Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
925
 

“Ceylanke parçe parçe!”

“Ceylanke parçe parçe!”
 

GEZME CEYLAN SENİ AVLARLAR.


Evet yanlış anımsamadınız! Yine Ceylan ÖNKOL'u yazacağım. Evet dostlar, Kaçük Ceylan öldürüleli yaklaşık iki hafta oldu. Hala ses yok. Yer gök inledi, anasının ağıtlarıyla, ama yetkililerden, etkililerden tık yok. Yer yarıldı içine girdiler sanki. Anasının çığlıkları içimi parçalıyor, içim acıyor, vicdanım çığlık atıyor. Duymuyor musunuz? Ceylan'ın annesinin feryatlarını, ağıtlarını. Bu ülkeyi yönetenler; Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı... Ceylan'ın öldürülmesinin üzerindeki sır perdesi kaldırılsın. Suskunluğun bir açıklaması olmalı.... Ceylan kendi kendini öldürdü deyin, koyunlar parçaladı deyin, ya da ağaçtan düşerken dallara takılıp param parça oldu deyin. Suskunluk Ceylan'ın anasını abileri her gün param parça ediyor bari bunu anlayın. Dağlardan yankılanıyor, yetkililer susuyor.

"Anne Saliha, entarisinin içinden, yırtılmış toprağa belenmiş bir külot çıkarıp, “Ceylanke parçe parçe!” diyor. Bu, Tapantepe Karakolu’dan atıldığı ileri sürülen bir mermiyle parçalanarak yaşamını yitiren 14 yaşındaki Ceylan Önkol’un iç çamaşırı. Ceylan’ın, anasına, hayvanlarını otlatmaya gitmeden evvelki son sözü, “Makarna pişir de, dönünce yiyeyim” olmuş. Sonra keskin bir hırıltı, sonra bir patlama sesi...
“Ceylanke, parçe parçe!” Bu Zazaca figanı, Türkçe’ye çevirmeye gerek var mı? Peki; üç karakolun ortasında Ceylan’ın kör bir ateşle vurulmasının, cesedin altı saat toprakta ve ceset parçalarının dallarda kalmış olmasının ‘Türkçesi’ nedir? “Can güvenliğimiz yok” diyen savcının gelmeyişi; Saliha Önkol’un, kızının parçalarını eteğine toplayarak karakola taşıması ve otopsinin karakolda yapılması hangi ‘dile’ çevrilebilir?

Diyarbakır-Bingöl sınırı... Tam bu sınırdaki tepeye kurulu Tapantepe Komando Taburu’nun solundaki yol, Lice’ye bağlı Şenlik Köyü’nün Hambaz mezrasına varıyor. Mezranın üç bir yanı jandarmayla çevrili: Hamlaz’la, görüş mesafesindeki taburun arası kuş uçuşu 3 kilometre. Taburun önünde ve çevresinde panzer, ağır silahlar ve korunaklı gözetleme kuleleri var. Mezradan taburun mevzileri görünüyor. Ceylan’ın ailesi, bazen bu mezrada ya da birkaç kilometre ilerideki Bingöl’ün Genç ilçesine bağlı Yayla Köyü’nde (Tavus) yaşıyor. Yayla’ya gitmek için Tapantepe Komando Taburu’nun yanındaki yoldan devam etmek gerekiyor. Güzergâh üzerinde Abalı ve Yayla jandarma karakolları var. Sıkı güvenlik önlemlerinin yanı sıra çevirme de yapılıyor. Abalı Karakolu, mezraya 7-8 kilometre görüş mesafesinde. Bölge, askeri literatürde, ‘teröre müzahir’ (Arka alan) diye geçiyor.
Ceylan 1993’te köylerinin boşaltılmasından iki yıl sonra doğmuş. Bir gece helikopterlerle gelen askerler köyü ateşe vermiş. Ceylan’ın ağabeyi Sedat, o gün kekeme kalmış. Sonrası zorunlu göç. Ceylan Diyarbakır’da doğmuş. Önkol Ailesi, 2000 yılında Köye Dönüş Projesi’yle Yayla’ya ve Hambaz’a dönmüş.

Hayvancılıkla geçen dokuz yılın ardından 28 Eylül sabahına her zamanki gibi uyandılar. Altıya geçen Ceylan, ev işleri yüzünden okula gitmedi. Ertesi gün ders başı yapacaktı. Saat 11.30 olmuştu. Eve 200 metre uzaklıktaki arazide otlayan hayvanları çevirmek o gün Ceylan’a kaldı. Evden çıkarken annesine “Makarna pişir de, dönünce yiyeyim” dedi. Çıktıktan 5-10 dakika sonraydı. Anne Saliha, garip bir ses duydu:
“Bir uğultu duydum. Ağabeylerine seslendim. Hele gidin bakın, bu bomba nereye düştü?”

Ağabey Rıfat, çatıya çıktı. O da önce hırıltı, ardında patlama sesi duymuştu: “Dama çıktım. Birkaç komşumuz vardı. Seslendim: Patlama nerde oldu? ‘Bir duman çıktı’ dediler. Hayvanların olduğu yerde koştum. Anam ve kardeşim de arkamdan geldiler. Seslendim kız kardeşime: ‘Ceylan, ceylan!’ Ses çıkmıyor. Baktım, parçalanmış; bağırsakları bir yanda. Üstümü çıkarıp üstüne attım. Dedim ‘Ana, kardeşimin ölüsünü görme!”

Annesi oğlunu dinlememişti:

“Rıfat’ dedim, ‘Bırak ben anayım, ben de göreyim. Açtım örtüyü. Bağırsakları ve ciğerleri yerdeydi. Kendi ellerimle ciğerlerini topladım. Eteğime koydum ciğer parçalarını.”

Rıfat Önkol’un anlatımına göre Şenlik Köyü muhtarı Lice Başsavcılığı’na ulaştı. Muhtar ve savcı Mustafa Kamil Çolak, Abalı Jandarma Karakolu’na gitti. Çolak, karakolda, “Can güvenliğim yok” diye mezraya gitmedi. Savcı, köy imamına ve bir köylüye bir fotoğraf makinesi ve kamera vererek, olay yerini kayda almalarını istedi. Sonra da cesedin karakola getirilmesini emretti. İmam ve köylü gelip fotoğraf çekti, olay yerini görüntüledi. Altı saat sonra cesedi karakola taşımak aileye düştü.

Rıfat Önkol’un iddiasına göre otopsi yarı açık kulübede savcı denetiminde bir doktor, hastane temizlikçisi ve adliye görevlisiyle yapıldı: “Savcı orada bize tepki gösteriyor, ‘Yalan söylemeyin, terör olayıdır’ diyordu.” Ceylan, o gün defnedildi. İddiaya göre savcı Çorak, üç gün sonra otopsiye geldi. Ertesi gün de Diyarbakır Barosu, Tabipler Odası, İHD ve Mazlum-Der inceleme yaptı. İzlenimlerin dönüştürüldüğü rapora göre, inceleme yaptıkları gün Ceylan’ın iç organları ve elbiseleri, yanmış şekilde 150 metrekarelik alana yayılmıştı.
Diyarbakır İHD Şube Başkanı ve Avukat Serdar Çelebi’ye göre, mayın olsaydı, yerde çukur olur, Ceylan’ın ayakları parçalanırdı. Bir çukur oluşmadığı gibi, ayaklarında şarapnel parçaları yoktu. Ceylan bir patlayıcıyla oynamış olsaydı, elleri ve yüzü parçalanırdı. Ki, böyle bir tesir de bulunmuyordu. Çelebi, uzaktan ateş edildiği kuşkusu üzerinde duruyor. Kanıtların toplanmamış olmasına değinen Çelebi, soruşturmadan da endişeli.

Eldeki ‘delil’

‘Kanıtlar’ arasında olması gerekip toplanmayan o elbise parçalarından biri de, anne Saliha’nın göğsünde sakladığı iç çamaşırı. Anası Saliha, “Kızımın suçu neydi? “Niye bize sahiplenen olmadı? Niye bizim acımızı kimse paylaşmadı. Biz ikinci sının vatandaş mıyız?” diye soruyor.
Oğlu Rıfat, taziye için bile gelinmediğini anlatıyor: “Devlet örtbas etmesin. Kürt kızı olduğu için mi değeri yoktur?”

Rıfat ve anası, kırık bir Türkçe ile figan ederken, çocuklar damlara üşüşüyor. Mevcudu 23’e düşen köy okulunun geri kalanı, onlar. Öğretmen ve Ceylan’ın amcasının oğlu Vahap Önkol, şimdi onları düşünüyor: “Çocukların psikolojisi bozuldu. Geçen bir öğrencim diyor ki, ‘Ceylan gibi dağda kalmak istemiyorum.”

İSMAİL SAYMAZ(RADİKAL 07.10.2009)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sevgili yapukay konuyu tekrar tekrar okudum.Üzüntümü anlatamam.Ama buda bizim türkiye gerçeğimiz.Buna benzer okadar çok olay yaşandıki kimi zaman basına yansıdı,kimi zaman yansımadı.Örtbas edilen pek çok benzeri olaylar var.Sorumlular ise ortada yok yada belli değil.Kimse suçu kabul etmek istemiyor.Ölen öldüğü ile kalıyor.Uyarıcı niteliğindeki yazın için eline ve yüreğine sağlık.Selamlar.

çalıkuşu 
 11.10.2009 11:47
Cevap :
Bilmem dikkatiniz çekti mi hiç bir devlet yetkilisi aileye başşağlığı dilemedi. Vali emniyet müdürü suskun. Yetkili bakanlar suskun. Acaba küçük Ceylan havan topuyla intihar etmiş olabilir mi?  11.10.2009 14:58
 

Ceylan belki öldüğünü bile bilmedi. Daha çocuktu. Masumdu, günahsızdı...Ama birilerinin günahının bedelini o ödedi. Ben de en çaresiz tavrımı sergileyeyim. Belki henüz ölmemişlere katkı olur. Rahmet olsun. Işıklar içinde yatsın.

Ahmets 
 10.10.2009 23:15
Cevap :
Haram! ‘Dicle kıyısında bir kuzu ölse hesabı Ömer’den sorulur’ diye diye iktidar yollarını tırmananlar! Kürt kızları bir kuzudan da mı sayılmaz? İş Ceylan’a gelince insafsızsınız! İnsafsız ve vicdansızsınız, işte o kadar. Biriniz bile demedi çünkü, ‘Ceylan’ın katili bulununcaya kadar bana çocuğumu sevmek haram.’ Çünkü haram! Ece Temelkuran  11.10.2009 11:37
 

işte sana bunu reva görüyorlar şaşkın kız..şaşkın gözlerin var(dı) ve inanır mısın sen en masumusun gidenlerin...bir ses..bir ses...ne olur herkesten bir ses...

şefik özmen 
 10.10.2009 13:05
Cevap :
Ahmet Hakan (Hürriyet): ... Ama Sayın General, sakın bu masalı anlattım diye... Beni Ceylan’ın bin parçaya bölünmüş cesedini, “Gerilla savaşına mütevazı bir katkı...” sayıp kullanmaya kalkan DTP’lilerle bir tutmayın... Benimki hesapsız kitapsız bir refleks... Benimki insani bir çığlık... Ve istiyorum ki... Bu refleks size de sirayet etsin... Bu çığlık sizi de kuşatsın... Lütfen, talihsiz Ceylan’ın başına gelen bu olaya sebep olanların üzerine gidin... Ama öyle gidiyormuş gibi yaparak gitmeyin... Sahiden gidin... Gidin ki bir daha havan topları patlamasın Ceylan’ların üzerinde... Gidin ki... Dirisi için bir şey yapılamayan Ceylan’ın, hiç olmazsa bin parçaya bölünmüş ölüsü için bir şey yapılmış olsun...  10.10.2009 17:28
 

Yazının giriş paragrafından sonrası ne kadar blog yazarına, ne kadar İsmail Saymaz'a ait olduğu belirsiz. Daha çok İsmail Sönmez haber ve yorumu gibi duruyor. Genelkurmay'ın son açıklamasının özetini bir güncelleme olarak yazıya ekleme görevi gene de blog yazarına aittir diye düşünüyorum. Açıklamaya göre sözü edilen karakollar olay mahallinden 8-9 km uzakta; ve bunun da haca menzili 5.4 km dışında kaldığı bildiriliyor. Olay bir biçimde TSK üstüne yıkılmak isteniyor gibi. Hani operasyonlar sivilleri hedef alıyor gibi bir hava oluşturma gayreti olabilir. Ayrıca bu bir TSK hatası olsa bile bunu Genelkurmay'ın bunu inkar etmesinde ne gibi bir çıkar veya çekince olabilir ki? Olaydaki asıl zaaf adli unsurlarda oluşmuştur. Tartışılması gereken asıl hata budur bence. Erken olay yeri araştırma ve soruşturması yapılabilseydi belki de saldırı kaynağına ilişkin sağlıklı bir kanıt bulunabilirdi.

Muharrem Soyek 
 10.10.2009 10:27
Cevap :
Bir kere ‘Üzüldük’ deyin! Genelkurmay Başkanlığı’ndan açıklama yapılıyor. Haritalar, grafikler, üniformalar, mikrofonlar, asık suratlar, ‘asitmetrik harekâtlar’... Tem teçhizat! Asker, kendince açıklıyor: ‘Ceylan’ı biz öldürmedik!’ İyi, aferin! Peki yok mudur kardeş sizde bir kerecik ‘Başınız sağ olsun’ demek, ‘Üzüldük’ demek. Bir çocuk ölmüş, parçalarını annesi eteğine toplamış... Yok mu sizin bir kalbiniz? Nedir bir kerecik olsun ‘Ceylan bizim de kızımızdır’ dememek? Kucağında kızının kanıyla soru soran anne, doğru, ‘asimetriktir’ artık. Kalbi çarpılmıştır, merhemi yok. ‘Psikolojik savaş’ diyorsun asker amca. Peki öyle olsun. Ama bir çocuğunun ölümüne ağlayanları düşman ilan etmek... Bu kadar mı asimetrik senin aklın? Olayı ‘titizlikle araştıran’ ama her nasılsa savcısı Ceylan’ın annesini azarlayan iktidar, sen de diyorsun bir şeyler. Niye bir kez de ‘Ceylan benim kızımdır’ demiyor Başbakan? Kızlarını sevmek haram olmaz mı insana? Haram gibi hissetmiyorsa ‘titizlikle araştırılır  11.10.2009 11:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 221
Toplam yorum
: 1772
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1840
Kayıt tarihi
: 27.09.06
 
 

Evli bir kız çocuğu babasıyım. Yüksekokul mezunuyum. Bir kamu kurumunda çalışıyorum.16.03.2017 ta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster