​ Zorya’dan puan almak zor ya, derken... / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '16

 
Kategori
Futbol
 

Zorya’dan puan almak zor ya, derken...

Fenerbahçe, Beşiktaş’a nazire yaptı!.

Uzatmalar, bitti bitiyor derken, serbest atışlarla gelen goller...

Futbol diliyle söylersek, bizim için şans, rakipler için şanssızlık...

Beşiktaş'a Benfica’dan kiralık gelen Talisca, serbest vuruşta topu kaleye yolladı, gol oldu. Fenerbahçe’nin golü ise, Kjaer'in ilkiyle değil, ikinci vuruşuyla geldi.

(Kjaer’in kötü vuruşu savunmadan dönüyor. Vuruştan önce sağında olan top, çarpmayla soluna düşüyor. Kjaer, bu kez, sol ayağıyla yaradana sığınarak vuruyor, rakibinin ayağından falso alan top, köşeden kaleye giriyor.

Normal koşullarda, rakibe çarparak kaleye girmeyen top, bu kez, ne hikmetse sevindiriyor. Top, çarpmayla Kjaer'in soluna düşmeyip uzaklaşsaydı, hakem, son düdüğü çalacaktı. Fenerbahçe, Kjaer'in bu golüyle “şeytanın bacağını kırdı” mı ne?)


Talisca’nın Beşiktaş’a vermesi gibi, Kjaer de Fenerbahçe’ye hayat verdi!.

Beşiktaş taraftarı için geçerli olan bu saptama, Fenerbahçe taraftarı olmakla övünen belli bir kesim için, öyle değil!.. Hoş, Fenerbahçe kazansa da, yitirse de, sözünü ettiğimiz o kesim için, fark eden bir durum yok. Geçmişe dönmeye gerek yok ya... O belli kesime bağlı olanların, Fenerbahçe kazandığı zamanlarda puan yitirmemesine  üzüldüklerini söylemek bir gerçek!..

(Medyamızın da maşallahı var!. Oraya egemen olanlardan kimileri, taraftar yaklaşımıyla bakıyorlar skora/ gole... Beşiktaş’ın sevincine ortak olanlar, Beşiktaş'ı "uçmak” sözcüğüyle övgüye boğuyorlar; sıra Fenerbahçe'ye gelince, sözü, son anda “kurtardı”, “kurtuldu”ya getiriyorlar. Bu yolla, Fenerbahçelilik adına yola çıkanlarla  birlikte yürüyorlar!.)

Ne garip ki, takım sevgisi, grup sevgisiyle boğulmak isteniyor!.

Oysa, koşullar gereği, “hesap sorma” bitene kadar, “birlik” sağlamak gerekir. Ama yaşananlar, bize Mütareke döneminin İstanbul’unu konu alan “Sodom ve Gomore”yi anımsatıyor.

“Birlik” olmayı sağlayacak nedenler/ koşullar ortadayken, bunları görmezden gelmenin ne anlama geleceğini düşünen düşünsün...

(3 Temmuz’un “kumpas” olduğunu göz ardı etmek...
“Kumpas” kuranlarla uğraşmak varken, “kumpas” kurulanla uğraşmak...
“4 Nisan niye aydınlatılmıyor, failler nerede?” gibi soruları sormamak...
12 Mayıs’ı planlayanların, farklı “suç”tan da olsa, niye içeri düştüklerini düşünmemek...
Takımını “kasaba takımı” sanıp, istifa çağrılarıyla sonuç alacaklarını sanmak...
“Hedef”e konacakları yanlış seçmek...
Takımın olumsuz gidişinde ortaya çıkıp, “Vatan kurtaran Şaban” rolünü ustalıkla oynayarak şenlenmek...)


*****

Zorya’nın nasıl bir takım olduğunu kimse bilimiyor ya...

“Nasıl bir takım bu Zorya?” demenin yanıtı, ancak maç içinde görülecekti.

Görüldü de...

Kaleyi bulan ilk şutu gol olan Zorya, daha 32. saniyede, neredeyse, golü bulacaktı.

Fenerbahçe’nin o bildik huyu, Zorya karşısında da değişmedi. Kaleyi bulan ilk şutta gol yeniyor, karşılığına gelince, Süper Lig’de gördüğümüz gibi, topun kale çizgisini geçirememenin adı geliyor beceriksizliğe dayanıyor. Kimilerine göre de şansızlığa...

Fenerbahçe, golü yiyince, elindeki bütün “gol silahları”nı sahaya sürüyor. Sow’un yanında Van Persie ve Emenike’yi görüyoruz. Neyse ki, Zorya’dan bu saatten sonra puan almak zor ya, denen bir anda “hayat veren” bir puan geliyor.

Oysa puan/ları getirecek gol, maçın genelindeki pozisyonlara bakıldığında çoktan gelmeliydi. Özellikle ikinci yarının başlamasıyla, golün yendiği dakika öncesine kadar, gol gelmeliydi. Yine bir anlık boşluk/ gevşeklik, Zorya adına golü getirdi.

Son söz:

Neye, nereden, nasıl bakarsan, gördüğün/ söyleyeceğin ona göredir.

 

https://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com


 

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..