- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Yok olan Doğa
Yok Olan Doğa İnsanın dünya üzerinde yaşayabildiği kısım dörtte birdir. Geri kalan bölgeler çöller, okyanuslar, kutuplar ve buzullardır. Bu bölgelerde hiç insan yaşamamakta veya çok küçük alanlarda az miktarlarda insan yaşamaktadır. Yaşadığımız bu dörtte birlik kısımda da doğa ile barışık yaşamaktansa, onunla savaşmakta kendi lehimize tahrip etmekteyiz. Bu bozulmalar yüzyıllara dayanan bir değişim değil, bir insan ömrü kadar kısa zaman içerisinde olmakta. Kendi gözlerimizle bu şahit olmaktayız. Maalesef böyle gidersek çocuklarımızdan ödünç aldığımız dünyayı onlara bırakamayacağız.
Bir insan ömrü içinde doğada olan değişiklikleri kendi hayatımdan kesitlerle anlatayım. Çocuklarımıza bizden kalanları görelim. Çocukluğumdan bilirim ( kaç yaşındayım ki) 25 yıl önce günlerce yağmur yağar her taraf göl olurdu. Şimdi yağmur için ellerimizi Allah’a açıyoruz. Toprak doyar büyük menderes ovasında 4-5 metreden tulumbayla su çıkardı. Tulumbayı bilen kaç kişi kaldı. Şimdi su topraktan minimum 40 metreden pompalarla çıkmakta. Oluşan o küçük göletlerde kurbağalar yumurta bırakır, larva halinden iribaşa dönüşür sonra ayakları çıkar kurbağa olurdu. Şimdi buna kaç çocuk şahit olup görebilecek. Evden çıkıp bahçemize yol kenarındaki karaağaçların gölgesinden giderdik, şimdi nerede o ağaçlar. Yandı bitti kül oldu. Oğlum ağaçların altından asla yürüyemeyecek. Bu hale nasıl geldik ne yaptık biz, kendimize soralım. Ağaçları kestik, yaktık, yenisini dikmedik, tarla açtık, sulamayı arklarla yaptık, saldık suları tarlaya bahçeye hiç tükenmeyecekmiş gibi. Ağaçlar olmayınca yağmurlar yağmaz oldu, yağanlar sel oldu. Önce dereler kurudu. Çok iyi hatırlarım İmamköy deresinde balık yakalamayı çalıştığımı. Şimdiyse çöpleri ve taşları yakalayacak çocuklar. Kimse söylemedi bize su fakiri bir ülke olduğumuzu Fırat’ı, Ceyhan’ı, Seyhan’ı, Kızılırmağı, Menderes’i gösterdiler. Akıyorlardı delilercesine boşuna. Önce Küçük Menderes kurudu, sonra Büyük Menderesten akmaz oldu yazları tek damla. Susuzluğuna çare gösterdiler büyük şehirlerin, Sakarya’yı Kızılırmağı. Onlarda kuruyunca elbette bekleyeceğiz çözümü başkalarından. Hiç aklımıza gelmeyecek doğaya yaptıklarımız. Söylemeyeceğiz çocuklarımıza; yıkadık arabalarımızı hortumla, dişlerimizi fırçalarken açık bıraktığımız çeşmeyi, arıtmadan bıraktığımız pis suları, kestiğimiz ağaçları.