- Kategori
- Gündelik Yaşam
Zenginleştikçe fakirleşiyoruz belki...

"Günlerden bir gün zengin bir baba, oğlunu bir köye götürür. Yolculuğun amacı, insanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermekir. Çok fakir olabileceklerini düşündüğü bir ailenin evinde 2 gün geçirirler.
2 gün sonunda kentlerine dönüş yolunda, baba oğluna sorar:
-Oğlum insanların ne kadar fakir olabileceklerini gördün mü?
-Evet
-Ne öğrendin?
-Şunu öğrendim:
Bizim evde bir köpeğimiz var, onlarınsa üç... Bizim bahçemizde çok büyük bir havuzumuz var, onlarınsa sonu olmayan bir dereleri... Bizim birkaç halımız var, onlarınsa yemyeşil, göz alabildiğince uzanan çimenleri... Bizim görüş alanımız karşı apartmana kadar, onlarsa bütün ufku görebiliyorlar...
Oğlu sözünü bitirdiğinde, babası söyleyecek söz bulamaz.
Oğlu ekler:
-Teşekkürler baba. Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için."
Zenginlik ve fakirlik, birbirine zıt ama bir o kadar da içi içe kavramlar. Neyin zengini olduğumuz kadar, neyin fakiri, ya da neyin yoksunu olduğumuz da çok önemli. Maddi olarak kazandığımız her artı, manevi olarak bir şeyleri söküp götürüyor hayatımızdan.
Lüks içinde yaşamaya öylesine kaptırıyoruz ki kendimizi, gün geliyor, havaya, suya muhtaç bir hale geliyoruz. Ondan sonra, fırsatları kolluyoruz ki 2-3 saatliğine de olsa, şehirden kaçmak, doğayla buluşmak için.
Ama bir an gelecek ki zenginleşmişiz olabildiğince, ama elimizde ne hava var derin derin içimize çekeceğimiz, ne de su kana kana içeceğimiz...
2 gün sonunda kentlerine dönüş yolunda, baba oğluna sorar:
-Oğlum insanların ne kadar fakir olabileceklerini gördün mü?
-Evet
-Ne öğrendin?
-Şunu öğrendim:
Bizim evde bir köpeğimiz var, onlarınsa üç... Bizim bahçemizde çok büyük bir havuzumuz var, onlarınsa sonu olmayan bir dereleri... Bizim birkaç halımız var, onlarınsa yemyeşil, göz alabildiğince uzanan çimenleri... Bizim görüş alanımız karşı apartmana kadar, onlarsa bütün ufku görebiliyorlar...
Oğlu sözünü bitirdiğinde, babası söyleyecek söz bulamaz.
Oğlu ekler:
-Teşekkürler baba. Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için."
Zenginlik ve fakirlik, birbirine zıt ama bir o kadar da içi içe kavramlar. Neyin zengini olduğumuz kadar, neyin fakiri, ya da neyin yoksunu olduğumuz da çok önemli. Maddi olarak kazandığımız her artı, manevi olarak bir şeyleri söküp götürüyor hayatımızdan.
Lüks içinde yaşamaya öylesine kaptırıyoruz ki kendimizi, gün geliyor, havaya, suya muhtaç bir hale geliyoruz. Ondan sonra, fırsatları kolluyoruz ki 2-3 saatliğine de olsa, şehirden kaçmak, doğayla buluşmak için.
Ama bir an gelecek ki zenginleşmişiz olabildiğince, ama elimizde ne hava var derin derin içimize çekeceğimiz, ne de su kana kana içeceğimiz...