- Kategori
- Güncel
Yılmaz Özdil'e "arka çıkmak", Alp Gürkan''ı "suçsuz" ilan etmek...Ve...

Bu gökdelenin bir dairesinin satış parası ile 5-10 adet "yaşam odası" yapılabilirdi...
..."HÜKÜMET'E YÜKLENMEK...
Her sabah, saat 07.00'den 09.00'a kadar çeşitli televizyon kanallarından günceli izlerim. Takip edebildiğim kadarı ile de 3-5 köşe yazarından aktarılanları dinlerim...
Bu sabah da aynı şeyi yaptım...Bunlar arasında, Fatih Altaylı'nın köşe yazısı ilgimi çekti...Sanırım, ekrana aktarılan, yazının tamamı değildi...Fatih Altaylı, yazının ekrana aktarıldığı kadarında, Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan'ı adeta tamamen "suçsuz" olduğunu yazıyor ve suçu da yine tamamen Hükümet'e yüklüyordu...
Yazının başlığını şu anda unuttum; ama ben Fatih Altaylı yerine olsaydım, bu içerikli yazının başlığını "Soma Holding sahibi suçsuz" diye atardım...
Sonra, internetten Habertürk gazetesine girdim ve orada da, Fatih Altaylı'nın bugün yazdığı köşe yazısına ulaştım...Yazının başlığı şöyleydi :
"Yusuf Yerkel'li de, Aydın Doğan mı kovacak?"
Fatih Altaylı, bu yazsında da -- bu yazı, benin sabah dinlediğimden çok daha uzundu, belki bu yazının bir bölümü idi -- Hürriyet yazarı Yılmaz Özdili'in o acımasız sözlerine destek veriyor ve bu arada da Yalçın Doğan'a sanki göz kırpıyordu(!?)
Yılmaz Özdil'in, siyasi amaçlı ama insani olarak bütün vicdanları(bazı vicdanları ayırmak gerekir) sızlatan o sözlerinin yarattığı tepki ile, Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in, arabasını tekmeleyen insanı yerde tekmelemesini aynı nitelikte görüp, aynı kefeye koymak ne kadar doğrudur?
Fatih Altaylı'nın, adeta suçsuz olduğu gerekçesiyle Holding Sahibi'ne arka çıkmasının bir nedeni de, madende, işçiler için çok gerekli ve hayati olan "yaşam odası"nın, "İhale şartlarında olmayışı" suçunu da hükümete yüklemesidir...
Yani, "şartnamede yok" diye madende "yaşam odası" yapmayan ve 301 işçinin ölümüne neden olan Holding sahibi suçsuz mu sayılacak?
Yargıtay 10. Daire Başkanlığı, bu konuda şu açıklamayı yapmış : "Soma'da mevzuattaki tüm tedbirlerin alındığı sonucuna varılsa da, işveren sorumluluktan kurtulamayacak. İşveren, "yaşam odası" gibi ölümleri azaltabilecek tedbirlerin, "yasal zorunluluk olmadığı iddiasında" bulunamayacak"
Bir madende "yaşam odası" gibi hayat kurtaracak bir yeri, bile bile yapmamak hangi vicdana sığar acaba?
Fatih Altaylı'nın koruduğu Holding Başkanı'nın, İstanbul'un göbeğinde yükselen 102 metrelik gökdeleninin bir dairesinin satış parası ile 5-10 "yaşam odası" yapılabilirdi...Holding Başkanı, -- kimilerine göre "müstehak", kimilerine göre "Niyazı" olan -- 301 cana kıyacağına bir dairesine kıyamadı mı?
Şimdi aklıma geldi, 1999 Gölcük depreminden sonra, kimilerimiz sıradan evlerimizde oturmaya devam ederken, bazı tuzu kurularımız da, yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen, evlerinin bir köşesine, çelikten, donanımlı "deprem odası" yapmaya başladılar...Şimdi merak ediyorum; Soma Madenleri işvereninin gökdeleninde de, yangından ve depremden koruyan "deprem odaları" var mı, acaba?
Fatih Altaylı'nın, biraz da bu konuyu vicdanında sorgulamasını isterim...
Bağımsız ve de tarafsız yargı, bu konuyu inceleyecek ve suçlu olanların tümünü cezalandıracaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmaması gerekir...
Ama ne yazık ki, kara vicdanları cezalandıracak bir yasa, sanırım dünyanın hiçbir ülkesinin hukuk sisteminde yoktur...Onları cezalandıracak olan "toplumun genel vicdanıdır".
NOT : Aslında Fatih Altaylı okuduğum yazarlar arasındadır...Sabah Gazetesi'nden kalan bir alışkanlıkla yazılarını okumaya devam ettim, ediyorum...Ama bu sabah(22 Mayıs 2014) Habertürk kanalında dinlediğim köşe yazısı ve Habertürk Gazetesi'nde okuduğum yazısı beni biraz düşündürdü...Bu bloğu biraz da bu nedenle yazdım...
Ne yapalım, "doğruya doğru, yanlışa yanlış" demek lazım...Yargılama sürecinde, elbette, hükümetin de "doğruları ve yanlışları" ortaya çıkacaktır. Biraz sabredelim...
cdenizkent