Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
895
 

"Dursun Çiçek'in oğlu Genç Sivil" haberine kaç farklı yorum üretebilirsiniz?

"Dursun Çiçek'in oğlu Genç Sivil" haberine kaç farklı yorum üretebilirsiniz?
 

Ünlü “ıslak/kuru imzalı belge”nin baş aktörü Dursun Çiçek’in oğlu ile ilgili geçen gün çok ilginç bir haber yayınlandı.

Haberi isterseniz kısaca hatırlayalım;

“Albay Çiçek'in oğlu Deniz Çiçek’in, darbe karşıtı Genç Siviller hareketinin kurucularından olduğu anlaşıldı. Oluşum, adını ilk kez, "19 Mayısları, militarize stadyum gösterilerinden kurtaralım" kampanyasıyla, 19 Mayıs 2003'te, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in davetiyle gittikleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde duyurmuştu. Meclis'te düzenlenen forumun açılış konuşmasını yapan kişi o dönem Sabancı Üniversitesi öğrencisi olan Deniz Çiçek'ti. Meclis'teki forumda Çiçek'le birlikte konuşma yapan gençlerden biri de, o günlerde ODTÜ öğrencisi olan Taraf yazarı Yıldıray Oğur'du.

Çiçek'in babasıyla ilgili yaptığı haberler nedeniyle Taraf Gazetesi'ne kızgın olduğunu söyleyen Yıldıray Oğur "Dursun Çiçek'le tanışmıyorum ama Deniz'le yakın arkadaştık. Kendisiyle bir süredir görüşmüyoruz ama babasının güvenilir ve masum olduğunu söylüyor. Taraf Gazetesi'ne de haberlerinden dolayı çok kızgın" dedi

Deniz Çiçek, Sabancı Üniversitesi'nden 2005 yılında mezun oldu ve halen Amerika'da Colombia Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyor.”

İlk okuduğum andan itibaren bu haberden nasıl bir sonuç çıkarmam gerektiği konusunda tam olarak emin olamıyorum. Olaya farklı açılardan bakmaya çalıştıkça oldukça alakasız sonuçlara varmak mümkün. Aşağıda yer alan maddeler kendi fikirlerimi yansıtmıyor. Sadece başka zihniyetlerce nasıl algılanabileceğine dair bir tahmin çalışması yaptım. İşte çıkardığım ama birbiri ile çelişen birkaç sonuç;

1- Bakın görüyorsunuz işte, TSK mensubu Albay Dursun Çiçek aslında hiç de darbeci birisi değil. Hatta son derece demokrat. O kadar ki, oğlunun darbe karşıtı bir oluşum içinde yer almasında bir sakınca görmüyor. Hiç darbe yapma eğiliminde olan bir asker kendi çocuğunun, giriştiği faaliyeti baltalayacak bir oluşumda yer almasına izin verir mi?

2- İyi, tamam. Dursun Çiçek oldukça demokrat bir asker olabilir ama demokrat olması, oğlunun ne idüğü belirsiz bir oluşumda yer almasına izin vermesini gerektirmez ki? Genç siviller dediğimiz, Soros ve Fettullah A.Ş. tarafından finanse edilen, aklı çelinmiş gençler örgütü değil mi? Demokrasinin demokrasi karşıtlarına karşı korunmaya muhtaç olduğunu en başta bir askerin bilmesi gerekir. Bir TSK üyesi bu tip faaliyetlere karşı uyanık olmayacak ve kendi yakın çevresini bu oluşumlardan uzak tutmayacak da kim tutacak?

3- Sakın, Albay Dursun Çiçek, TSK’yı zor duruma sokmak için içeri sızdırılan bir F tipi örgüt üyesi olmasın? Üstlerinin haberi olmadan böyle bir belge hazırlayıp, altına da imza attıktan sonra, bu belgeyi kendi eli ile sızdırması hiç de göz ardı edilmeyecek bir ihtimal. Hatta hatta ihbarcı subay bile kendisi olabilir. Baksanıza oğlu bile, özel bir üniversite bitirdikten sonra, şu an ABD’de yüksek lisan yapabiliyor. Sahi, hocaefendi de ABD’de yaşamıyor muydu? Baksanıza 2003 yılında Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’le beraber konuşma yapmakta da hiçbir sakınca görmemiş.

4- Eeeee.. Peki koskoca TSK böyle bir oyunu fark edemeyip neden Dursun Çiçek’i koruyormuş gibi davranıyor ki? Bu oyunu bozmanın en iyi yolu, “bakın içimizde bu tip yanlış yola sapan askerler olduğunda biz hiç müsamaha göstermeyiz, her türlü idari ve adli cezayı çeker” demiyorlar. Hem bu şekilde içine sızan bir F tipi üyesinden de kurtulmuş olmazlar mı?

5- Görüyor musunuz? Artık darbeciler kendi oğullarını bile ikna edemiyorlar. Yeni nesil, babasının mesleği ne olursa olsun, daha sivil ve özgürlükçü düşünebiliyor. Hatta fikirleri babasının çıkarına aykırı gelse bile, onları dile getirmekten çekinmiyor. Ah zamane gençleri.

6- Bence Deniz Çiçek oldukça saf bir çocukmuş. Baksanıza bugün babasının suçsuz olduğuna inanıyormuş, gerek bir zamanlar içinde yer aldığı oluşuma, gerekse de yayınlarından dolayı Taraf Gazetesi’ne çok kızıyormuş. Yani aklı daha yeni başına gelmiş. İnsan girdiği yolun sonunu hesap etmezse böyle olur işte. Attığın taş baş yarar ya da beslediğin karga gözünü oyar. Gençlik idealizmi işte.

7- Bak görüyor musun! Askerlerimiz son derece fedakâr. Kendi çocuklarını, aile bireylerini bile istihbarat faaliyetlerinde kullanabiliyorlar. Taaa o zamandan fark etmişler bu grubun başlarına dert olacağını. Çocuğu zamanında içeri yerleştirip, bilgi, belge sızdırmışlardır dışarı. Sonra deşifre olunca da, hooop yurtdışına. Hem de dikkat çekmeyecek şekilde eğitim bahanesi ile. Keşke bir de bu istihbarat başarılarını, operasyonel başarı ile taçlandırabilselerdi. O günleri de göreceğiz inşallah.

8- Eh tabi ülkede iktidarı ele geçirme faaliyetine önce evinden başlayacaksın. Sen daha bacak kadar çocuğunu ikna edememişsin, onu yola getirememişsin, bir de önce asker içinde bir grubu ikna edeceksin, ardından toplumun belirli bir kesimini. Bak Kenan paşa o işi ne güzel yapmıştı. Herkes dört gözle onun yapacağı darbeyi bekliyordu. Öyle kızları, damatları önceden ortaya çıkıp anti darbe örgütlerde filan çalışmadı. Mirim bu yeni personelde iş yok. Kendi çocuğuna müdahale edemeyen adam ülkeye nasıl müdahale etsin.

9- Bu ülkede çok garip hocam yaaa. Şu babalarla oğullar bir türlü aynı cephede yer alamadılar. Galiba bu ülkenin sorunu da, trajedisi de burada yatıyor. Bu ülke bölünmeye, çatışmaya mahkum. Ya kardeş kardeşi vurur, ya baba oğul birbirine ters düşer. En yakın aile bireylerinin bile yan yana gelemediği bir ülkede birlik, beraberlik elbette kurulamaz.

10- Ciddi ciddi bu ülkeye demokrasi geliyor galiba. Bir darbeye engel olacak ilk şey darbe tezgâhı içinde olan bir adamın, en başta oğlunun darbe karşıtı olması değil midir? Darbenin toplumsal dayanağının olmadığının en büyük göstergesi budur.

Üretebildiğim yorumlar bu kadar. Mümkün mertebe tüm zihinsel kulvarlardan geçmeye çalıştım. Ama zannedersem, en azından bu ülke vatandaşları için 71.999.990 adet daha yorum üretmek mümkün. Ancak bir olay için birbirinden tam zıddı komplolar üretmenin mümkün olduğunun gayet güzel örnekleri ortaya çıktı bence. Buna karşın, olabilir, mümkün, hayata daha yakın olasılıkları barınıdran yorumlar da var. Galiba ikinci tip zihniyetin çoğunluğu oluşturduğu bir topluma ihtiyacımız var.

Bugünlük de kendi fikrim saklı kalsın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Peki ya eylem planı albayın da, oğlunun da hareketlerini önceden planlayan başka bir planın parçası ise? ya eylem planı aslında devletin demokratik sürece-açılıma- yumuşak geçişini sağlayabilecek ve tsk içinde bir tasfiye yapılmasını sağlaması için yapılmış bir darbemsi eylemimsi plandıysa? ya aslında hiç darbe yapılmadan zaten ortaya çıkarılması planlandıysa? selamlar.

Başak ALTIN 
 16.11.2009 14:26
Cevap :
Aaaa evet öyle bir olasılık da var:-) Yani bir adım daha derini. Neden olmasın ki? Birden kendimi, filmin sonunda planın içinden başka bir planın çıktığı Amerikan filmi seyreder gibi hissettim. Bence bu Tanrının bir planı:-) "Yahu bu Türklere peygamber göndermeye bile cesaret edemedim, adamlara peygamber göndersem onu bile peygamber olduğuna pişman eder bunlar." filan diye düşünüp, "bunları oyalamak için ara sıra ortaya bir tartışma açıp iki üç ay sonra tekrar uğrasam olur buralara" diyerekten bu tip planları o devreye sokmuştur. Bu meçhul subay hikayesi de bana hiç gerçekci gelmiyordu zaten. Böyle birisi gerçek olsa, ordu şimdiye kadar bunu çoktan ortaya çıkarırdı. Bu belgeleri oradan, tereyağından kıl çeker gibi kim alabilir ya da yeni baştan kim yaratabilir. Baktı ki, AKP bu sivilleşme işini beceremiyor, Tanrı kendisi el attı herhalde bu işe. Dursun Çiçek ve oğlu filanda onun mahareti tabi ki. Çok mu geyik yaptım:-) Neyse bu eylemimsi planımsı bir şeyde olabilir elbet, sağolasın:-)  16.11.2009 15:57
 

nasıl yorumlanırsa yorumlansın; sonuçta sadece iki ucu değil her tarafı pisliğe bulaşmış bir değnek!...olay ne ıslak/kuru imazada, ne de Albayın şahsında odaklanmamalı...olayın bizati kendisi tamamen karmaşa yaratmak için zemin hazırlama yöntemidir, ve bu "koruma" kisvesi altında şimdiye kadar yapılanlardan farklı değildir....bu doğrultuda askeri kesimde Albay, hatta geçmiş dönemde sivil boyutunda da Balbay kullanılmıştır... ıslak/kuruya veya baba/oğula takılıp kalmak zihniyetin arkasındaki (suyun altındaki) buzdağını gözden kaçırmaktır!...düşün gücüne sağlık, sevgiler

PınarG 
 16.11.2009 7:41
Cevap :
Sevgili Beran, bu ıslak/kuru imza meselesinde, detayların bütünü gözden kaçırmak için işlev kazanmaya başladığını gözlemliyorum. Bahsettiğin gibi, bu tip bir tartışmaya girmek bataklığa dalmak gibidir. Ancak ben insanların zihniyetlerini, o zihniyet kalıbı içinde her yeni veriyi nasıl değerlendirebildiklerini anlatabilmek için, bu zihin okuma çabasına giriştim. Yazıda yer alan yorumlardan bazıları yakın çevremde duyduklarım. Geri kalanları da, yapacağım yeni sohbetlerde duyma olasılığım yüksek olanlar. Türk toplumu bu açıdan çok zengin aslında. Ama bu bir yanıyla da bir sorun. Normali makulde arayan bir zihin yapısı ne yazık ki çoğunluğu bir türlü sağlayamıyor. Her toplumda her türlü fikrin örnekleri ve temsilcileri vardır. Ama toplumun dengesini sağlayan "normali makulde arayan ve bulanların" çoğunluk olmasıdır. Bizde böyle olmadığı için komplo teorileri bu kadar baskın ve bu kadar zihin çelici. Baksana şu an koskoca CHP bile komplo teorileri üzerinden politika yapıyor, teşekkürler  16.11.2009 8:55
 

Çok yorum üretebilmek bence bir marifet değildir. Marifet bir olguyu tüm gerçekliği ile yorumlayabilmektir. Çiçek meselesine gelince baba ve oğulun imajlarına bakarak büyük çelişkiler ve karşıtlıklar görmemek lazım. Ben çoğu zaman demokrat geçinen ile faşit olarak damgalanan insanlar arasında büyük fark görmem. Bizim ülkede adettir zaman gelir insanları göklere çıkarırız sonra da aynı insanları yerin dibine batırırız. Şimdiki devir de ergenekon sanıklarını, şüphelilerini ve sempatizenlarını aşağılama devri. Oysa demokratın da, faşistinde ortak noktası daima aynıdır; Bu vatan nasıl kurtulur? Asıl sorun nedir biliyor musun? Biz demokrasiyi belli ve değerli bir "nitelikmiş" gibi algılıyoruz. Oysa nasıl herkes kendisine müslümansa, aynı şekilde de herkes kendisine demokrattır. Bu nedenle de sana faşistmiş gibi görünenin başkasına demokrat görünmesinde şaşılacak bir durum yoktur. Bütün insanların ortak özelliği ne kadar salak olursa olsun kendisini daima haklı görmeleridir. Slmlr Selamlar

Matilla 
 16.11.2009 7:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1684
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster