- Kategori
- Siyaset
Yıldırım hepimizin acısı
Hayat böyledir işte, bazen hiç tanımadığımız birini kaybedişimizin acısıyla kavrulur yüreğimiz. Sanırsın ki en yakınımızı, canımızı yitirmişiz. Ve sonra birden irkilip sanırsın ki demek de ne oluyor, vatan için, hepimizin canını, malını ve namusunu korumak için şehit olup toprağa düşen bu yiğit, hepimizin en yakını, canı, kardeşi ol mu yor mu deyip kendimi azarlıyorum.
Elbette şehit oldukları ana kadar tanımadığımız nice kahramanlar gibi bu kahramanımızı da tanımıyorduk. Ne zaman toprağa düştü ve geride yanık sesiyle söylediği ''Ali Ayşeyi Seviyor'' şarkısını bıraktı ne zaman kalbimizde derin bir yara açtı işte o zaman ''Biz de Seni Seviyoruz, Allah şehadetini kabul etsin yiğidimiz, hakkını helal et Yıldırım'' diyerek içimizdeki acının en yakınımızı kaybetmekle aynı olduğunun farkına varıyoruz.
Analar ne yiğitler doğuruyor ve toprak ne yiğitleri bağrına basıyor, tıpkı Yıldırım kardeşimiz gibi. Ezanlar susmasın ve bayrağımız hiç inmesin, mavi gökyüzünün altında sonsuza kadar dalgalansın diye bazen Dörtdivan'dan Yaşarlar bazen de Kıbrıscıktan Yıldırımlar göğüslerini siper ederler alçaklara. Çünkü ne Yıldırım ne de Yaşar paranın oyalayıp daha fazla zenginleşmek uğruna bedellinin beklendiği zengin köşklerinde doğup büyümediler. Doğar doğmaz kulaklarına ezan okunduğu, içinde vatan ve millet sevgisinin işlendiği, ahşap evlerden Hz. İsmail'in, kendisini kurban etmek isteyen babası Hz. İbrahim'e büyük bir sebatla boynunu uzatması gibi kendilerini iman dolu kalpleriyle vatan toprağına teslim ettiler.
Şimdi bu acı yaşanmaz mı, yüreğimizi yakmaz mı? Elbette bu acı yaşanır ve elbette bu acı yüreğimizi yakar.
Her defasında bu son olsun desek de, minarelerinde ay yıldız dalgalandıkça bu topraklar, dışarıdaki imansızların ve içerideki işbirlikçi kalleşlerin hedefi olacak ve yeni yeni Yıldırımlar ve yeni yeni Yaşarlar canlarını feda edeceklerdir.
Mutlu Bilge
27.03.2016/BOLU