Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '17

 
Kategori
Köpek Bakımı
Okunma Sayısı
328
 

“Dost Kime Derler?” Diye Sorsalar…

“Dost Kime Derler?” Diye Sorsalar…
 

Biz hayvanları çok seviyoruz; ama özellikle de köpekleri. Çünkü onlar hayvandan da öte adeta insan. Sancho’yu Selen geldikçe görüyoruz, yetmiyor. Barınakları ziyaret ediyoruz, duygu yoğunluğunu anlatamam! Arabanın bagajı silme mama ve su dolu ki parklarda gördüğümüz her kedi-köpek topluluğuna misafir oluyoruz. Ah o, mamayı yerken durup da minnet dolu gözlerle bakışları yok mu, gel dersem gelip de sarılmaları yok mu; ciğerim sökülecek sanıyorum! Siz bir köpeğin gözlerine hiç daldınız mı? Emin olun, gerçek sevginin ve dostluğun sırrı o derinlikte saklı.

Geçen hafta yurt dışında yaşadığım bir olay sonrasında aile ve dost meclisine sunduğum teklif kabul edildi ve bir köpeğimiz olmasına karar verdik. Sorumluluk herkesindi ve ortak karar alınmalıydı. Ve daha da önemlisi, Sancho ile iyi anlaşmalıydı. Cinsi konusunda yapılan kapalı oylamada çoğunluk Golden Retriever dedi. Sancho’da gözlemledikleri haşarılık nedeniyle tercihlerini heybetli ağadan yana kullanmışlardı ve bizim oyumuz da o yöndeydi.

İsmi hazır. Öyle baharat, bakliyat ismi filan değil, harbi delikanlı ismi. Çünkü Golden’lar yavruyken ne kadar şirinse, 6 aylıktan itibaren de irileşmeye başlayıp ağır abi olurlar. Türkçede çok uygun isimler bulduysak da birilerinin gönlünü kırarız düşüncesiyle yabancı bir isimde uzlaştık.

Şu an için tek soru işareti edinme tarihinde, çünkü parayla satın alacak değiliz ve ha denince edinilemiyor. Neyse ki köpek dostları çok ve herhalde bulmakta zorlanmayız. Barınakları da düşündük tabii; lakin oradakiler 1 yaşın üzerindeler ve biz yavruluğundan itibaren aramızda büyümesini istiyoruz, böylece tüm yaşamını dökümante edebileceğiz.

Elbette şunun farkındayız ki kedinin bakımı kolaydır; ama köpek sahibi olmak ciddi sorumluluk ister. “Gidip kendime gömlek alayım.” der gibi köpek alamazsınız! Ailenize katılacak bambaşka bir canlı için -psikolojik olarak- hazır olmanız, hatırı sayılır bir bütçe ve vakit ayırmanız gerekir. Tüm yaşam şekliniz değişecektir. Birlikte yapılamayacak çok şey olacaktır. Ve hayvanlar, sıkılınca çöpe atabileceğiniz eşyalar değildir! Ömrünü size bağımlı geçirecek bir canlıdan söz ediyoruz. Onun sizsiz bir yaşamı yoktur, sizin de olmamalıdır. Çocuğunuz gibi görmelisiniz. Nasıl ki 2 aylık bebeğinizi evde bırakıp gezmeye gidemezseniz, köpeğinizi de bırakmamalısınız. Çünkü geri dönmeyeceğinizi düşünür ve korkar. Dünyada hiçbir canlı onun kadar sadakatle bağlı değildir insanoğluna. Sizi kendinden çok sever ve -korumak adına- düşünmeden canını verir. Tamam, küçükken çok şirin ve tatlıdır; ama o da büyüyecektir, hastalandığı zamanlar olacaktır ve zorlu bir yaşlılık dönemi sonrasında da hayata veda edecektir:( Bunlara hazırlıklı olmalısınız, zor geliyorsa da sevginizi parklarda, barınaklarda yaşamalısınız.

Biz hiç yalnız bırakmayacağız, aileden biri olacak mutlaka yanında. Onu almayan AVM’lere, kafe ve restoranlara, otellere biz de gitmeyeceğiz. Günü ofiste geçirecek. Bizimle seyahatlere çıkacak. Forsmajör durumlarda ise Selen-Sancho ikilisi destek verecek.

Kısacası, belki daha annesinin rahmine dahi düşmedi; ama yuvası hazır.

Yaşadığın olay neydi derseniz: Sabahın erken saatleriydi, otelime yakın parkta yürüyüş yapıyordum. Az ileride bankta oturan bir kız gördüm. Hemen önünde de bir Labrador vardı ve kızdan gözünü ayırmıyordu. Sağ patisiyle de kızın dizine dokunuyordu. Yanlarına geldiğimde kızın ağladığını fark ettim, durdum. Köpek de kafasını bana çevirdi. Gözlerindeki çaresiz ifadeyi okumamak mümkün değildi. Ülkemde olsam ilgilenirdim; lakin Batı kültüründe -niyetiniz yardım da olsa- tepki görebilirsiniz! Belki yalnız kalmak ve doyasıya ağlamak istiyordur. Size çok olağan gelen bir davranış biçimi onlara garip gelebilir ve kendi işinize bakmanız söylenebilir! Bunun da nedeni kültür farklılığıdır. Muhtemelen sevgilisiyle tartıştığını düşünüp yürümeye devam ettim. Üç beş metre uzaklaşmıştım ki köpek yanıma geldi. Üzgün gözlerle bir bana bir de kıza bakıyordu. İşte o an zaman durdu! Bildiğim her şeyin canı cehennemeydi. “İyi misiniz?” diyerek kızın yanına oturdum. Burnunu çekerek bana döndü. Gözleri kan çanağıydı. Ancak yirmilerinin başındaydı. Bir anda boynuma sarıldı ve hıçkırıklara boğuldu! Köpek ön patilerini dizime koymuş, iniltili seslerle bizi izliyordu. Neler olduğunu anlayamıyordum ve ne kadar öyle kaldık bilmiyorum. Bir süre sonra toparlandı ve kızarmış gözleriyle teşekkür etti, birine sarılmaya çok ihtiyaç hissettiği bir anda yanına oturduğumu söyledi. Annesi ve Buddy ile yaşıyorlardı. Çok sevdiği babasını 10 gün önce kaybetmişti ve bunu kabullenemiyordu. Gencecik bir insanın yaşadığı travmaya çok üzüldüm. Gözyaşlarını sildi ve artık gitmeliyim diyerek ayağa kalktı. Yüzündeki zoraki tebessüm kendimi iyi hissetmem içindi. Buddy de elimi yalıyordu.

Uzaklaştılar. Dönüp baktılar da.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yeryüzünün neresinde olursa olsun gözyaşının rengi, kahkahanın sesi aynı anlayıp duruma göre el uzatana dost denir. Kedi- köpek zıt karakterler olduğu bilinir ancak muhteşem dostluklarına şahit olmuşluğum vardır. Hayvanların da en az bizim kadar yaşama hakları olduğunu unutmadan yaklaşmalıyız da her şeyde olduğu gibi ölçüyü kaçırmadan, kasabımız kapısının önünde kendisinin desteğiyle yaşayan kedi köpeklerden dolayı "Tamamen psikolojim bozuldu!" her geçen kafasını uzatıp "neden bunlara yiyecek vermiyorsun? der gibi içeri bakıyorlar" akşama kadar önlerinde et dolu olsun beklentisindeler hatta bu gün kadının biri "baktı baktı ben de kaale almayınca gidip mama aldı geldi bana baka baka hırsla, taşların üzerine boşalttı" dedi. Kimseyi kendimiz gibi düşündürebilme hakkımızda yok haddimiz de değil, hoşgörü ve bakış açılarımız genişledikçe tüm canlarla beraber kuracağız yaşanabilir dünyayı, emeğinize sağlık Ata Kemal bey saygı selamlarımla

Cemile Torun 
 13.01.2018 0:18
Cevap :
Haklısınız. Ne de olsa hayvan ve eğriyi doğruyu insan gibi bilmeleri beklenemez! En akıllı köpeğin zekâsı 7 yaşında çocuğa eş değer. Yine de kediler köpeklere göre daha arsız ve kendi bildiğini okuyan canlılar. Anlaşılan, kasabın yaptığı iyilik kontrol edilemez bir boyuta gelmiş; lakin kedi köpeklerin önüne her gün et koymak zorunda değil. O da kuru mama koyabilir ve çok da ucuz. Teşekkür ederim Cemile Hn, sevgiler.  13.01.2018 7:05
 

Merhabalar Atabey. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Diyojen gibi elimizde fener gündüz gözüne dost arar olduk. Sizin de dediğiniz gibi, karşılıksız büyük bir sadakatle dostluk örneği sergileyen köpeklerimizi yabana atmamak gerekir. Selam ve dualarımla.

Recep Altun 
 03.01.2018 0:05
Cevap :
Günümüzde insanlar içine kapandı; komşuluk, dostluk gibi kavramlar 20. yüzyılda kaldı. Geleceğe tutunacak incecik bir dal dahi yok! Ne denebilir ki:( İçimizdeki yaşama arzusunu yok ettiler! Köpekler ise insanüstü canlılar. Öyle bir sadakat duygusu insanlarda yok. Evin neşe kaynağı onlar. Batı'da aileler bebeklerini köpekle büyütüyorlar. Çünkü çocuğun yetişmesindeki psikolojik katkısı büyük. Teşekkürler dostum, sevgiler.  03.01.2018 6:25
 

Köpekler çok sadık oluyor gerçekten. Dosttan öte bazen. Hele o gözünüzün içine bakışları yokmu... Saygılar...

Gülden Işıklıoğlu 
 21.12.2017 20:39
Cevap :
Binlerce yıldır insanoğlunun en sadık dostudur köpekler. Onlarla eğleniyor, seviniyor, üzülüyor, hayatı paylaşıyoruz. Huzur dolu bir ortamda yaşasınlar, sevilsinler; başka istekleri olmaz. Derin bir sevgiyle bağlanırlar insanlara. O nedenle, edinmeden önce yüz kez düşünmek gerekir. Çünkü onu terk etmek, öz çocuğunuzu terk etmenizden farksızdır. Teşekkürler, sevgiler.  22.12.2017 7:16
 

Ne ağır duygusal ortamlarla karşılaşırız öyle.Derin özlemlerin hissi sarar her yanımızı;bunu farketttiğimizde uçup gider ansızın kendi dert ve acılarımız...Ürkünce düşecek gibi olan çocuğun ayağı üzengiye sıkışınca kilometrelerce yerlerde sürüklenmişti.Köyün meydanına varınca toynaklarını yere vura vura çocuğun etrafında daireler çizen atın ağladığını görmüştüm.Bir de küçükken köpeğimiz vardı.Biz kardeşler başkalarıyla kavga ederken üstüne atlardı diğerlerinin.Arka çıkardı bize.Bir gün ona kızmıştım.Bir kenara geçip durmadan bana bakıyordu.Gözlerinden süzülen yaşları görmüştüm.Hemen evden bir kap alıp seveceği yemeklerden karışık bir menü hazırlamıştım.Kırılan kalbini onarmak için saatlerce oynadım sonrasında onunla.İkimizin de üzgünlüğü geçmişti.Sanırım hayvan dediklerimiz daha hızlı evrimleşmektedirler.Bizler ise hayvanî yanımızı kabartmakla meşgülüz daha çok.En çok kızın size sarılması duygusu sarstı beni...Elinize sağlık Ata Kemal Şahin bey dostum.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 19.12.2017 20:12
Cevap :
Böylesi karşılaşmaları tanrının özenle planladığını; o kızı ve köpeğini benim görmemi, bana sarılmalarını istediğini düşünüyorum. O üç beş dakika içinde kız da köpek de ben de dersler çıkardık. Anlattığınız hikayeler atlara ve köpeklere özgü dostum. Onlar hayvanötesi varlıklar. Yurt dışında, -hiç tanışmayan- insanlar birbirlerine gülümserler, hatır sorarlar, sevdiklerini söylerler ve sarılırlar da. Bu, yaşamın ve o anın paylaşılmasıdır. Teşekkürler dostum, sevgiler.  20.12.2017 9:58
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8309
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1111
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster