- Kategori
- İlişkiler
Yüreğin ağır Senfonisi

Bile bile sürdürmek yıpranmış bir sevdayı, ne gereksiz, ne ağır bir yüktür kalbe..
Her sabah uyanınca yeni güne, içinde artık kelebeklerin uçuşmaması, hüzün karışık duygular, görülen karmaşık rüyaları anlamlandırmaya çalışarak içinde bulunulan duruma etiketlemek.. Yüreğin isyanı bu olsa gerek!
Ona kulak vermekten kaçıyorum birkaç zamandır. Sesini duymazdan gelip kendime zoraki, anlık mutluluklar yaratmaya çalışıyorum. Tartışmalardan yoruldum; üzerlerini örtüyorum kalın yorganlarla. Aslında sadece kendim için yapıyorum bunu. Gücüm bitmek üzere hissediyorum. Yavaş yavaş hissizlik bulutlarıyla kaplanıyor ruhum. Çok fazla düşünmüyorum, boş vermeyi hiç bu kadar iyi becerememiştim hayatımda. Gittiği yere kadar taşıyorum olay çıkaran kalpleri; dallandırıp budaklandırmıyorum. Zihnimde öfkeli diyaloglar yok artık; hepsi sustu.. Mum ışığında oturuyorum sessizce, yandığı yere kadar diyerek..
Akıntının tersine kürek çekmekten yorgun düştü kollarım ve tüm bedenim. Acıyı kabulleniş sürecinin sancısız yansımalarını görüyorum aynaya baktığımda. Tuhaf, ama ben direnmiyorum. Değişim için kıpırdamıyorum. Tek bir renge bulanmış olmak belki de daha güvende hissettiriyordur beni, kim bilir.. Belki sadece bu yüzdendir kendimi dibe vurmaktan sakınmamın sebebi. Bu yüzdendir belki de sahte gülüşlerim, sanki beni üzen hiçbir şey yokmuş gibi tavırlarımın sebebi. İşte bu yüzden ağırlaşan bir sevdanın pençesindeyim. Nereye kadar taşıyabileceğimi bilmiyorum.
Mum ışığında oturuyorum sessizce, yandığı yere kadar..