Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '12

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
449
 

''Mırra''nın kaç yıl hatırı var?

''Mırra''nın kaç yıl hatırı var?
 

int.


Belki kırk yıl, belki de daha fazla.

Kahve bahane aslında, önemli olan sahip olduğun dostluğu yitirmemektir ömür boyunca.

Mükellef bir sofrada, şahane lezzetlerle donanmış masadan; yemeklerimizi yedikten sonra salondaki koltuklara kurulmuştuk ki sohbetimize burada devam etmek niyetindeydik.

Ne harikaydı lezzetler, anlatamam şimdi! Söz aldım, tariflerin hepsini verecek ve ben bir bir sizlere yansıtmaya çalışacağım.

Bir elinde ibrik, bir elinde iki kulpsuz koni biçiminde fincanla beliriverdi önümde.

- Aaaa bende de var bu fincanlardan! Diye çığlığı basıverdim gayriihtiyarî.

- Peki, ne yaptın onları?

- Bilmem!! İlk evlendiğim yılda hediye gelmişti. Kimse itibar etmedi. Pek küçük bunlar, dediler. Unutuldular gitti dolabın kuytu bir köşesinde!

Hakikaten, ne oldular bilmiyorum! Çok uzun yıllar geçti aradan, en az 10 kez de ev taşıdık. Taşınma esnasında nerelere atıldılar, kayboldular bilmiyorum.

Elindeki ibrikten fincana o özel fincana bir iki yudumluk kahve damlatıp, içmem için sundu.

Acıydı. Köpüksüz, şekersiz ve buruk ama damakta iz bırakan bir tadı vardı. O da ne yabancı olmadığım ve çok sevdiğim bir koku ve tat geldi içim anında.

-Bunun içinde kakule var! Dedim.

-Nasıl bildin? Diye sordu. Şaşırma sırası bu kez ona gelmişti.

-Çok severim kakuleyi, her gün bir iki tane çiğnerim.

- Hadi kakuleyi tanıdın ama bilmediklerin vardır daha! Sakın fincanı sehpaya bırakma!

-Bu kez ben afalladım!

- Niye?

‘’Bu bizim yörede; Mardin ve Urfa yörelerinde özeldir. Mırra ikram etmek bile özel kişilere hastır. Geleneksel bir ikramımızdır.

Genelde, mangalda 6 ya da 7 saat süresince kaynatarak, damıtarak, dinlendirerek hazırlar ve sunarız.

Tabii buralarda uygulamada eksiklerimiz var ama ben iki cezvede kaynatıyor, cezveden cezveye tülbentten süzerek hazırlıyorum. Dinlendiriyor, kaynatıyorum. Arada sırada mutfağa gittikçe hazırladım.

Aslında; bizim oralarda, gümgüm adı verilen özel kapaklı cezvelerde pişirilir.

Her evde mırra pişirmek için özel imal edilmiş mangal, maşa, kürek, boy boy gümgümler, ibrikler ve cezveler vardır.

Mırra fincanları da özeldir ve konuklara sıra ile ikram edilir. Asla bu fincanlar tepsiye konulmaz. İkram edilen fincanı eline alan konuk, fincanı elinde çevirerek içer ve ev sahibine elden geri verir. Ev sahibi de diğer konuğa ikram eder.

Konuk, fincanı ev sahibine vermeyip de es keza yere bırakmaya kalkarsa eğer ceza olarak o fincanı altınla doldurmak zorundadır!

Mırra öyle her gün içtiğin kahveye benzemez. Hazırlaması, sunumu ve içimi çok özel bir şölendir.’’

İçtiğimiz mırranın eşliğinde, mırranın özelliklerini öğrendim, arkadaşımdan ve sizlere yansıtmaya çalıştım bu nadide kahvenin güzelliğini.

Mırra fincanını sehpaya bırakır mıyım hiç? Hele de altının tavan yaptığı bu günlerde!

Bu arada kaç fincan mırra içtiğimi de saymadım zira bir iki yudumda tükeniveriyordu fincandaki kahve.

Zaten konuk kâfi demedikçe de ikram devam edermiş.

Ve o muhteşem lezzetin tadı damağımda kaldı desem yalan söylememiş olurum.

Arkadaşıma bu özel şölen için teşekkür ederken, dostluğun, kıymet bilende yüceliğinin de sırrına eriştim sayesinde.

‘’Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı var’’ derler.

Gönül ne hissederse güzel eyler.

Sevgi, hoşgörü, vefa dostluğu baki eyler.

Saygı ve sevgiler.

Ayşen Arslangiray Kura

8.02.2012/İzmir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Ayşen Hanım , "Bir fincan kahvenin kahvenin kırk yıl hatırı vardır.." Ama mırrayı bir fincanla bırakmazlar ki, habire doldururlar... O zaman o kadar mırranın ne kadar hatırı vardır? Candan saygılar ve selamlar ...

Erdal Ceyhan 
 14.02.2012 22:05
Cevap :
Hocam, çok yaşayınız dilerim. Gece gece güldürdünüz beni. Bence o söz mecazi, siz benden daha iyi bilirsiniz ya. Dostluğun hatırı yıllarla ölçülemez ki ama gerçek dostluğun. Sevgi ve saygılar sunarım.  14.02.2012 22:59
 

hocam, serenomisi bize ozgu olmakla beraber mirra bir arab kulturunun ickisi. Aslinda biraz mahlep var. Tum arab yarimadasinda var. Ve ozel bir yeri var kulturlerinde.Bizdeki gibi yoresel degil ulusal. Bence soyle bol kopuklu dibine dokulmemis icine tuz katilmamis(!)ince porselen bir fincanda Turk kahvesi 80 yil hatir yapar 40 da neymis!!! Saglik ve saygiyla

Newyorker sade vatandas 
 12.02.2012 20:08
Cevap :
Hocam zaten bahsettiğiniz gibi o ülkelere yakın yörelerde gelenek haline gelmiş. Aynen, bol köpüklü bir Türk kahvesine kim hayır der. Hele de fincan'da pişerse, içerken değme keyfine. Selam ve saygılar.  12.02.2012 23:49
 

Nerden nereye. Demek kiş Mırra'yı da biliyorsun. Ben ne içtim ne de gördüm. Şunu biliyorum ki, pek meşhurmuş. Adam mırrasını işti mi, aynı gün aradan saatler geçse, kendisine bir başka içecek ikram etseler, geri çevirir ve " Mırra'lıyım" deremiş. O lezzet, damağından hiç kaybolmazmış. Bu ne iş? Şark milleti, kahvenin her çeşidini yapıyor. Vakit bol tabi. " Mırralı'yım" dediğinde, "oruçluyum der gibi. Di mi? Aydınlandık yazınla. Teşekkür ederim.

Muzaffer Cellek 
 12.02.2012 15:07
Cevap :
Çok değerli üstadım, yorumunuz ile yazıma değer kattınız.Onların geleneklerinde 'Mırra' var ise bizim de Ege'de otlarımız var ama değil mi yani. Nasıl toplanır, nasıl hazırlanır, nasıl pişirilir. Bizim gibi bilen var mı? Hele ki sofralarda nasıl da sunulur .. yanında. Selam, sevgi ve derin saygılarımla.  12.02.2012 15:22
 

Bu durumda içilen bir mırranın kırk yıl hatırı olurken, sehpaya bırakılan mırranın hatırı kırıldığı için gönül alma fidyesi olarak içini altın doldurmak gerkiyor sanıyorum. Eh onun da en az bir mırra kadar hatırı sayılabilir hani...

Muharrem Soyek 
 11.02.2012 15:51
Cevap :
Süper bir varsayım tahmin ederim ki öyledir. Yalnızz!! Eğer ikram eden kişi bekar ise evlendirme sözü vermek de varmış tercihler arasında. İyisi mi hatır gönül kırmamak gerekiyor''!Mırra'' bile olsa. Teşekkürler. Selam ve saygılar.  11.02.2012 20:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 472
Toplam yorum
: 2513
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 991
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos’un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster