- Kategori
- Deneme
Yokluktan varlığa
Milli piyangodan para çıksa bu kadar sevinir miydim? Bilemiyorum.
Fethiye’ ye geldiğim ilk yıllarda Migros’ a bir siparişte bulunmuştum. Uzun süredir okuduğum “ Güncel Psikoloji” ya da “ Popüler Psikiyatri “ dergilerinden birinin getirilmesi ile ilgili.
Aradan yıllar geçti. Geçenlerde “ Popüler Psikiyatri” dergisinden bir tane gördüm dergi raflarında. Almadım, alamadım. İç sesim sabote etti beni. “ Bunca yıl okudun da ne oldu? Emekli ikramiyeni bile en son psikiyatrisine yedirdin de ne oldu?” gibi isyan etti de etti. Ben de ona uydum, almadım.
Fakat üç gün önce tekrar raflarda gördüğümde artık dayanamadım ve aldım. Eski dostlar düşman olmaz, vefasız ve nankör davranma dedim kendi kendime. Bugünüme hizmet ettiklerinin farkındayım bütün o yaptıklarımın. Sağduyum galip geldi bu sefer ve aldım dergiyi. İyi ki de almışım. Çok özlemişim meğerse onunla birlikte kendimi ve yaşamı irdelemeyi.
Derginin” irdeleme” bölümünde Tan Doğan “ Göç Olgusu Üzerine “ demiş, güzel tespitlerde bulunmuş “ İnsanlık” ve “ Sevgi Ekini” üzerine.
Bizim çocukluğumuzda “ göç “ denince hemen “ göçmen kuşlar “ gelirdi aklımıza. O da sevgiyi ve özgürlüğü çağrıştırırdı bizde.
Sonra öğretmenliğim sırasında Sait Faik’ in “ Son Kuşlar” adlı okuma parçası çıktı karşıma. Örnek okuma yaparken öğrencilerime, benim için çok özel bir bölüm vardı ki orada resmen ses tonuma ne kadar tiksinti duyduğumu yansıtmaktan hiç çekinmezdim. Aynen aktarıyorum ( Umarım tiksinti kısmı da yansır):
“Hele bir tanesi vardı, bir tanesi. Çocukları bu işe seferber eden de oydu. Ökseleri cumartesi gecesinden hazırlayan da… Konstantin isminde bir herifti. Galata’ da bir yazıhanesi vardı. Zahire tüccarıydı. Kalın, tüylü bilekleri, geniş göğsü, delikleri kapanıp açılan üstü kara kara benekli bir burnu, deriyi yırtmış da fırlamış gibi saçları, kısa kısa bir yürümesi, kalın kalın bir gülmesi… “
Bugün ise bir” sultan papağanı ”var hayatımda. Birbirimizin yaşamına yerleşmeye çalışıyoruz. Böyle olunca daha da bir hassaslaştı tepkilerim. Tıpkı köpeklere olduğu gibi.
Argos’ la Çalış plajına giderken devlet hastanesine gelmeden, açık bir alanda bir genç motorunun üzerine oturmuş bekliyordu. Neyi mi? Kurduğu ökselere etraftaki kuşların takılmasını. Ne yapacağımı bilemedim. Çünkü bu konuda bilgi sahibi değildim. Şimdi bilgileniyorum. Özellikle bir şikâyet merci arıyorum. Bir dahaki sefere daha hazırlıklı olmak adına. Bu benim bir insan olarak en başta kendime karşı sorumluluğum. “ Göç “ le ilgili bahsettiğim irdelemenin son cümleleri bunu kavratma bağlamında bana çok anlamlı geldi. Şöyle denilmiş;
“Yoksa yavaş – hızlı su alan “ Yeryuvar Gemisi’nde sağ kalan kaptan/ kaptanlar, çımacılar, yolcular… Kalmayacak, tümden “ göç “ edeceğiz yokluğa…