​ Zoolojiye Sevgi Karışınca... / Hayvanlar Alemi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Efsane FB 1907 Baterist Metin

http://blog.milliyet.com.tr/efsanefb1907

19 Haziran '08

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
 

Zoolojiye Sevgi Karışınca...

Zoolojiye Sevgi Karışınca...
 


Canlı varlıklar en fazla doğdukları zaman korunmaya muhtaçtırlar ve en çok da o zaman büyük tehlikeler karşısındadırlar. Bu yüzden hayat, yeryüzüne yayılmak için, küçük canlı varlıkları binbir tehlikeden korumaya çok dikkât etmiştir.


İlk hayvanlar yalnızca tomurcuklanma yolu ile çoğalırlardı. Bir anagöze, herhangi bir noktada ikiye ayrılır ve böylece iki canlı varlık dünyaya gelmiş olurdu.


Sonra hayat, anaların kendilerine elverişli görünen yerlere bıraktıkları (lâkin bu yer çoğunlukla elverişli değildi) yumurtayı icat etti. Ne var ki, yanlış yerlere bırakılan yumurtaların milyonlarcası çatlamıyordu. Birçoğu da, başka hayvanlar tarafından kolay ve lezzetli bir av sayıldığı için, yenilip yutuluyordu.


Bu sebeple hayat, buluşunu daha da geliştirdi... Bütün tehlikeleri atlattıktan sonra geriye yeteri kadar kalabilmesi için canlıları gereğinden çok fazla miktarda yumurtlattı. Dünya rekoru sanırım, bir batında 10 ilâ 12 milyon yumurta bırakan "kalkan" balığındadır. Bunların tamamı yaşasa denizler kalkan balığıyla dolup taşmazmıydı? Bu balıkların sayısı çok artmadığına, denizlerde kalkan miktarı aşağı yukarı aynı kaldığına göre, demek ki bu kadar çok kalkan yavrusundan ancak bir ya da iki tanesi ergin yaşa varabiliyor.


Bu nedenle doğa, yumurtaları korumak amaçlı binbir çare düşündü. Örneğin, köpekbalıkları gibi bazı balıklar, yumurtalarını kalın bir kapsülün içerisine yerleştirdikten sonra yosunlara, süngerlere ya da mercanlara takarlar. Başka balıklar yumurtalarını ağızlarında saklama yoluna gitmişlerdir. Lâkin ara sıra yanılıp kendi yumurtalarını yuttukları da oluyor tabii.


Denizatları ise hayli değişik bir yönteme başvurmaktadırlar... Dişi denizatı erkeğinin karnında bulunan özel bir torbaya yumurtlar ve yumurtalar çatladığı zaman küçük denizatlarının, dişiden değil de erkek denizatından çıktığı görülür.


Vatozlarınkiyse bundan daha güzel bir buluştur... Dişi vatozun karnında bir kese bulunmakta, yumurtalar da doğrudan doğruya bu kesenin içerisine düşmektedir. Yavrular böylelikle anneleri tarafından çok iyi korunmaktadırlar. Bu yöntemle küçük vatozlar, ancak rahatça yüzebildikleri zaman denize açılırlar. Bu mükemmel yöntem sonradan başka hayvanlarca da kullanılacak ve geliştirilecektir.


Sürüngenler genellikle güneşten aldığı ve sakladığı ısıyla yumurtaların çatlamasında yardımcı olan kumlara yumurtlar.


Lâkin kuşlara gelince iş değişir... Önce; biz insanlar için en değerli besin maddelerini içerisinde bulunduran yumurtaları, daha büyüktürler. Ayrıca kuşlar, bazı balıkların denemesini yaptıkları yuva sistemini geliştirmişler; ardından, vücutlarının ısısı çatlamalarına yardımcı olsun diye yumurtaların üzerinde kuluçkaya yatmaya başlamışlar; en sonunda da, doğumdan sonraki günlerde yavruya şefkât göstermekle, küçüklerin güçsüzlüğünü karşıladığı için gerekli olduğu kadar güzel ve kutsal sayılan bir yeniliği, sevgiyi getirirler yeryüzüne.


Memeli hayvanlarda durum daha değişik ve daha mükemmeldir... Vatozların, yumurtalarını karınlarının üzerindeki bir kesede kuluçkaya yatırmak yöntemi memeli hayvanlarda en kusursuz hâliyle uygulanır. Yumurtadan çıkış, ana hayvanın organlarının içerisinde meydana gelmektedir. O andan itibaren yuvanın bir gereği kalmaz. Hangi yuva, "ana"nın etinden daha yumuşak, daha güvenilir ve ısısı daha elverişli olabilir? Ama küçük yavruya doğduktan sonra da anası tarafından şefkâtle ve özenle bakılır. Ebeveynleri ilk zamanlarında onu gözetirler, ona hayatı öğretirler. Üstelik doğumdan sonra ana, yavrularına çok yarayan bir besin maddesi olan sütü üretir.


Canlı varlıklar bütün yaşantıları boyunca soylarını tehlikelere, kötü rastlantılara karşı korumaya çalıştıklarına ve bütün gelişmeler hep bu yönde olduğuna göre, artık bu yükselişin doruk noktasına ulaştık demektir.


Konu ile ilişkili bir blog... Zarif Denizatı... http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=108897


Yine denizatı üzerine "Sabiha Rana" hanımefendinin kendine has üslubuyla yazdığı bir blog...

.................................................................. http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=109071

 
Toplam blog
: 1907
: 3759
Kayıt tarihi
: 28.07.07
 
 

03 Şubat 1967 İstanbul doğumlu, romantik bir müzisyenim işte... Müzik, bateri, spor, Fenerbahçe, ..