​ Zamanı akıtmak 32 / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '11

 
Kategori
Felsefe
 

Zamanı akıtmak 32

32-] Bu da, aynı eksende olan olay girişmelerinin ortak ekseni daha bölek hale getirmesidir. O olaya ilişkin ayrıntılama seçiciliğinin artması demek, o olay dek analizin çoklaşmasını, ya da eksen böleklerinin, daha da küçülterek, kendi özel eksenini kısaltmaktadırlar. 

Şimdi söylemimin ikinci kısmına geçelim. Birim süreli olan, bağıl iki olayda; olayların birbirine göre; aynı birim sürede, geometrik oranla olay aşamaları çoklaşıyorlarsa, o olayların her birinin kendi görece zamanları hızlanmıştır. Örnekteki, birinci olayımız içinde, üç aşamalı, üç iç içe olgulaşmalı, bir olay gerçekleşmesi var demektir. İkinci olayımızda da, altı aşamalı, üç durumla bir olay gerçekleşmesi var demektir. Bu o alanın kendi sistem örgütleşmesi demektir. 

Ancak her iki olayında, birbirine bağlı uzam alan devinmesi içindeki, görece zamanları hızlanmamıştır. Hatta birbirine göre, görece hareketsizdirler de. Görece yavaş titreşimli devinmektedirler de. 

Burada, bu nokta da; sosyal, ya da öznel inanç aşmanın farklı farklı devinişleri olan ve kendi inancına özgü mantık üreten, halk grupları ortaya çıkarlar. Öznel inançlarını mantık edinen halk ile aklı, bilimi, deneyi; analiz etmeyi, mantık edinen halk gruplarının, ayırt ediciliği; seçme elemeye dek olan mantık kriterlerinin çatışmasını da, farklılaşmaktadırlar. 

Bunun nedenine inmeyeceğim. Konu dağılmasın. Diğer yazılarımda bu nedenler açıkça görülür. Öznel inanışlı gruplar, büyük oranda ve görece toplumsal ve güncel sosyal zamanın çok gerisinde gelişleri ile inançtı öznel zamanları sürekli olaraktan ve devamlı, yavaş akacaktır. Halk inançlı olan halkın öznel zamanları adeta geçmeyecektir. Nedeniyse basittir. Öznel inançtı halk idesi, çevresindeki olay ufkuna dek olan devinim alanlarının izafi ilişkilerini, öznel inançtı mantıklarıyla asla bilip anlayamayacaktırlar. 

Ve böylesi inançtı öznel halkçı mantık, analiz yapamayan biçimsel ussal mantıkları, kategorice edişle çokla şıp, olabildiğince minimize olan kuanta, alanları ilişkilenişle girişemeyecektir. Birim zaman içinde, kendi birim zaman algı ufku içinde, çokla şan süreçlerin bir biri ile olan ilişkililerinin hiçbir görecesi olamayacaktır. Haliyle biçimsel düşünmeli olan içti kendi ussal zamanları da anlamca buna bağlı kendi algısal dışsal bağıntılı zamanları da, zorunlu olaraktan, yavaş akacaktır. Bu da öznelce eğilimlerle dışta olup biten olayları nedence anlayamama, kavrayamama ve insansı nedenli yeteneğini köreltmek demektir. 

Burada, bir uzam zamanın devinim alanındaki, her bir özel girişmeli ve göreceli olguların kendilerini çoğaltmasını, iki şekilde görmeliyiz. 

Birinci durumda kendi iç olayları, kendi olay ufukları, yüzey alanını, ya da hacmini, hiç değiştirmeden; aynı hacmi ve aynı yüzey alanını, daha kuantik yüzey ve hacme bölerekten, toplamda yüzey ve hacim olarak aynı kalırlar. Hacimce ve yüzeyce, değişmeyen düzlem de, ortaya daha çok olaylar sayısı çıkartılaraktan, kuantik olaylar nedeniyle, olaylar ufku olay sayısı, kendi içine doğru yoğunlaşmıştır. 

Bu olaylar yoğunluğu, gravite dönme alan titreşimce belirimi ile çok hızlı devinmiştir (zaman geçimli). Olaylar bu olay ufkuna göre, kuantikler haline gelmiştir. Mekânın parçalanması demek, hızın artması, iş birlikti, girişmeli olayların çoğalması, zamanın (devinimlerin sayıca çoğalmasıyla) ve zamanın daha hızlı geçmesi demektir. 

Buradaki anlatımlarda, konunun anlaşılması bağlamında; okur, süredurumların konumunu, olayların aynı andalıkla konumlanması gibi durum mantığını kullanabilmesi önemlidir. Ve bu mantığı işletmesi çok önemlidir. Süredurumlar ve aynı andalık, bir kavramanın, temel kaynağı olacaktır. Bu bir kuant alanların organize düzenlenişidirler. 

İkinci halde ise, yüzey alanı ve olay ufku mekân hacmi, büyüklükçe aynı kalmaz. Organize ilişkilenen olaylar sayısını artırırken, bütünleşme uzama taşar. Yani olay ufkunun yüzeyini ve hacmini büyütür. Büyümüş yüzeydeki hacim içinde, daha çok sayıda olaylar girişecektir. Uzama taşma demek, uzamda yol almadır. Yani bu bir mekanik devinim ve hıza dönüşmektedir. Kendi hareket alanını genişletirken diğer olay ufuklarını, ya kendi ile giriştirir ya da o olayı kendine uygun yararlanmaya dönüştürülür. Bir içe alışın kapsayışıdır. Bu bir makro olaylar girişmesidirler. 

Birkaç bölüm önceki örnekte, doluluk kavramının bir fikri uzanım açılımını yapmıştık. Dolu gibi olan uzayın, dolu olmadığını görmüştük. Uzay zamanın; boşluklu, tanecikli, kesikli sürekli (dalga) yapısı olduğunu sezmiştik. Bu boşluklu kısımlar başka uzay zaman referansları ile dolduruluyordu. Yani zamanlar iç içe geçiyordu (organize oluş). İç içe geçen zamanlar, dalga hareketi ile girişip, o olay ufkunun sürekli zaman boyutunu oluşturuyorlardı. 

Kesikli olan kuant yapılar, mekanik aktarımların, potansiyelce kinetik dönmesini sağlıyordular. Bu iç içe zamanlar durumu, o ilişkin kuant uzayların içinde de, farklı zaman akışının olduklarını da bize gösterirler. Bunu fiziki olarak belirtirsek; her olayın bir çevreyle girişmesi süredurumu, ana zamanın içinde, (görece bağlı olduğu sistemin) farklı aşamalardaki, sürekli yapının devinmesi olurlar ( yapı içi değiştiriciler, değişkenliklerin kontrolü olurlar). Ana zaman, çevrenin belli etkiyenlerine; diyelim ki sıcaklık etkenine, henüz tepki vermiyor gibi göründüğünde, iç zamandaki kimi olaylar, kaostuk iç tepkilerini, çoktan başlatmış olacaktırlar. Bunlar kimi kez sistemin, rezistansıdırlar(karşı koyma). 

Sürecek 

 
Toplam blog
: 418
: 104
Kayıt tarihi
: 26.11.10
 
 

26 yıllık sınıf öğretmenliğinden sonra emekli oldu. Şiir çalışmaları ve deneme türü olan, toplum ..