Yolculuk / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Yolculuk

Yolculuk
 

Hııımmmmm....


İnsan canı sıkılınca yolculuk yapmalı.

Şimdi size iç yolculuk yapın, enerji alın verin demeyeceğim. Ben o enerji mevzularını bilmem ama olaylar karşısında dirayetimi, metanetimi korumaya çalışırım. Herkes de kendince bir şeyler yapar, sanırım. Kimseye akıl verme gibi bir ukalalığımız bulunmaz, hamdolsun.

Efendim geçtiğimiz günlerde tesadüfen bir şey fark ettim. Bir minibüse binin ve sizin semtinize göre ennnn uzak semte gidin.

Aman Allahım, ne bilmediğimiz, ne görmediğimiz yerler varmış da haberimiz yokmuş.

Bi de başını cama yasla. İnenlere binenlere bakk. Aynı meraklı kediler gibi!

Evlere bahçelere bakarak, yaşam tarzlarını oku.

En yağ gibi akıp giden asfalttan, en engebeli insanı daldığı alemlerden uyandıran çukurlarla uyanmak.

Tıpkı hayat gibi…

Her şey mükemmel giderken, bir çukurla sarsılmak.

Sonra tekrar çakır çukur yollarda devam ederken, hiç bitmeyecek dediğin engebeli yolun aniden farkına varmadan bitip tekrar düze kavuşma…

Bundan sonra bunu yapacağım. Canım sıkılınca şehiriçi yolculuklara çıkıp, ennnn bilmediğim en gitmediğimmm yerlere gideceğim.

Eee vakit bol. 21 aralık tarihini de atlattık. Yılın en kısa günü. Bardağa hep boş tarafından bakmamak gerek değil mi?

Biraz da, biraz da değil hep dolu tarafından bakmalı; artık günler uzamaya başlıyor.

Yoksa hayat ne kadar çekilmez olur.

Bu günler geçecek.

Güzel günler önümüzde. Belki de siz bu yazıyı okurken olmaz dediğiniz bir şey olacak.

Ama bunun için oturup beklemeyeceğiz. Gayret efor sarf etmemiz gerekir, diye düşünüyorum. Bazen o kadar gayret sarf ederiz ki, olmuyor, ne yaparsan yap olmuyor bazen deriz şarkıcı Teoman gibi.

Ama ben olacağına inanıyorum. Tabii gayret sarf eder ve inanırsak. Neden olmasın. En olmayacak dediğin anda, bir şeyler çorap söküğü gibi sökülmeye başlar. Ama oturup beklememek şartıyla.

Bir de olayın şu yönü var, oturup beklediğin takdirde hastalık hastası insanlar gibi kendini dinlemekten, “ah durumum çok kötü” deyip kendine acımaktan kendini daha da aşağılara çekiyorsun.

Oysa ki istediğin ya da mücadele ettiğin durumdan kurtulmak için; mücadele ederken o anı hissetmiyorsun, aynı sıcak bir yara gibi!

Ancak o kara kötü günleri atlattıktan sonra, geriye dönüp baktığında “vay be neler atlatmışım, ben de peygamber sabrı varmış” diye kendini tebrik bile ediyorsun.

Yolculuk…

Kesinlikle iyi geliyor, kendini dışarıdan seyretme imkânı sağlıyor.

Sadece çevreyi değil, kendini de görüyorsun.

Bazen insan kendine o kadar yakın durur ki, o yakınlıktan hiç bir şey göremez.

Her şeye rağmen çabalamak…

Yaşamın özü de bu değil mi? Yoksa hayat ne kadar manasız ve boş olurdu…

 
Toplam blog
: 246
: 1012
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..