- Kategori
- Ekonomi - Finans
Yolda mıyız yol ayrımında mıyız?

Yolda olmak güzel. Ancak her türlü tedbiri de elden bırakmamak gerekir.
ABD başkanlarından John ADAMS (1735-1826) bir gün demiş ki: ''Bir milleti fethetmenin ve köleleştirmenin iki yolu vardır. Birisi kılıçla yapılır. Diğeri ona borç vermektir. (Kendi dili ile şöyle söylemiş: There are two ways to conquer and enslave a nation. One is by the sword. The other is debt.)
Özellikle 24 Ocak Kararları'ndan sonra yıldan yıla borçlandırıldığımızı ve gün geçtikçe yükselen faizlerini ödemekte zorlandığımızı düşününce; John ADAMS'ın işaret ettiği milletlerden biri de biz mi oluyoruz yoksa, diye sormak isterim.
1 Ocak 2009'daki resmi verilere göre 2008 yılı DIŞ BORÇ durumumuz aşağıdaki durumu arz ediyor:
''Türkiye'nin net dış borç stoku üçüncü çeyrekte yılbaşına göre yüzde 21.8 artarak 162, 6 milyar dolara ulaştı.
Hazine Müsteşarlığı'nın açıkladığı Üçüncü Çeyrek Türkiye Net Borç Stoku verilerine göre, 2007 yılı sonu itibarıyla 133, 4 milyar dolar olan Türkiye'nin net dış borç stoku üçüncü döneminde yılbaşına göre yüzde 21.8 artarak 162.6 milyar dolar oldu. Net dış borç stoku bir önceki çeyreğe göre de yüzde 2.3 artış gösterdi.
-BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN BORCU 2.6 MİLYAR DOLAR ARTTI-
Bankacık sektörünün dış borcu yılbaşına göre 2 milyar 644 milyon dolar artarak 53 milyar 106 milyon dolardan 55 milyar 750 milyon dolara çıkarken; bankacılık sektörü hariç dış borç stoku da 30 milyar 944 milyon dolar artışla 183 milyar 434 milyon dolardan 214 milyar 378 milyon dolara çıktı.
Bu arada, bankacılık sektörü net dış varlıkları ise 1 milyar 747 milyon dolar artışla 50 milyar 14 milyon dolardan 51 milyar 761 milyon dolara yükseldi.
-TOPLAM DIŞ BORÇ STOKU 289.3 MİLYAR DOLAR-
Toplam dış borç stoku da, 2008 Eylül sonu itibariyle 289, 3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Özel sektör borçlarının toplam dış borç stoku içerisindeki payı 196, 2 milyar dolar ile yüzde 67, 8 ve kamu kesimi borçlarının payı 78, 7 milyar dolar ile yüzde 27, 2 olduğu belirlendi. Merkez Bankası borçlarının toplam borç stoku içerisindeki payı ise 14, 3 milyar dolar ile yüzde 5 düzeyinde oldu. Kamu kesimi dış borçlarının büyük bir çoğunluğu orta-uzun vadeli dış borçlardan oluştu. Kamu idarelerinden oluşan Merkezi Yönetim dış borç stoku, üçüncü çeyrek itibariyle 70, 9 milyar dolara ulaştı. Merkezi yönetim dışında kalan mahalli idareler, fonlar, kamu bankaları, KİT'ler ve diğer finansal olmayan kamu kuruluşlarının toplam dış borçları da aynı dönemde 7, 9 milyar dolar oldu. Kısa vadeli özel sektör dış borcu 51, 2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, orta-uzun vadeli dış borçları da 145 milyar dolar olduğu tespit edildi.
-KUR HAREKETLERİ DIŞ BORÇ STOKUNU 7.8 MİLYAR DOLAR AZALMASINA NEDEN OLDU-
Dış borç büyüklüklerinin çapraz kurlarda gerçekleşen hareketlerden etkilenmesine yol açması nedeniyle, Haziran-Eylül döneminde dış borç stoku, döviz kuru değişikliklerinden dolayı yaklaşık 7, 8 milyar doları tutarında azalış gösterdi.
-HAZİNE GARANTİLİ DIŞ BORÇ STOKUNDA ARTIŞ-
Öte yandan, 2008 Eylül sonu itibariyle kamunun 2 milyar 428 milyon dolar, özel sektörün de 2 milyar 845 milyon olmak üzere Hazine garantili dış borç stoku toplam 5 milyar 191 milyon dolara ulaştı. Hazine garantili dış borç stoku yılbaşına göre 475 milyon dolar arttı.
(ANKA'dan alıntıdır)''
2009'un sonuna yaklaşmakta olduğumuz bu günlerde bakalım DIŞ BORÇ yükümüz ne kadar artmış ya da azalmış (?) olacak. Bu durumu da şu an benim için KAPALI BİR KUTU olan Devlet verilerine göre ancak 2010 yılının ilk günlerinde öğrenebileceğiz.
Giderek OSMANLI DEVLETİMİZ'in dış borçlarını yani Duyun-u Umumiye'yi çağrıştırmaya başlayan TÜRKİYE'nin dış borçları bakalım başımıza ne gibi gaileler açacaktır. Çünkü bu gibi borçlanmalar ile içine sürüklendiğimiz pek çok siyasi oyunun milli birliğimizi ve milli gelirimizi etkilemekte olduğu kimsenin dikkatinden kaçmamaktadır. İşte bu çerçeveden bir kaç yıldan beri ertelenen IMF'den BORÇ ALMA işleri yeniden göndeme gelmeye başlamış; pazarlıklar son aşamaya geldiği için olacak ki 2010 BÜTÇESİ öncesinde önümüzü daha iyi (!) görebileceğiz.
2008 yılına ait olduğu için yukarıdaki alıntı içerisinde bulunmayan ve yalnızca IMF kapsamındaki 2009 yılı DIŞ BORÇ DÖKÜMÜ ise Eylül ayı verilerine göre aşağıdaki gibi bir durum ortaya koymaktadır:
''IMF'ye toplam borcun 46 milyar 400 milyon dolarlık bölümü için borç servisi yapıldı ancak vadesinde ödenmeyen tutarların kümülatif faizi nedeniyle halen ödenmesi gereken 7 milyar 885 milyon dolar bulunuyor.
Hazine, Ocak-Temmuz döneminde 85, 8 milyar lira borç ödemesi yaptı.
Hazine Müsteşarlığının Ocak-Temmuz dönemine ilişkin yayımladığı Kamu Borç Yönetimi Raporuna göre, 85, 8 milyar liralık borç ödemesinin 76, 4 milyar lirasını iç borç, 9, 4 milyar lirasını da dış borç oluşturdu. Hazine yıl toplamı için 135, 1 milyar lirası iç borç, 18, 7 milyar lirası dış borç olmak üzere toplam 153, 9 milyar liralık borç servisi planlıyor.
Merkezi yönetim toplam borç stoku Temmuz ayı itibariyle 414 milyar 503 milyon lira düzeyinde. Bunun 307 milyar 716 milyon lirasını iç borç, 106 milyar 787 milyon lirasını da dış borç oluşturuyor.
İÇ BORÇ
Ocak-Temmuz dönemi üzerinden yapılan merkezi yönetim iç borç ödeme projeksiyonunda, en yüklü geri ödeme 23, 3 milyar lira ile Ağustos ayında öngörüldü. Projeksiyona göre, Eylülde 5, 5 milyar lira, Ekimde 17, 1 milyar lira, Kasımda 10, 1 milyar lira, Aralık’ta 1, 6 milyar lira iç borç ödemesi yapılacak. Hazinenin 2010’dan itibaren de Ocakta 20 milyar lira, Şubatta 24, 7 milyar lira, Martta 13, 6 milyar lira, Nisanda 16, 8 milyar lira, Mayısta 12, 8 milyar lira, Haziranda 12, 7 milyar lira, Temmuzda 9, 9 milyar lira iç borç ödemesi planlanıyor.
Hazine, Temmuz ayı dahil 12aylık toplamda, 89 milyar 387 milyon lirası ana para, 48 milyar 420 milyon lirası faiz olmak üzere toplam 137 milyar 807 milyon lira iç borç ödemesi gerçekleştirdi.
IMF BORCU
Türkiye’nin Temmuz sonu itibariyle IMF’ye borcu 7 milyar 885 milyon dolar oldu. Fona borç, geçen yıl sonunda 8 milyar 524 milyon dolar düzeyindeydi.Türkiye , 2001 yılından bu yana IMF’den toplam 46 milyar 745 milyon dolar kaynak kullandı. En fazla kaynak kullanımı 11, 2 milyar dolarla 2001 ve 13, 5 milyar dolarla 2002 yıllarında gerçekleşti.
Toplam borcun 46 milyar 400 milyon dolarlık bölümü için borç servisi yapıldı ancak vadesinde ödenmeyen tutarların kümülatif faizi nedeniyle halen ödenmesi gereken 7 milyar 885 milyon dolar bulunuyor.
DIŞ BORÇ
Türkiye’nin Temmuz itibariyle hesaplanan 106 milyar 787 milyon lira dış borcun tamamına yakını (yüzde 99, 5) 5 yıldan uzun vadeye sahip. Borcun yüzde 57, 5’ini tahvil ihraçları, geri kalan yüzde 42, 5’i de uluslararası kuruluşlar, hükümetler veticari bankalardan alınanlar oluşturuyor. Dış borcun yüzde 55, 2’si ABD doları, yüzde 28, 9’u avro, yüzde 10, 2’si SDR (Özel Çekme Hakkı), yüzde 4, 2’si Japon yeni cinsinden meydana geliyor.
(AA'dan alıntıdır. 06 Eylül 2009)''
Batı'nın piyasa ekonomisi anlamında çuvalamakta olduğunun pek çok işaretlerinden birisi olan KÜRESEL EKONOMİK BUNALIM elbette şöyle ya da böyle bizi etkilemektedir. Bundan kaçış olamaz. Çünkü dünya ile ticaret yapıyorsanız bunun etkilerinden de kaçamazsınız. Gerekli bilgi akışı sağlanamadığı için alınması gereken tedbirleri alamamış ve çok da geç kalmış iseniz geminiz su almaya başkayacaktır. Bize de öyle olduk. Bunun başka izah tarzı olamaz.
Hiç unutmuyorum Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL 1990 yılı sonundaki bir görüşmemiz sırasında, arada bir dönerek sağ yanındaki bilgisayardan Arjantin Borsası'ndan bazı bilgileri öğrenerek, çevresindeki arkadaşlarına gerekli açıklamaları yapmaya çalışıyordu. 1990'lı yıllardaki ekonomi ile bugünü karşılaştırarak gerekli dersleri çıkarmak yetkililerin olduğu kadar bizim de görevimiz.
İşte bu durumda gelinen durumumuz şu:
Toplumda giderek artan geçim sıkıntısı, daralan iş piyasası, tarim ve sanayii alanlarındaki üretim düşüşleri, azalan ihracat (ne yazık ki ithalat da artıyor!), ekonomiden çekilen Devlet'in TOKİ dışında hiçbir yatırım alanında bulunmaması, durdurulamayan TERÖR, artan suçluluk oranları, çalışanlar ile emeklilere yapılan ek ödemelerin azlığı, ithalat olarak dışarıya bağımlılığın giderek artması ve borç para almak gerektiğinin ortak kanı olmaya başlaması toplumu germektedir.
Unutmayalım ki ders alınmadığı zaman TARİH tekerürünü hiç de ertelemez. BATI ile birarada olmaya can atılan sorunlu yolculuğumuzda içine düşülecek yeni bir ekonomik çalkantı gelişmemizi durduracak, umulmadık çalkantılara da yol açabilecektir. Vergilerde indirime gidilmeyecek, borçlu esnaf ile tüccar borçlarından dolayı gerekli rahatlamalara kavuşturulamayacak ise bu dar boğazda sağlıklı bir ticaret ve üretim nasıl yol alacaktır? Yine unutmayalım ki OSMANLILAR'ın başına nice sorunlar açmış olan CELÂLİ İSYANLARI'nın fitilini ateşleyen ilk kıvılcımlar medreselerden mezun olan gençlerin işsizlikten dolayı başlattı küçük başkaldırılardır.
Kılıçsız ve borçsuz nice yıllar için ne kadar çalışsak azdır.
''Görelim Mevlâm neyler!''
Özellikle 24 Ocak Kararları'ndan sonra yıldan yıla borçlandırıldığımızı ve gün geçtikçe yükselen faizlerini ödemekte zorlandığımızı düşününce; John ADAMS'ın işaret ettiği milletlerden biri de biz mi oluyoruz yoksa, diye sormak isterim.
1 Ocak 2009'daki resmi verilere göre 2008 yılı DIŞ BORÇ durumumuz aşağıdaki durumu arz ediyor:
''Türkiye'nin net dış borç stoku üçüncü çeyrekte yılbaşına göre yüzde 21.8 artarak 162, 6 milyar dolara ulaştı.
Hazine Müsteşarlığı'nın açıkladığı Üçüncü Çeyrek Türkiye Net Borç Stoku verilerine göre, 2007 yılı sonu itibarıyla 133, 4 milyar dolar olan Türkiye'nin net dış borç stoku üçüncü döneminde yılbaşına göre yüzde 21.8 artarak 162.6 milyar dolar oldu. Net dış borç stoku bir önceki çeyreğe göre de yüzde 2.3 artış gösterdi.
-BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN BORCU 2.6 MİLYAR DOLAR ARTTI-
Bankacık sektörünün dış borcu yılbaşına göre 2 milyar 644 milyon dolar artarak 53 milyar 106 milyon dolardan 55 milyar 750 milyon dolara çıkarken; bankacılık sektörü hariç dış borç stoku da 30 milyar 944 milyon dolar artışla 183 milyar 434 milyon dolardan 214 milyar 378 milyon dolara çıktı.
Bu arada, bankacılık sektörü net dış varlıkları ise 1 milyar 747 milyon dolar artışla 50 milyar 14 milyon dolardan 51 milyar 761 milyon dolara yükseldi.
-TOPLAM DIŞ BORÇ STOKU 289.3 MİLYAR DOLAR-
Toplam dış borç stoku da, 2008 Eylül sonu itibariyle 289, 3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Özel sektör borçlarının toplam dış borç stoku içerisindeki payı 196, 2 milyar dolar ile yüzde 67, 8 ve kamu kesimi borçlarının payı 78, 7 milyar dolar ile yüzde 27, 2 olduğu belirlendi. Merkez Bankası borçlarının toplam borç stoku içerisindeki payı ise 14, 3 milyar dolar ile yüzde 5 düzeyinde oldu. Kamu kesimi dış borçlarının büyük bir çoğunluğu orta-uzun vadeli dış borçlardan oluştu. Kamu idarelerinden oluşan Merkezi Yönetim dış borç stoku, üçüncü çeyrek itibariyle 70, 9 milyar dolara ulaştı. Merkezi yönetim dışında kalan mahalli idareler, fonlar, kamu bankaları, KİT'ler ve diğer finansal olmayan kamu kuruluşlarının toplam dış borçları da aynı dönemde 7, 9 milyar dolar oldu. Kısa vadeli özel sektör dış borcu 51, 2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, orta-uzun vadeli dış borçları da 145 milyar dolar olduğu tespit edildi.
-KUR HAREKETLERİ DIŞ BORÇ STOKUNU 7.8 MİLYAR DOLAR AZALMASINA NEDEN OLDU-
Dış borç büyüklüklerinin çapraz kurlarda gerçekleşen hareketlerden etkilenmesine yol açması nedeniyle, Haziran-Eylül döneminde dış borç stoku, döviz kuru değişikliklerinden dolayı yaklaşık 7, 8 milyar doları tutarında azalış gösterdi.
-HAZİNE GARANTİLİ DIŞ BORÇ STOKUNDA ARTIŞ-
Öte yandan, 2008 Eylül sonu itibariyle kamunun 2 milyar 428 milyon dolar, özel sektörün de 2 milyar 845 milyon olmak üzere Hazine garantili dış borç stoku toplam 5 milyar 191 milyon dolara ulaştı. Hazine garantili dış borç stoku yılbaşına göre 475 milyon dolar arttı.
(ANKA'dan alıntıdır)''
2009'un sonuna yaklaşmakta olduğumuz bu günlerde bakalım DIŞ BORÇ yükümüz ne kadar artmış ya da azalmış (?) olacak. Bu durumu da şu an benim için KAPALI BİR KUTU olan Devlet verilerine göre ancak 2010 yılının ilk günlerinde öğrenebileceğiz.
Giderek OSMANLI DEVLETİMİZ'in dış borçlarını yani Duyun-u Umumiye'yi çağrıştırmaya başlayan TÜRKİYE'nin dış borçları bakalım başımıza ne gibi gaileler açacaktır. Çünkü bu gibi borçlanmalar ile içine sürüklendiğimiz pek çok siyasi oyunun milli birliğimizi ve milli gelirimizi etkilemekte olduğu kimsenin dikkatinden kaçmamaktadır. İşte bu çerçeveden bir kaç yıldan beri ertelenen IMF'den BORÇ ALMA işleri yeniden göndeme gelmeye başlamış; pazarlıklar son aşamaya geldiği için olacak ki 2010 BÜTÇESİ öncesinde önümüzü daha iyi (!) görebileceğiz.
2008 yılına ait olduğu için yukarıdaki alıntı içerisinde bulunmayan ve yalnızca IMF kapsamındaki 2009 yılı DIŞ BORÇ DÖKÜMÜ ise Eylül ayı verilerine göre aşağıdaki gibi bir durum ortaya koymaktadır:
''IMF'ye toplam borcun 46 milyar 400 milyon dolarlık bölümü için borç servisi yapıldı ancak vadesinde ödenmeyen tutarların kümülatif faizi nedeniyle halen ödenmesi gereken 7 milyar 885 milyon dolar bulunuyor.
Hazine, Ocak-Temmuz döneminde 85, 8 milyar lira borç ödemesi yaptı.
Hazine Müsteşarlığının Ocak-Temmuz dönemine ilişkin yayımladığı Kamu Borç Yönetimi Raporuna göre, 85, 8 milyar liralık borç ödemesinin 76, 4 milyar lirasını iç borç, 9, 4 milyar lirasını da dış borç oluşturdu. Hazine yıl toplamı için 135, 1 milyar lirası iç borç, 18, 7 milyar lirası dış borç olmak üzere toplam 153, 9 milyar liralık borç servisi planlıyor.
Merkezi yönetim toplam borç stoku Temmuz ayı itibariyle 414 milyar 503 milyon lira düzeyinde. Bunun 307 milyar 716 milyon lirasını iç borç, 106 milyar 787 milyon lirasını da dış borç oluşturuyor.
İÇ BORÇ
Ocak-Temmuz dönemi üzerinden yapılan merkezi yönetim iç borç ödeme projeksiyonunda, en yüklü geri ödeme 23, 3 milyar lira ile Ağustos ayında öngörüldü. Projeksiyona göre, Eylülde 5, 5 milyar lira, Ekimde 17, 1 milyar lira, Kasımda 10, 1 milyar lira, Aralık’ta 1, 6 milyar lira iç borç ödemesi yapılacak. Hazinenin 2010’dan itibaren de Ocakta 20 milyar lira, Şubatta 24, 7 milyar lira, Martta 13, 6 milyar lira, Nisanda 16, 8 milyar lira, Mayısta 12, 8 milyar lira, Haziranda 12, 7 milyar lira, Temmuzda 9, 9 milyar lira iç borç ödemesi planlanıyor.
Hazine, Temmuz ayı dahil 12
IMF BORCU
Türkiye’nin Temmuz sonu itibariyle IMF’ye borcu 7 milyar 885 milyon dolar oldu. Fona borç, geçen yıl sonunda 8 milyar 524 milyon dolar düzeyindeydi.
Toplam borcun 46 milyar 400 milyon dolarlık bölümü için borç servisi yapıldı ancak vadesinde ödenmeyen tutarların kümülatif faizi nedeniyle halen ödenmesi gereken 7 milyar 885 milyon dolar bulunuyor.
DIŞ BORÇ
Türkiye’nin Temmuz itibariyle hesaplanan 106 milyar 787 milyon lira dış borcun tamamına yakını (yüzde 99, 5) 5 yıldan uzun vadeye sahip. Borcun yüzde 57, 5’ini tahvil ihraçları, geri kalan yüzde 42, 5’i de uluslararası kuruluşlar, hükümetler ve
(AA'dan alıntıdır. 06 Eylül 2009)''
Batı'nın piyasa ekonomisi anlamında çuvalamakta olduğunun pek çok işaretlerinden birisi olan KÜRESEL EKONOMİK BUNALIM elbette şöyle ya da böyle bizi etkilemektedir. Bundan kaçış olamaz. Çünkü dünya ile ticaret yapıyorsanız bunun etkilerinden de kaçamazsınız. Gerekli bilgi akışı sağlanamadığı için alınması gereken tedbirleri alamamış ve çok da geç kalmış iseniz geminiz su almaya başkayacaktır. Bize de öyle olduk. Bunun başka izah tarzı olamaz.
Hiç unutmuyorum Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL 1990 yılı sonundaki bir görüşmemiz sırasında, arada bir dönerek sağ yanındaki bilgisayardan Arjantin Borsası'ndan bazı bilgileri öğrenerek, çevresindeki arkadaşlarına gerekli açıklamaları yapmaya çalışıyordu. 1990'lı yıllardaki ekonomi ile bugünü karşılaştırarak gerekli dersleri çıkarmak yetkililerin olduğu kadar bizim de görevimiz.
İşte bu durumda gelinen durumumuz şu:
Toplumda giderek artan geçim sıkıntısı, daralan iş piyasası, tarim ve sanayii alanlarındaki üretim düşüşleri, azalan ihracat (ne yazık ki ithalat da artıyor!), ekonomiden çekilen Devlet'in TOKİ dışında hiçbir yatırım alanında bulunmaması, durdurulamayan TERÖR, artan suçluluk oranları, çalışanlar ile emeklilere yapılan ek ödemelerin azlığı, ithalat olarak dışarıya bağımlılığın giderek artması ve borç para almak gerektiğinin ortak kanı olmaya başlaması toplumu germektedir.
Unutmayalım ki ders alınmadığı zaman TARİH tekerürünü hiç de ertelemez. BATI ile birarada olmaya can atılan sorunlu yolculuğumuzda içine düşülecek yeni bir ekonomik çalkantı gelişmemizi durduracak, umulmadık çalkantılara da yol açabilecektir. Vergilerde indirime gidilmeyecek, borçlu esnaf ile tüccar borçlarından dolayı gerekli rahatlamalara kavuşturulamayacak ise bu dar boğazda sağlıklı bir ticaret ve üretim nasıl yol alacaktır? Yine unutmayalım ki OSMANLILAR'ın başına nice sorunlar açmış olan CELÂLİ İSYANLARI'nın fitilini ateşleyen ilk kıvılcımlar medreselerden mezun olan gençlerin işsizlikten dolayı başlattı küçük başkaldırılardır.
Kılıçsız ve borçsuz nice yıllar için ne kadar çalışsak azdır.
''Görelim Mevlâm neyler!''