Vali” göndermişsiniz. Ne gereği var; zırt pırt gidip de adamı rahatsız etmeye!

İl il gezip duracaksa Cumhurbaşkanı, Valiler ne iş yapacak o zaman?

Geçen haftalarda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bir zahmet kalkıp gitmiş de Kastamonu’ya, ne olmuş yani!

Bize ne canım Kastamonu’dan, Gül’den… Boş verin siz onu da bir sorum var size:

“Cılavuz”diye bir yer duydunuz mu?

“-Cılavuz, Cılavuz!... Evet, evet… Cılavuz Köy Enstitüsü diye bir enstitü vardı; bir zamanlar. Doğu’da bir yerde olacak ama… Erzurum mu desem, Erzincan mı desem…”

Epey yaklaştınız ama daha doğuda

“-Muş mu, Van mı?..”

Muş da değil, Van da değil… Kars’ta...

Durup dururken, neden mi sordum bu soruyu? Anlatayım:

Efendim, 1940’ta Kars’ın Cılavuz kasabasında “Cılavuz Köy Enstitüsü” adıyla bir okul açılır. (Bu enstitüden Dursun Akçam, Ümit Kaftancıoğlu, Gültekin Gazioğlu gibi ünlüler yetişmiştir.)

1940-1945 arasında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü iki kez ziyaret etmiş; bu “Enstitü”yü.

Niye hayret ettiniz ki?

 “-Nasıl hayret edilmez muhterem! Son 27 yılda görev yapan Cumhurbaşkanlarımız, Ankara’nın burnunun dibindeki Kastamonu’ya bir kez bile gidemezken, İnönü, hem de II. Dünya Savaşı yıllarında, yurdumuzun en uzak köşesi Kars’a ve o ilimizin bir kasabasındaki okula iki kez gidebiliyor. Nasıl şaşırmaz insan?”

1940’lı yıllarda, en çok en çok 20 milyondu nüfusumuz. (1938’de 18 milyonduk çünkü) Şimdi, 75 milyon… Nerdeyse dört misli çoğalmışız, 20 milyonun derdiyle 75 milyonun derdi bir olur mu? Demek ki, o yıllarda fazla yapacak bir iş yokmuş Çankaya’da. İnönü de canı sıkıldıkça, trene atlayıp gezip duruyormuş!

İki kere iki dört eder gibi, hesap ortada… Doğrusu ya, hayret edilecek bir şey yok, bana göre.

Nitekim, yalnız İnönü değil, Millî Eğitim Bakanı Hasan-Âli Yücel de iki kez gitmiş bu Enstitü’ye.

Hele hele bu okulların fikir babası ve kurucusu İlköğretim Müdürü İsmail Hakkı Tonguç, yılda birkaç kez gidiyormuş.

Üstelik her gidişinde bir hafta, on gün kalıyormuş.

Buradan da anlaşılıyor ki, o yıllarda Ankara’da oturan siyasiler ve bürokratlar işsizlikten canları sıkıldıkça gezmeye çıkıyorlarmış!

1960’lı yılların ikinci yarısında, ben de Kars’ın Arpaçay ilçesinde görev yaptığım için bilirim; kaymağı ve balı meşhurdur o ilimizin.

Demek ki İnönü, Yücel ve Tonguç’un canları kaymak ve bal çektikçe, soluğu Kars’ta alıyorlarmış!

O yıllarda Kars’ta görevli vali ve kaymakamlar, Ankara’daki ‘büyük’lere taze kaymak ve bal göndermemişlerse, suçlu olan İnönü, Yücel ve Tonguç mu?

Bu durumu, daha iyi yorumlayıp açıklayabilecek varsa, buyursun; hodri meydan!..

Açık oy ve gizli tasnifle (sayım) yapılan 1946 seçimlerini CHP kazanır. Köy Enstitülerinin yasallaşmasını sağlayan Milli Eğitim Bakanı Hasan-Âli Yücel, yeni kurulan hükümete alınmaz nedense. Yücel’in yerine Köy Enstitülerine karşı olduğu bilinen Reşat Şemsettin Sirer getirilir. Hükümeti kuran, CHP Genel Sekreteri Emekli Subay Recep Peker, Cumhurbaşkanı da İsmet İnönü’dür. Birkaç yıl önce, “Köy Enstitülerini hayatım boyunca yakından ve candan izleyeceğim”diyen İsmet İnönü!..

Peker, neden Yücel’i kabineye almamış, neden MEB koltuğuna R. Ş. Sirer’i uygun görmüş; İnönü, Sirer’in “Enstitü”lere karşı olduğunu bile bile neden bu tercisi onaylamıştır?

Bu sorunun cevabını bilmiyorum ben. Bilene de rastlamadım bugüne kadar.

Siz biliyor musunuz yoksa?

TBMM 19 Kasım 1951 günü yaptığı gizli oturumda Köy Enstitüleri konusu ele alınır. (Ben çok garip buldum; bu konunun gizli görüşülmesini. Neden acaba? Halkımızın ya da düşmanlarımızın bilmemesi gereken ne konuşulmuştur bu oturumda?)

Bu kapalı oturumun 45 yıl sonra açıklanan tutanaklarından Engin Tonguç aracılığıyla öğrendiğimize göre, CHP döneminin MEB Bakanı Sirer,  Enstitülerin fikir babası Tonguç’u bulunduğu görevden uzaklaştırmış olmakla övünür. Ve “Görevimi yerine getirirken kendi partimden de muhalefetten de bir engelle karşılaşmadım; aksine iki taraftan da yardım gördüm.” der.

Dönemin Eğitim Bakanı. DP’li Tevfik İleri de: “Ben bu mücadeleye başladığım zaman, Sirer başta olmak üzere birtakım Halk Partisi milletvekili arkadaşlarım bana geldiler; bana kuvvet verdiler; teşçi ettiler.” itirafında bulunur. 

Dr. Engin Tonguç, bakın nasıl yorumlamış bu ilginç tabloyu: “Muhalefetle işbirliği içersinde bir Sirer ve oturum boyunca KE’yi biraz olsun savunacak bir tek CHP milletvekilinin bile çıkmamış olması, bu ibret tablosunu tamamlar!” (*) (“Köy Enstitülerini CHP kurdu; Demokrat Parti yıktı” diyen dostlarımın kulakları çınlasın.)

Çok merak ediyorum; bu gizli oturumda İnönü söz almamış mıdır? Almadıysa niçin almamış, aldıysa ne söylemiştir? (Sayın Mahmut Makal’ın yardımıyla elde etmeye çalıştığım o gizli oturumun tutanaklarını okumadan, bu sorunun cevabını öğrenemeyeceğim.)

“1940’lı yılların ilk yarısında, II. Dünya Savaşı’nın o sıkıntılı günlerinde iki kez Kars’a ve Kars’tan daha da doğuda bulunan Cılavuz nahiyesindeki  (bucak) Köy Enstitüsü’ne giden Cumhurbaşkanı İnönü’nün, 1945-1950 arasında aynı enstitüye bir kez bile uğramamasını nasıl yorumlamalı?”diye mi soruyorsunuz.

Siz de çok hoşsunuz hani!

Koskoca Cumhurbaşkanının başka işi gücü mü yok!

Millî Eğitlim Bakanlığımüfettişi değil ki o. “Cumhur”un, devletin başı…

O’ndan sonra gelen Cumhurbaşkanlarından kaçı, kaç kez gitmiş ki?

Bakınız işte, önceki haftaya kadar, Ankara yakınındaki Kastamonu’ya bile son 27 yıldır hiçbir cumhurbaşkanı gitmemiş.

1950-1980dönemindeki Cumhurbaşkanlarından hiçbirini eleştirmeyip deİnönü’ye bu kadar çok yüklenilmesini insafla bağdaştıramıyorum!

Benim felsefem şu:

Yiğidi öldür; ama hakkını yeme!

 
Toplam blog
: 303
: 309
Kayıt tarihi
: 21.02.11
 
 

1942'de Antalya'ya bağlı Akseki ilçesinin Gödene (Menteşbey) adlı kuş uçmaz kervan geçmez bir köy..