- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yorgun Yüzler
İnsanların yüzleri, gözleri ne çok şey anlatır. Yaşanmışlıklar, yaşanmamışlıklar hepsi yüzümüze yansır. Yüzümüz resim gibi, hepsini yansıtır.
Oysa son zamanlarda baktığımda insanların yüzlerinde “yorgunluk, bıkkınlık” ifadesi var. Tren gideceği yere ulaşsın biz de inelim, varalım, başka bir ifade yok.
Gözlerde bir anlam yok, farklılık yok, hep aynı bakıyor. Sadece gideceği yere varmayı bekleyen, sadece zamanı kovalayan insanlar.
Neden insanların yüzündeki farklılık kayboluyor?
Sistemler mi insanları bu hale getiriyor? Sistemler insanları tekdüze mi yapıyor? Sistemlerin dışına çıksak olmuyor mu?
Bunların hepsi ayrı tartışma, sosyolojik belki de bilimsel konular.
Ama biz insanlar sistemlerin dışında kalmamak için o kadar çok çaba harcıyoruz ki, bedenen veya fikren, sonunda yorgun ve bıkkın insan görüntüsünden başka hiçbir şey çıkmıyor ortaya.
Yaşamın kendisinden öyle uzaklaşıyoruz ki, hissetmeyi kaybediyoruz. Hissetmeyi kaybedince mutlu olmanın ne demek olduğunu bile anlayamıyoruz. Çünkü bizi ne mutlu eder sorusunun cevabını bile bulamıyoruz. Bizi mutlu eden şeyleri de yine sistem dahilinde olan şeyleri yaparak bulduğumuzu zannediyoruz.
Bu nedenle de sadece zamanı ve kendimizi tüketiyoruz.
Neticede yaşam, yaşamların kendi içinde kaybolup gidiyor.