- Kategori
- Bilim
Zaman kuantumu fiziği
Boyut fermuarında irdelenen mekandı, zaman değil. Mekanın kuantaları olduğunu biliyoruz ama zamanın kuantaları olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Bizim kastettiğimiz anlamda zaman, 10 üzeri 43 saniyeden sonra anlamsızlaşır, Planck zamanı denilenden sonra. Şimdiye dek inebildiğimiz en kısa zaman birimi, 10 üzere eksi 18 saniyeydi ki bu aşağı yukarı kimyasal reaksiyonların ortalama süresidir; yani, böylelikle çok yakında kimyasal reaksiyonların fotoğraflarını/filmini çekebileceğiz.
Burada kullandığımız mikro-mikro araç ışık. Ancak henüz çok çok kısa dalga boylu ışığın nasıl bir şey olduğunu henüz bilmiyoruz. Çok uzun dalga boylu elektromanyetik dalgaları radyo dalgası olarak kullanıyoruz. Dönelim boyut fermuarına: Orada mekanı altbirimlerine çözmek tasarlanmıştı. Einstein’a göre zaman mekanın bir fonksiyonu.
İşte burada, benim ‘triyalektik trilemma’ dediğim durum var: Ek olarak Hesienberg, kendi adını taşıyan belirsizlik ilkesinde, bir nesnenin mikro mikro ölçekte aynı anda hem hızını, hem de konumunu bilemeyeceğimizi/belirleyemeyeceğimizi önesürer. Ancak, mekanın (x, y, z) ve zamanın (t) tanımını yapmaz. Bunu Einstein da yapmaz. O uzay zamanı bir akışkan gibi tasarlar/resmeder.
Planck ise, bambaşka yönde bir takınağa sahiptir: Parçaların asla ve kata bütünden büyük olamayacağını önesürer. Neden? Çünkü onun kuantum fiziği aslında böyle bir evren önerir. O da tıpkı Einstein gibidir, o da kendi denklemlerinin sonucu olan, raslantılara (vurgu: rasgeleliğe değil) dayalı bir evreni yadsır. Oysa, parçaların bütünden büyük olduğu sistemler gözümüzün önündedir, 7 tane (6’dan büyük sayıda) X IQ’lu insan biraraya gelip bir grup oluşturunca, IQ’ları düşer; çünkü, donanma en yavaş gemisinin hızıyla ilerler (gruptaki en aptal kişi konuya göre değişir, yani dinamik bir denge/sizlik sözkonusudur).
Bu durumda, tıpkı 4 boyuta katlı 11 boyut gibi, parçaların bütünden büyük olabildiği bir zaman tasarlamak gerekir. Bunun da, 10 üzeri eksi 18 ile, 10 üzeri eksi 43 saniye arasında bir yerde olması mümkün.
Parçacık hızlandırıcılarında enerjiyi arttırarak, evreni zaman içinde geriye doğru başlangıçtaki konumuna limitleriz ama bunun zaman için de doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Zaten mekan için de, şişme ve yeniden sünme dönemlerinden dolayı, bir birebirlik bozulması durumu sözkonusudur.
Burada sinemadan yardım alabiliriz: Fizik; tersinmez, homojen, tek boyutlu, sürekli bir zaman koyutsar. Oysa; sinemanın yarattığı doğrusal olmayan zamanlarda tersinirlik, heterojenlik, çok boyutluluk (tıpkı 11-4 boyut gibi), süreksiz durumlar mümkündür. Sezgim, çözümün süreksiz zamandan geleceğini dürtüyor.
Süreksiz zamanda, zamansızlık, zamandışılık, zaman değillik sözkonusudur. İlginçtir delilikte ve bazı metafizik öğretilerde böylesi zaman anlayışları var. Ancak fizikçilerin metafizik kullanmayı duyunca, tüylerinin diken diken olduğunu biliyorum.
Öyleyse, yalnızca kritik bilgiyi imleyelim:
Zaman bildiğiniz şey değildir.
Bu, ne işe mi yarar? Sandığınız gibi zaman yolculuğuna değil, zamanı durdurmaya, yani değişik bir ölümsüzlüğe… Unutmayın ışık durduruldu bile…