- Kategori
- Kişisel Gelişim
Yüzyüze konuşmak
Konuşmak her insan için bir ihtiyaç. Kaldı ki çeşitli sebeplerle çevresiyle bir takım anlaşmazlıklar içinde olan insanlarla sıkça karşılaşırız günlük yaşantımızda. Tabi konuşmak her insan için ihtiyaç olduğu kadar iyi konuşabilmek, kendini iyi anlatabilmek de çok önemli. Aksi ise anlaşmazlıkların başlıca sebebi. Şimdi kiminle konuşsanız mutlaka her şeyin en güzelinden söz edecektir. Hiç kimse kolay kolay yanlışı söylemez, doğru olmayanı savunmaz. Ama iş uygulamaya gelince işte orada çözülmeler başlıyor. Ve insan ilişkilerinde, insanın kendiyle ilişkilerinde, insanın doğa ile
ilişkilerinde sıkıntılar başlıyor. Ve tabi insanın çevreyle olan ilişkilerinin niteliği de, o insanın yaşam çizgisini, yaşam felsefesini ve kalitesini belirliyor. İnsanlar arasındaki bu “düşünce alışverişi” sorunları, hayatın değişik yönlerinde her zaman kendini gösteriyor.
Güzel konuşmak bir sanattır. Bir ressamın resim çizmesi gibi, bir bestecinin beste yapması gibi konuşurken de dinleyenleri ses ve kelimelerin gizemli ahengiyle büyülemek…
Hani derler ya şiir gibi konuşmak diye… İnsanın kendini, meramını, isteklerini iyi ifade edebilmesi ve bunu yaparken de dinlemeyi bilmesi; muhatabını kırmadan, incitmeden konuşabilmesi gerçekten çok önemli.
Peki karşılıklı konuşurken ya da yazarken ne kadar hassasiyet gösteriyoruz? “Dinlemeyi bilmeyen konuşmayı da bilemez” diye bir sözümüz de vardır. Diyalog halinde olduğumuz kişilerin konuşmalarına, düşüncelerine göstereceğimiz saygı ve pozitif yaklaşım, karşımızdakinden beklediğimizle aynı olmalıdır ki zaten bu da medeni olmanın bir gereğidir.
İnsan sosyal bir varlık olduğuna göre iletişim herkes için her alanda ve her anlamda hayatın olmazsa olmazı, vazgeçilmezidir. İnsanlar arasında iletişim mutlaka her şekilde kurulabilir şartların gerektirdiği gibi. Elektronik posta, mesaj, telefon vs. ama en önemlisi yüzyüze konuşmak konuşabilmek... Çünkü anlaşabilmede, sorunların çözümünde en önemli, en güçlü iletişim şeklidir karşılıklı konuşmak, yüzyüze konuşmak... Ses tonundan tutun, bakışlardan, göz bebeklerinden, nefes alışına kadar, nekadar ciddi olunduğu, samimi olunduğu anlaşılabilir. Bir anlık bakış, bir mimik, bir jest; ses tonu ve duygular ciddiyet ve samimiyetle konuşmaya daha güçlü anlam katacağı gibi, yalanı ve samimiyetsizliği de açıkça belli eder.
Yüzyüze konuşmanın önemi, kelimelere, mimik ve ses tonu yardımıyla yani vücut dilini de kullanarak daha güçlü anlamlar yükleyebilmektir. Çünkü yazı ile anlatımda bu mümkün değildir.
Mesela yazarken nekadar öfkeliysek ve karşımızdakine yüklenip ağır sözler sarf etme isteği içindeysek, konuşurken karşımızdan alacağımız bir yumuşak bakış,bir teessüm ya da anlık hoş bir söz ile bir anda kişiye değil çözüm bekleyen soruna yönelir ve hatta sorunu birlikte çözme imkanını da yakalayabiliriz. Çünkü yüzyüze konuşmada vücut dili de en az konuşma kadar etkilidir. Peki bütün bunların tersi olamaz mı, yani olumsuz bir mimik, bir söz herşeyi daha da olumsuz hale getiremez mi? Elbette getirir ama öncelikle iyi niyet ve sevgiyle yaklaşım olduktan sonra mutlaka medeni çizgilerde buluşulacaktır. Medeniyet saygı ve sevgi ile başlar...
Erol Güldiken