- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Yine Ot Toplama Zamanı

karacalar ( Ormanda hem korku vardır hem de emniyet ve özgürlük.
Baharın ılıman meltemlerinin sürüklediği çiçek kokuları arasında kırsala savrulan genç kız ve gelinler. Tere, yemlik, körmen, hardal v.s. yaban otları için o tepe senin bu dere benim ancak akşama kerpiç damlara dönerler.
Anadoluda her yöre de mi bu yaban ot beslenmesi var? Benim gördüğüm her yörede bu durumu gördüm. Fakirlikten midir, alışkanlık mı bilmem ama geri kalmışlığın bir göstergesi olsa grek diye düşünüyorum.
Bir defasında Nemrut dağına çıkarken dağın hemen her görünen yüzeyine birer ikişer dağılmış ve çoğunlukla çakşır otuyla birlikte binbir yaban otu topluyorlar. Öğrendiğime göre; bu kadar otu ne yapıyorlar soruma karşılık olarak İstanbul'a akrabalarına gönderdiklerini söylediler.
Bu yaban otları kırsal yörenin gıda ihtiyacını karşıladığı gibi kentlerin metropollerin varoşlarına da destek veriyor.
Her sabah veya ikindi zamanı birkaç bayan yani kadınlarımız, kızlarımız gelinlerimiz kara lastikleri ayaklarına geçirip; çorapları dize kadar çekerek kim bilir hangi su bataklarından, derlerden veya bayırlardan geçecekler.
Geçerken ot toplayacaklar. Ya geçemezler se dereleri !
İşte bak (1988) bu orman içi vadi dağlara doğru ilerler. Sonunda Erciyes'i gören Sarıpınarın sırtına varırsın.
Bu dere Bahçecik Deresi, (Adana-Feke Toroslar Tahtalı dağları etekleri) Hıdıruşağı'ndan Bahçecik'e doğru uzayıp giderken öndeki kızılçamların daha yakınında dere boyu kızılağaçlar perde olur sanki. Daha öteler de yüseklere doğru karaçamlar sedirler ve daha ötede göknarlar. Doruklara doğru ardıçların ardından kevenler başlar. Bazan da tek tük çınarlar var vadide.
Ağaçların seyrek olduğu bir çayırlıkta!
İşte bak ilerde bir uzanmış yatan var. Ama kimseler yok! Arkasında bahçecik dere akıyor. Yatan çok sessiz. Belkide birileri itiverse suya düşecek.
Ama yatan ın yakından geçme sırasında genç bir bayan olduğu, ıslak entarisinin - fistanının vücuduna yapışmış tıpkı bir ölü gibi uzanmış olduğunu hissediyorum.
Çevrede in-cin top oynuyor. az önce geçtiğimiz köyde de olağandışı bir durum hissetmemiştim ama bunu suyun kenarında ki çayıra yatırmış olduklarına göre durumu bu yatan insandan başkalarının da biliyor olması kesin.
Diye düşünerekten geçip gidiyorum ve bir süre sonra aynı yoldan dönüyorum. Ama az önce yatan genç kız dan bir eser yok. Hemen az ilerde ki köyde ilk gördüklerime sordum.
Hüzün verici fakirlik öyküsü, ot yolarken geçmeye çalıştıkları derenin geçit vermediğini söylüyorlar. Üç genç kadın ot toplamaya gitmişler, dereden geçerken ikisi başarmış. Soğuk sulara eteğini kaptıran o genç kadın, henüz çocuğu da yok yeni gelin hayatını otlar için derede kaybetmiş.
Ama kime ne! Kim duydu o olayı. Her bahar bu ot toplama gezintilerine çıkarlar. Kimler suya sele kapılır duyan olur mu bilmiyorum ama Burası Anadolu doğuran çok olur diye kıymeti de yok herhalde insanımızın.
Dünya zenginler listesine girenlerin ve kişibaşına milli gelirden öğünç duyanların kulağı çınlasın!
İşte böyle her bahar karşı yoldan ve seyahatteki arabanın pencere camından ot toplayan bu anadolu kadınlarını kızlarını gelinlerini gördükçe Bahçecik Dere de su kenerında çayırda, ıslak elbisesi vücuduna sarılı, yatırılmış gelini hatırlarım.