31 Mayıs '07
- Kategori
- Dünya Şehirleri
Yolculuk başlangıcı
Yıllardır plan yapıyorum! Prag’a gideceğim. Ve arkadaşlarım da bilir, ben uzun vadeli (üç yıl sonrası gibi) planlar yaparım ve uygularım. Doğrusu bu benim çok planlı birisi olduğumdan değil, kaldı ki yaşadığımız ortamda planlı olmak da, planların uygulanabilmesi için tek ve yeter şart değil, belki biraz şans diyelim...
Her neyse, uzatmayalım, 1992 yılından beri plan yapıyorum. Prag’a gideceğim. Ancak bir türlü gidemiyorum. Her seferinde bir engel çıkıyor. Artık Prag ile ilgili umutlarımı, heyecanlarımı bir başka bahara bırakmış iken bu yaz bir deneme daha diyerekten planlara başladım.
Master Plan çok şık duruyordu, hava yolu ile Avrupa’ya gidiş, Prag ve diğer birkaç doğu Avrupa şehrini ziyaret edip çaylarını içtikten sonra Almanya'da dostlar ile buluşup İtalya’yı ve Atina’yı gezerek memlekete dönüş yapacağız. Planın hedefleri geriye dönüş yöntemi ile kontrol edildikten sonra uygulama aşamasına geçilmesine karar verildi.
Kuşkusuz henüz sınırsız bir dünyada yaşamadığımız için yapılması gereken ilk iş bir pasaport almaktı. Ben çiçeği burnunda bir YÖK koşulları Yrd. Doç. olduğum için devletimiz bana Yeşil pasaport verir diye düşünerek başvuruda bulundum. Ancak henüz devletimize yeterince hizmet edememiş olduğum için yeşil pasaportu alamayacağımı öğrendim…
Tornayı çalıştırmaya yeniden başlayıp vize sorunu yaşanmadan nasıl gidilir sorusuna cevap aramaya gidip dekan amcama (pardon hocama) sormaya karar verdim. Prag’da yapacağım bilimsel (!) çalışmalar nedeniyle yolluksuz –gündeliksiz görevli sayılmamı ARZ ettiğim dilekçemi de yanıma aldım. Anlayışlı ve perspektifi açık yöneticilerimizin olmasının mutluluğunu yaşayarak gerekli diğer evrakları da alarak Ankara’nın yolunu tuttum.
Em.Gen.Md. Gri Pasaport başvurusu sırasında ilk sürpriz!!! İşgal ettiğim kadro derecesi 3. Derece olduğu için ben Yeşil Pasaport hak edermişim. Yapmayın etmeyin, uçağım kalkacak, hayır Yeşil Pasaport Gri Pasaport öldürürmüş, hem yeşil almalıymışım… Çare yok götün götün (Antep’liler geri geri gel demek anlamında kullanırlar) Diyarbakır’a.
Bütün bu aksilikler niye sorusuna, sanıyorum Prag beni istemiyor; çünkü yetkililer ellerinden gelen yardımı gösteriyorlardı (!) Geldik Diyarbakır’a, bu arada belki yeşil P. alırım diye, Diyarbakır’dan direk İstanbul’a gidebilmek için tüm valizlerimi sırtladım geldim. Yeniden üniversitedeyim. Personele sorunumu anlatıp, neler yapabilir diye sorduğumda, aldığım cevap: Emniyetin belgeleri yanlış yorumladığı sonucu çıktı. Bu sonuç, benim ne yeşil ne de gri pasaport alabileceğim sorunsalına geliyordu.
Her neyse... Yeşil pasaport zaten alamıyordum, bari gri pasaport için emniyetin istediği tarzda bir belgenin yazılabileceğine karar verildi. Yazıyı aldım gidiyordum ki, fax çekip dokümanları teyit etmek aklıma geldi. Kontrol için. Kaçıncı sürpriz bilmiyorum ama gerçek bir sürpriz daha!!! Görevli olduğuma dair yazıyı imzalayan kişiyi emniyet tanımamakta imiş, ya rektör amca ya da diğer rektör yrd.sı imzalamalıymış, saat 16.15, rektörlük binasına yürüyerek 20, koşarak 10 dk. uzaklıktayım. Taksi, kampus içinde ne-mümkün, çaresiz koştum. Saat 17.00de rektörlükten çıkarken yazıyı yetiştirdiğime sevineyim mi, yoksa bu aksiliklere üzüleyim mi diye düşünemedim, çünkü Ankara otobüsünü kaçırmak üzere olduğumu fark ettim.
Tanrı’dan, verilmiş sözler nedeniyle Avrupa yolculuğundan vazgeçemeyeceğim için bu seçeneği hiç gündeme almıyorum. Otobüse biniyorum ve eğer pasaportu bir günde alabilirsem işler yoluna giriyor. Yeniden emniyetteyim, pasaportu bir günde yetiştirmeye çalışacaklarını, ancak garanti edemeyeceklerini söylüyorlar; dolayısıyla bulduğum ucuz bileti iptal ediyorum; maliyeti €200.
Başlarken değil, başlamadan kaybettik diyorum, ama henüz teslim olmadım. Sonunda gri Pasaportu alıyorum ve … İstanbul. Herneyse yaşadığımız olayları özetlemek için rakam söyliyelim:
• 1. Gün Diyarbakır Elbistan (400Km)
• 2. Gün Elbistan - Ankara (700Km)
• 3. Gün Ankara -Diyarbakır(900 Km)
• 4. Gün Diyarbakır Ankara (900 Km)
• 5. Gün Ankara İstanbul (450 Km)
• 6. Gün İstanbul Avrupa (Üç saat)
Eğer Blog yöneticisi onaylar ise Prag'ı anlatmaya geçeceğim.
Sevgiyle