​ Zeytin / Tarım / Hayvancılık / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '12

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
 

Zeytin

Zeytin
 

"Devlet malı veya özel mülkiyet farkı olmaksızın, zeytin ağacını kesen veya deviren herkes mahkemede yargılanacaktır. Eğer suçlu bulunurlarsa idam edilmek suretiyle cezalandırılacaklardır."

Aristotle, Atina Anayasası

Hala eski Atina kanunları geçerli olsaydı, ülkemizde bayağı bir idam gerçekleştirilirdi. Mevcut olan fakat uygulanmaya Zeytin Koruma Kanuna göre bizde de bu ağacı kesmek suç. Ama bugün ne takan var, ne de uygulayan.
Benim çocukluğumun en önemli öğesini oluşturan zeytin, evimizin altında depodan gelen hoş kokusu ve geçimimizi sağlaması dışında, hayatta hep benim için çok önemli olmuştur.
Onsuz bir coğrafyada uzun süre bulunmak, onun yağından pişen soğuk sebze yemeklerini veya salataları uzun süre yememek, uzun süre onsuz kahvaltı etmemek hep beni rahatsız etmiştir.
Akdenizlilik ortak paydasını oluşturan en önemli unsurlardan biri olan zeytin, benim gibi hisseden milyonlarca insanı birleştiren Akdeniz çevresinde, sadece bir yeme-içme kültürü dışında ortak bir yaşam biçimide oluşturmuş; genel olarak hayata bakış açıları benzeri olan bir kültürel bölge yaratmıştır.
Akdenizlilik kavramı bugün milliyetler üstü olarak tanımlanan bir kimliktir. Bu kimliğin ortasında da zeytin vardır.
Ben çocukken Gemlik-Bursa bir saat civarında gidilen bir yoldu. Buna rağmen o yıllarda (sanırım) tüketimi pompalanan ay çiçek yağının etkisiyle, bize gelenler hep  a aa siz niye ay çiçek yağı yemiyorsunuz derlerdi. O zaman anlam veremediğim bu gerçekliğin (veya abukluğun) anıtı bugün hala Gemlikten geçerken sizi selamlayan Mina Ayçiçek Yağı fabrikası ile yaşamaktadır.
Aziz Nesin romanlarında bulanabilecek bir kara mizah örneği teşkil eden bu fabrikanın o yıllarda kurulumu, o zamanki müteşebbislerin ne kadar Akdenizlilik kavramına uzak olduklarının göstergesidir.

Zeytinin Kısa Hikayesi

Zeytin, bir düşünürün dediği gibi; Zeytin bütün ağaçların ilkidir veya başka deyişle Zeytin insanlığın ilk ağacıdır.
Zeytin ağacı terbiyesi ve zeytin yağı üretimi sadece gelişmiş ve karmaşık politik/ekonomik organizasyonlara sahip, düzenli toplumlarda yapılabilmiştir. Gelişmiş botanik bilgi ve deneyimi, tarımsal yöntemler konusunda uzmanlık; ve özel geliştirilmiş teknikler bu üretim için gerekli unsurlardır.
Bu nedenle, binlerce yıl zeytin ağacı yetiştiriciliği, sosyal, ekonomik ve politik koşullara göre büyük değişimler yaşamıştır. Sosyal ve ekonomik önemi ve kültürel prestiji ile zeytin ağacı antik Akdeniz dünyasında önemli fetihler ile el ele gitmiştir. Tanrılar, ünlü kişiler, büyük mucitler, kanun yapıcılar, imparatorlar ve bilinmeyenler bu olayların kahramanlarıydılar.
Dini kitapların hepsinde zeytinden söz edilir. Hz.Muhammede atfedilen zeytinle ilgili hadisler vardır. Eski Yunan ve Romada ancak iyi ve dürüst insanların zeytin toplamasına izin verirler, her insanı zeytinliklere sokmazlardı. Zeytine karşı gösterilen saygı ve sevginin bir diğer örneği de eski Yunanda düzenlenen olimpiyatlardan sonra şampiyonların başına zeytin dallarından taç takılmasıydı.
Uzun süren terbiye çalışmaları çok karışıktı, çünkü her zaman, her açıdan istenen sonuç elde edilemiyordu ve değişik özelliklere sahip zeytin çeşitleri ortaya çıkıyordu.
Geçmiş çağlarda zeytin ağacının oluşumu daima kahramanlara ve tanrılara atfediliyor, insanoğluna bir armağan olarak kabul ediliyordu. Binlerce yıl boyunca eski dünyanın ilk tanrıları olan Osiris, Athena, Aristaeus, Hercales ve diğer bir çoğu efsanelerinde hep yarı kutsal kabul edilen Zeytine bir rol vermişlerdi. Bütün büyük Akdeniz uygarlıkları zeytin ağacının ehlilleştirilmesinin sırrını hep bu efsanelere atfetmişlerdir.
Zeytinin ziraatinin ne zaman başladığı bilinmemektedir, ancak ilk insanlar ile başladığı kabul edilmektedir. Bunun kanıtı, üç büyük semavi dinin kutsal kitabında mevcut olan Nuh peygamberin hikayesidir. Tufandan sonra Nuh peygamber en çok ümitsizlendiği anda karayı bulmak için bir güvercin salar, bir süre sonra güvercin ağzında bir zeytin dalı ile döner. Sular çekilmeye başlar. Tufandan geriye bereketli topraklar kalır. Nuh Peygamber ve oğulları bu toraklar üzerinde ilk yeşeren bitkinin zeytin olduğunu görürler. Şükran borcu olarak hayatın ilk bitkisi zeytine iyi bakarlar. Sonra üzüm, incir ve buğday yetiştirilir.

Zeytin Ağacının Yetiştirilmesi

Zeytin yetiştiriciliğine ait, antik kentlerde yapılan arkeolojik kazılar, millattan önce 3500 yıl önceye kadar gitmektedir. Bu kazılarda bulunan zeytin çekirdekleri, kömürleşmiş zeytin odunları bazen sahilden çok içerilerde çöl gibi yerlerde bile bulunmuştur ki, bu ilk insanın zeytin yetiştiriciliğine olan ilgisini göstermektedir.
Bugünkü Suriye'de bulunan Ebla, o devirlerdeki kervan ticaret ağının çok önemli merkezlerinden biriydi. Bu merkez Mısıra, Mezopotamyaya, Asura Akdeniz Diyeti ürünleri olan zeytin yağı ve şarabı (susam yağı ve biranın alternatifi olarak); altın, gümüş, mücevher, cam eşya gibi ürünler ile mal değişimi karşılığında sağlıyordu.
Akdeniz çevresindeki ülkelerde yasalara göre zeytin ağacı kesmek kesinlikle yasaktı. Bunun isitisnası sadece dinsel törenlerdir ve en çok yılda iki ağaç ile sınırlıydı. Bunun yanı sıra şehirler arası ticaret de sadece zeytinyağı ile sınırlandırılmıştı. Bu yasalar aynı zamanda zeytin ağacının ekimi, budanması, birbiri arasındaki uzaklıklar dahil olmak üzere daha bir çok detayı içermekteydi.

Roma Dönemi

Akdeniz üzerindeki Roma egemenliği Zeytin ağacının en muhteşem gelişim dönemiydi. Bu periyotta zeytin yağının üretim, ticaret ve tüketimi tarım ve mülk sahipliği ile birlikte gelişti. İmparatorluğun tarım politikası bölgesel ve merkezi yönetim ile birlikte saptanıyordu.
Bu dönemde yağ teknolojisinde birkaç önemli gelişme oldu. Tarım bilimi ile ilgili bir çok Latince kaynak İÖ 2yy dan itibaren yazılmaya başladı. Cato, Columella, Sarsenas gibi yazarlar ve bir çok arazi sahipleri zeytin ağacının yetiştirilmesi, hasadı, yağ üretimi, rafinesi gibi konularda ilerlemeler sağladılar.

Ortaçağ Dönemi

Ortaçağlarda zeytinyağı çok zor bulunan ve değerli bir emtia haline geldi. Hatta zaman zaman ticarette nakit olarak kabul edildi.
Doğrusu 5yy dan başlamak üzere zeytin yağındaki devlet kontrolü ve teşviği azalmaya başladı ve neredeyse kayboldu. Kilise egemenliğindeki arazilerde yetiştirilmeye devam eden zeytin ve zeytin yağı, sadece zenginlerin ve kiliselerin sofralarında bulunabiliyordu.

Modern Çağ

Bugün zeytin ağacı yetiştiriciliği, Akdeniz bölgesi dışında dünyanın (Antartika hariç) bütün kıtalarına dağılmış ve çok gelişmiştir.
Bugün zeytin ağaçları Güney Amerika, Çin, Vietnam, Güney Okyanusya ve Güney Amerika yetiştirilmekte ve dünya zeytin ve zeytin yağı üretimi sürekli artmaktadır.
Eskiden antik çağlarda Akdeniz'in zeytin ağacı ile başladığı ve bittiği söylenirdi. Ağaçla Coğrafya arasında yapılan bu bağlantı bugün dünyanın benzer iklime sahip yörelerinde, ne çok kuzeyde ve ne çok güneyde bulunan ılıman bir bant çerçevesinde sürmektedir.

Ülkemizde ve Bursa'da Zeytin

Eski dünyanın en önemli merkezlerinden olan Anadolu bu coğrafyanın tam ortasında bulunmakta ama ona kıyı bölgelerimizde yaşayanlar, hariç bu kültüre ve özellikle yağına uzak yaşamaktadır. Yaygın olarak bütün Marmara kıyıları, Ege, Akdeniz ve GAP civarında yetiştirilen zeytin üretiminde ülkemiz dünyanın en büyük beş üreticisinden biridir. Ancak zeytinin en önemli ürünü olan zeytinyağ için son yıllarda tüketimi pompalamak için yapılan çabalara rağmen, tüketim hala çok çok düşük seviyededir. Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi ülkelere oranla ortalama otuz kez daha az tükettiğimiz bu yağ, yurtdışı pazarlarda da hak ettiği değeri bulamamaktadır.
Bursa yöresinde bütün sahil kesimlerde ve İznik havzasında yetişen zeytin ağacından daha çok sofralık zeytin üretiminden faydalanılmaktadır. Ülkemizin en kıymetli sofralık zeytini olan Gemlik Tipi zeytinse endüstri kirliliği, yapılaşma ve yozlaşma tehlikesi altındadır.
Gemlik'de zeytin kayıtlara göre çok eski bir ürün değildir. Gemlik körfezinde zeytini meşhur olan yer o yıllarda Trilye'dir. Kaynaklara göre Gemlikli Rumlara şaraplık üzüm yetiştridiği için sürekli baskı yapan Osmanlı yönetiminin baskılarından bunalan Rumlar, çareyi zeytin üretiminde bulmuşlardır. Mübadele sonrası yerleşen Türkler'de bağa göre bakımı daha kolay olması ve dini nedenlerle zeytine geçmişler ve Gemlik bir zeytin şehri olmuştur.
Bugün Gemlik tipi diye tanımlanabilecek etli ve küçük çekirdekli lezzetli zeytin, Gemlik Körfezi havzası ve İznik Gölü havzasında yetiştirilmektedir. Bu yörede üretilen fidanlar başka yerlere ekildikten sonra birkaç yılda kökeni ile ilişkisini kaybetmekte ve Gemlik Tipi ürün üretememektedir. Bu da bu değerli tarımsal ürünü coğrafi, iklimsel özellikleri ile benzersiz kılmakta ve koruma gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Ancak başta yöre tüccarı olmak üzere bu ürüne sahip çıkılmamakta, başka yerlerde üretilen daha düşük kaliteli ürünler bizzat Gemlikli tüccar tarafından Gemlik Tipi diye satılmakta, bu da orijinal ürünün değerini kaybetmesine yol açmaktadır.
Normalde benzerleri göre iki-üç kat daha pahallı satılacak ürün, bölgenin hakkı olan değeri getirememektedir. Yine üretim yöntemlerinin hala standartlar dışı ve ailesel üretim yöntemleri ile yapılması, Marmara Birlik in bu işi yönetememesi ile birleşince umutsuz bir tablo meydana gelmektedir.

Kurtuluş Üretim Kaynak Kontrolü

Kurtuluş Avrupa yıllardır şarap, zeytinyağı, peynir vs. tarım ürünleri için uygulanan Üretim Kaynak Kontrolünden geçmektedir. Ürünün tarımından işlemesine kadar olan süreci halkın kendi kendine denetlemesine dayanan bu sistemde ürüne o bölgenin adı verilebilmesi için üreticinin O bölge coğrafi sınırlarında üretim yapması; kurallara uygun tarım ve üretim yapması; gerektiğinde denetime açık olması gereklidir. Bu yolla engellenecek haksız rekabetle Gemlik Tipi zeytin markası sadece bu bölgeye ait olacak bu da ürünün değer kazanmasına sebep olacaktır.
Yıllardır bu konuda yapılan girişimler hep başarısız kalmış, bölgede bu konuda bir sivil inisiyatif oluşturulamamıştır.
Ama Çetin Altan üstadın dediği gibi enseyi karartmaya gerek, bu da bir gün olacak. Çünkü değişimin önünde durulamaz !

Değişim çoktan başladı bile !

 
Toplam blog
: 16
: 5246
Kayıt tarihi
: 05.09.06
 
 

Uluslararası bir şirkette çalışıyor ve dünyayı geziyorum. Profesyonel iş alanım otomotiv imalat s..