Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '11

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
832
 

"Giden Gelmez" Dağında yaşanan sanal aşk!

"Giden Gelmez" Dağında yaşanan sanal aşk!
 

"Giden Gelmez Dağları".. Antalya Serik'te.


“Bütün dünya, yaşadıkça öğreniyor. Türkiye genç nufus. Kullananı çok ama, kafi değil. Fakat çabuk öğreniyor. Bir takım yasal düzenlemelere gerek var. 60 lık adam, 18 lik kızla ilişkiye giriyor internetle. Bazın düzenlemeler, kısıtlamalar getirilmelidir. Hanımlarımız, sosyal sitelerdeki faaliyetlerde dünya üçüncüsü

Yukarıdaki sözler, bir televizyonda konuşan İnternet Medya ve Bilişim Federasyon Başkanı Nizamettin Bilici’ye ait. O da yakınıyor bilgisayarların kontrolsüzlüğünden.

Bir ''sanal yaşam'' diye tutturduk gidiyoruz.. Dokunduğumuz her şey ''Sanal''.. Kimi buna ''yalan dünya'' diyor. Kimi, ''gerçekte olmayan gerçeklik'' diyor. Sanal, manal derken gerçekçi veya dürüst olabiliyor muyuz? Öyle ya! Karşımızdakini sonradan görsek bile tanıyamayız. ''Sarı çizmeli Mehmet Ağa!'' Ama; çok tuşlu, kiler penceresi büyüklüğündeki ekranın karşısına geçince, tatlı birer canavara dönüşüyor.

Eeee! Bu iki sanal dünyalı, dünyalarını nasıl ayırt edecek, bir diğerinden? İyiler bir ağacın arkasına saklanmış. Pek sere serpe ortaya çıkmazlar. Onları aramak lazım.Tetkik etmek lazım.. İnsanı, bir ''Noktası'' ve bir ''Virgül'' ü ele verir Alimallah!.. Hayvan yularından, insan ''sözünden'' tutulur.. Derler. Ettiği kelamlar, davranışlara yansır. Davranış bozukluğu olanlar, ''Ossaat'' belli ederler kendilerini..

İyi insanlarla karşılaşmak zor. Hem de kolay. Sanal ve gerçek hayatta edinilen dostluklar arasında, pek fark yoktur aslında..

Sanalların içinde, için için kok kömürü gibi yanan şey nedir? Bilir misiniz? ''Alt kimliklerimizi bastırıp, üst kimliklerle kendimizi bastırma çabası..''

Antalya Serik'teki vahşi dağın adı: ''Giden Gelmez'' dağıdır. Biz, gitmesine gideriz de, döner dolaşır, yine özümüze döneriz.. Bizde bu ''Sanallık'' olduktan kelli!.. İpin ucu kaçsa bile. Dağın ismi de çarpıcı ama! Albenisi var. Böyle vahşi bir dağda, sanal aşıklar buluşsa. Yaşanacak aşklar da vahşi olur herhalde. Bir roman okumuştuk çok önceleri "Vahşi bir kız sevdim" isminde. Eşkiyaların inindeki sarp kayalıklarda geçiyordu olay. Aşkları da vurdulu kırdılıydı. Vahşiydi anlayacağınız.

Bu sanallığa kendini kaptıranlar, gittikleri o dağdan, bir daha dönemezler.. Serikli köylüler o dağlarda kaybolup gittiği için, o isimle anılır o dağ!.. Sanal bağımlılık, sanal takılmalar.. Gerçek arkadaşların ihmali.. Saldırganlık.. Gözü kara olmak.. Aslına dönmek ise, bazen zorlaşıyor. Bir yazarımızın dediği gibi: ''Sanallığı vazgeçilemez bir tutku'ya dönüştürdüğümüz an, yanarız. Hem de çıra gibi..

İçimizi sanal ekranlarda, lirik cümlelerle ısıtıyoruz. Evimizin sobasını ısıtmak için hangi tuşa basmalıyız acep?!.. Sevgilimizin sinesini, hangi tuşa basarak koklayabiliriz? İnter tuşu ile mi? Hadi canım, sen de!.. Kızdığımız zaman : ''Sen kaç megabyt'lık adamsın be!..'' derken, karşımızdakinin yüzünün kızardığını görebiliyor muyuz? Yooğ!
Bunlardan hiçbiri sanallıkla bağdaşmıyor.

Ört ki, ölem!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanal hayattan kimler şikayet ederler?Yaşamı beş kuruş etmeyen insanlar. Bugün bilgisayarları kapatın ülkede hergün 100 kişi intihar eder.Ülkenin yarısında kadınlara sosyal hayat yasaktır;parkta bile oturamazlar. Bu sitenin bazı entel yazarları herşeye sahip oldukları için onlara konuşmak kolay.Akşama kadar evlerinde oturup kocalarını beklesinler de göreyim onları. Türkiye'de sanallık kaçıştır. Hayatı sanal yaşamayı hiç kimse istemez.Ben 30 yıldır çalıştığım yerlerde bayan ve erkeklerin dışarıda bir yerde oturup çay içtiklerini bile görmedim.vE bunların tamamı üniversite mezunu.Artık gerisini siz düşünün. Türkiye'de sadece zengin enteller özgürdür. Bugün Türkiye'de 20 milyon kişi internet kullanmaktadır.Bu 20 milyon kabuğunu kırmaya çalışan cesur insanlardır.

Kerim Korkut 
 05.02.2011 7:02
Cevap :
Sanal alem, sanal hayat icat olmadan ne vardı? Üçlü sac ayaklı ocak, fitili tükendi tükenecek bir lamba ve de ayazlı gecelerde sokakta düdük çalan bekçi babası. Birde Bozacısı. Buraya kadarı tamam mı? Tamam. İnsanın doğası gereği, tefekkür etmek ister. Her yeniliğe, balık gibi atlar. Sanalsa sanal. Böylece şahıslar, yalancı dünyaya, bir de katmerlisini ekliyorlar. Zevk alanlar devam ediyor. Gönül avutuyor. Kimi şirazesinden çıkıyor. Kimine endazeler yetimiyor. Pek azı mesut oluyor. Çoğunluğu güme gidiyor. Geriye ne kalıyor? "Sen, ben, bizim oğlan!" Hepsi bu. Dön yine başa. Bir döngüdür sanallık. Sanallıktan mazarrat da çıkar, güller de açar. Kuzurat da çıkar. Karşılıklı algılara bağlı bu. İnsanlarımız, eksenlerini kaybettiler. Zengini de fakiri de klavye kullanır oldular. Aradaaki fark, sanallar kimileri Parislerde Eyfelde bir öğle yemeğine uçtular. Kimileri de "Silo'nun" kahvesinde, pişpirik oynayanların arasında kırtlama çaylarını içerek muhabbet yaptılar. Konu derin. Teşekür eder  07.02.2011 13:08
 

Sanal dünyadan gerçek dünyaya geçişler çok çabuk oluyor.bir iki sanal alemde flört edip sonra gerçek dünyada aşk yaşamaya başlayan nice yalancı serseriler ortalıkta adam ve madam kılığında boy gösteriyor.enter tuşuna basıp her yaptıklarının unutulacağını zannediyorlar.güzel bir konuya değinmişsiniz.saygılar

bahargüneşi 
 04.02.2011 4:36
Cevap :
Ah, ah, ah...Bilgisayarların kolları çok. Her şeye uzanıyorlar. Onu, kullanandan da daha çabuk olayları inkar ediyorlar. Enterler, ESC'ler, com tr.ler bahane. Gördükleri işlevlerde, müştereken, birbirlerine müteselsilen bağlılar ve suçlular o saydığınız ard niyetliler. Yine de sanal dpstlukların, has dostluklarla, suya sabuna dokunmadan devam ettirilmesi güzel. Aydınlattığınız için teşekkürler.  04.02.2011 21:06
 

Aslında nüfus planlaması için gerekli bir alışkanlık...Herkes kendi sanal dünyasında...Sanal ilişkiler...sanal aşklar...Ve hatta sanal çocuklar...İstenilen boy,marka ve çapta ...Sanal maaşlar...Aslı yok yaylasında 5000 koyunum...2000 devem var...Mısırda halamdan kalan arsalarımı sattım dün akşam üzeri...İsviçredeki bankacılara bir TIkta gönderdim paramı...ohh lüküs hayat...Adam eski yavıklısını burada hergün görüyormuş...Yamık ilişkiler...Üstadım,biz gerçeğini yaşadık kralıdan...Şimdikiler düşünsün...Saygılarımla...

Mesut Selek 
 02.02.2011 23:04
Cevap :
Çok değişik bir konuya değinmişsiniz. 2 nci Ramses de, benim, amca oğlu olur.Tutankomanla da akarabalığımız var amma, miras meselesi yüzünden aramız açık. İsmini anmıyoruz ailecek. Vaktiyle bizler zengindik dediğiniz gibi. Bir " Sanal dünya" eksikti. Onu da bulduk. Selam ve sevgiler.  04.02.2011 21:10
 

Günahı sendedir. Bak Ağabey, ben köftemi bilgisayarda özel bir programla kızartıyorum. Bardağıma rakımı dolduran bir başka özel programım da var. Çamaşırımı iki tuşa basarak bilgisayarıma yıkatıyorum. Yıkıyor, kurutuyor, asıyor, katlanacakları katlıyor, ütülenecekleri ütüleyip gardroba asıyor. Bulaşık programım da harika. Hepsi güzel de... Bakıyorum çok insan gerçek dünyada sanalda gibi ruhsuz yaşıyor. Dünya yıkılıyor, kimsecikler oralı olmuyor. Selam ola, geri gele.

pirmete 
 02.02.2011 22:35
Cevap :
Hele şükür. Bu kadarcık Güneş, yüzünü göstermiş olsun. Gerisi kolay. Bak, iki satırla neler öğrendik senden. Dahası vardır ya, yeri değildir şimdi diyorsundur. Doğru., haklısın. Sanal yaşamla öz yaşam paraleldi eskiden ama, mesafeleri çok çok aralıklıydı. Şimdi bu açıklık kapanıyor. Ramak kaldı neredeyse. Ömür boyu sahura kalkılmaz. Blogda müthiş boşlklar var, gittin gideli. Kapanmıyor, kapatılamıyor. Biz 6 bine ulaştık. Geridekilere gel de örnek ol. Yorumların bile geçer akçe senin. Ne demek istediğimi anladın. Selam ve sevgilerle.  04.02.2011 21:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 888
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster