Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1937
 

"İki emanet": Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Refet Angın

"İki emanet": Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Refet Angın
 

Milleti millet yapan değerlerden biri de vefadır; kadir kıymet bilmedir; bugünden yarınlara, sonsuza


"Türkçe’nin <ı>‘<ı>ses bayrağı<ı>’ büyük şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın son durumunu, değerli şair Egemen Berköz’ün dünkü yazısından öğrendim. Tedavi gördüğü hastanede, yanında neredeyse iki saat kalmış. İleri yaşına ve rahatsızlığına rağmen hâlâ gazete yazılarını okutmuş, dinlemiş. Berköz son sahneyi ne güzel anlatıyor:

<ı>“<ı>Benim sözcüklerle, onunsa bakışları ve vücut diliyle yürüttüğümüz kısa esenleşmeden sonra yanından ayrılırken el sallayarak uğurladı<ı>.”

Yine Berköz’den öğreniyoruz ki, yakın dostu Ruşen Eşref Yılmaz da Dağlarca’yı hiç yalnız bırakmıyormuş. Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk de... Acıbadem Hastanesi yetkilileri de büyük ustanın tedavisi ve bakımı ile sürekli ilgileniyorlarmış. Titiz doktorlar, hemşireler sürekli başucundaymışlar.

<ı>‘<ı>Ne var bunda?<ı>’ denebilir.

Çok şey var.

O kadar değerli insanın, topluma emekler, eserler vermiş insanın yaşlandıkları, hastalandıkları zaman öylesine sahipsiz bırakıldığını gördük ki, Dağlarca’nın yanında bir ilgi ve sevgi halkasının oluştuğunu görmek, mutlu ediyor insanı. Bazen bir dost, bir hastane, bir yetkili, bir dernek, bir sivil toplum kuruluşu, tüm sevenleri adına böyle bir insanı bağrına basabiliyor.

Teşekkür onlara.

Fazıl Hüsnü Dağlarca bizlere yüz yılın emaneti.

***

Atatürk’ün yetiştirdiği, Cumhuriyet’in ilk kadın öğretmenlerinden Refet Angın, evinde yaşamını sürdüremeyecek durumdaydı. Hastane bakımına ihtiyacı vardı. Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet, hocaların hocasını haber yaptı: <ı>‘<ı>Refet Angın kendi isteğiyle taburcu olduğu hastaneye geri dönmek istiyor.<ı>’

Türk Böbrek Vakfı Özel Hizmet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Osman Akalın hemen devreye girdi ve Angın’ı evinden ambulansla aldırarak hastaneye kaldırdı. Angın, muhabir arkadaşımıza hastanede kendisine çok iyi bakıldığını söylemiş. Dr. Akalın, Angın’ın tedavisinin uzun zamandır hastanelerinde yapıldığını hatırlatmış, <ı>“<ı>Angın Hocamız Atatürk<ı>’<ı>ün bize maddi ve manevi mirasıdır. Hastane olarak o mirasa hep sahip çıkacağız<ı>” demiş. İstediği zaman onu evine çıkarabileceklerini, istediği zaman da ambulansla hastaneye getirebileceklerini de belirtmiş. Vakıf Başkanı Timur Erk de Refet Angın için <ı>‘<ı>sahip çıkalım<ı>’ talimatı vermiş.

Teşekkür onlara.

Refet Angın da bizlere yüz yılın emaneti.

***

Bu kişiler ve kurumlar, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Refet Angın’a sahip çıkarak örnek oldular. Onların yardımlarıyla bu iki büyük insan bugün hayattalar. Sevgiyle bakılıyorlar. İlgiyle tedavi ediliyorlar. Konuşuyorlar, gazete okuyorlar ve el sallıyorlar. Ve eminim, huzur duyuyorlar, mutlu oluyorlar.

Ne güzel.

Çok güzel..."

Bu satırlar; oldukça kadirşinas olan ve her şart ile imkan da mazlumun yanında yer alan, kalemini yetiştiği Cumhuriyet'in kudsiyetine adayan vefalı yazar Hikmet Bila'nın... Hikmet Bila; Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı ve Refet Angın'ı Cumhuriyet'in ve Atatürk'ün iki emaneti olarak görüyor. Elbette ki ulu bir çınar olan Ozan Fazıl Hüsnü Dağlarca da, Cumhuriyet'in ilk kadın öğretmeni Refet Angın da bizlere, Atatürk'ün ve Cumhuriyet'in emanetidirler. Hikmet Bila yazısına da, bugünkü Cumhuriyet Gazetesi'ndeki "Geniş Açı" başlıklı köşesinde "İki Emanet" başlığını koymuş. İki emanet ve daha nice emanetler...

Evet daha nice emanetler...

Bu bağımsız, özgür yurt ve millet... Yurdun her yanına yayılan okullar... Bir zamanlar adları Etibank, Sümerbank olan bankalar... Çoğu bizim olan fabrikalar... Hepsi ve daha niceleri Atatürk'ün ve Cumhuriyet'in emanetiydi...

Türk Böbrek Vakfı Özel Hizmet Hastanesi Başhekimi Operatör Doktor Osman Akalın'a bir öğretmen olarak teşekkür ve şükranlarımı sunuyorum. Ne de olsa Tıbbiyeli Hikmet'in ocağından yetişmişlerdir, doktor Akalınlar'a da bu yakışır...

Refet Angın'ı daha önce yazmıştım, şimdi yeniden Hikmet Bila'nın yazısını da sayfama alarak yazıyorum. Akşam geç saatlerde eve gelip sayfama girdiğimde, sevgili Tuğba'nın Refet Angın ile ilgili bana yazdığı mesajı okuyunca doğrusu çok duygulandım. Ben de ilgili hastaneye, öğretmenlerin piri Refet Angın'ı ziyarete gitme hazırlığı içindeydim. Bu mesaj biz öğretmenlere bir ders gibi... Hatta kendisi de ta Adana'dan kalkıp İstanbul'a gelerek, hastanede yatan Refet Angın'ı ziyaret edip elini öpmek istiyor.

Şehitlerimiz vatan toprağında uyurken; bu kutsal vatan onlardan bizlere emanetti ve vefa emanetti; gaziler emanetti, her biri teker teker göçüp gitti. En sonunda Gazi Yakup Satar da gitti... Nice işçinin, nice öğretmenin, nice mühendisin, nice doktorun, nice askerin-polisin, nice adsız kahramanların emeği ve emaneti olan çok şey ne acı ki bizim değil artık... Sanki biz de biz değiliz!... Titreyip de toptan kendimize gelsek; nasıl gelebiliriz ki?!..

"İki emanet"i yazdı bugün köşesinde Hikmet Bila; Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı ve Refet Angın'ı...

Bizim yazacak daha çok şiirimiz ve okuyacak da çok kitabımız var...

Aslında dersimizi hiç de öyle çok çalışmadık; çalışsak böyle mi olurduk?..

fot.www.saklambac.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

nezaketi, duyarlılığınız ve bu kadar çabuk ziyarete gitme olanağı yarattığınız için..Cumhuriyetimizin ilk kadın öğretmenini tanıyarak büyük bir ayrıcalık kazanmış oldunuz bence..Belge ve röportajlardan okuduklarımızı direk sahibinden dinlediniz..Çok mutlu oldum inanın..Hem kendinize hem de bizlere iyilik ettiniz inanın..Kimbilir paylaşımınızdan sonra da ayrıcalığa sahip dostlarımız olacaktır..Sevgi ve saygılarımla..

Tuğba 
 22.07.2008 19:37
Cevap :
Sevgili Tuğba, içimde bir ukte idi ve Allah'ıma çok şükür ve tekrar ediyorum özellikle de sizin duyarlı seslenişinizle Atatürk'e çiçek veren öğretmenimizin elini öptüm. Öylesine candan ki, yaşamı boyunca çevresindeki insanların ablası, annesi olmuş. Şimdiki hasta haliyle aynı duygularla yaşıyor. Atamaları ayrı illere yapılan eşleri bir araya getirdiğini anlattı. Atatürk bir yandan yurt içinden büyük değerler yetiştirirken, bir yandan da yurt dışına öğrenci gönderip Cumhuriyet'in kalifiye eleman ihtiyacını karşılıyordu. "Sizi bir kıvılcım olarak gönderiyorum, volkan olup dönünüz!" diyerek gönderdiklerinin evlatları, öğrencileri Cumhuriyet'imize çok şey kazandırdılar; kazandırmaya da devam ediyorlar. 1925'ten 1945'e kadar yurt dışına gönderilen çok sayıda öğrenci yurdun ilerlemesinde büyük başarılar elde ettiler. Sonra da Hitler'in Almanya'sından kaçmak zorunda kalan bilim adamlarına kapılar açıldı. Fatma Refet Angın ilk kadın öğretmen;Atatürk'ün emaneti...Sağolun.Selam ve sevgilerimle.  23.07.2008 15:45
 

bu yazı sayfanıza çok yakışmış..Bir defa da buradan okumanın hissettirdiği mutluluk, gurur ve keyif için ne söylesem az gelir..yaşayan ''iki emanet''i ziyaret edebilmek, ellerinden öpmek çok büyük bir onurdur o ayrıcalığı yaşayanlara..Umarım hepimize kısmet olabilir..Sevgi ve saygılarımla..

Tuğba 
 20.07.2008 22:40
Cevap :
Sevgili Tuğba, Cumhuriyetimizn ilk kadın öğretmeni; Cumhuriyet öğretmenlerinin piri Fatma Refet Angın'ı bugün (21 Temmuz 2008 Pazartesi) ziyaret ettim. Öğretmenimin yanına vardığımda saat 12.30 idi. Saat 16.00'ya kadar yanında kaldım. Onu görme şansına sahip oldum; ancak ne acı ki çok geç kalmışım. Bu hasta haliyle kendisi ne konuştuysa onu dinledim. "Ben iyi insanları çok severim. İnsanlara iyilik etmeyi çok seviyorum. iyilik ettiğim zaman çok huzurlu oluyorum, mutlu oluyorum, rahatlıyorum" dedi. Her konuşmasının başına, "Evladım!.." diyerek başladı. "Çok çalışın"dedi. "Ben Atatürk'e söz verdim, bütün bir amacım öğretmen olmaktı; öğretmen oldum ve bütün hayatımı öğretmenliğe adadım" dedi. bunları hasta yatağından kendisinden dinlemenin anlatılamaz mutluluğunu yaşadım bugün. Atatürk'e çiçek veren öğretmenimizle konuştum.Sizden gelen mesaj ziyaretimi hızlandırdı.Size ne kadar teşekkür etsem azdır.Selamınızı söyledim. Etrafında hep insan olsun istiyor. İşte böyle..Selam ve sevgilerimle.  21.07.2008 21:47
 

Yaziniza ilave bir dip not ilave etmek geregini duydum.Soyleki; bahis bobrek vavfi ve vakif bsk turk lions kulubu uyeleridir.Bahis bobrek hastahaneside bir lions dernegi kurulusu olup himayesindedir.Kar amaci gozetmeksizin hizmet verirler.Bu bilgi isiginda lions kulublerini masonist dernek gorenler ve sizi gidi komonist koku disarida dernekciler gorenlere ithaf olunur. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 19.07.2008 17:56
Cevap :
sevgili Newyorker, bir bilgi notu olarak gönderdiğiniz bilgileri bilmiyordum, bilginiz buraya eklenmiş oldu. Görüşlerinize gelince katılmamak elde değil. Önyargılarımız çok, hele de bu dönemde daha da çoğaldı. Herkes herkesi suçluyor; kaybeden biz, kazananlar da Türkiye üzerinde kötü emelleri olanlar oluyor. Kimine "mason", kimine "dinci", kimine "laik", kimine "Yahudi" veya da "komünist" ya da "faşist"... diyenlerimiz var. Bunların hepsi çok okumamaktan kaynaklanıyor. Türk Lions ve benzeri gibi kulüplerin gizli emelleri varsa bunu da devletimiz zaten bilir. Önce kendimiz fert olarak dosdoğru olacağız; iyilik yapanlara destek olacağız ve her şartta Türk Milleti'nin her ferdini bilgiyle, kültürle, sanatla, hakkaniyetle donatmanın çabası içinde olacağız. Bazı, hayır ve hasenat yapan vakıf ve dernekler belli düşüncedeki insanlara yardım yapıyor; oysa Türk Milleti'nin tamamına kucak açmak gerekiyor. Türk Milleti'ne hizmet edenlere de bu yakışır. Teşekkür ederim...Selam ve sevgilerimle...  20.07.2008 18:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 316
Toplam yorum
: 578
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2038
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster