Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
391
 

'Kaybeden Ailesi' filmlerinin yeni üyesi

'Kaybeden Ailesi' filmlerinin yeni üyesi
 

Günışığı Temizleme Şirketi....


Son dönem Amerikan Bağımsız Sineması'nın en büyük gözdelerinden biri, herbiri birbirinden tuhaf karakterde bireylerden oluşmuş aileler.Little Miss Sunshine bu konuda, benzer diğer filmlerin yarattığı etkiyi bir değil birkaç adım birden öteye götürünce filmin yapımcıları, o filmle direkt olarak aynı yönde ilerlemese de ilk cümlede bahsettiğimiz 'tuhaf bireyli aile' formatına sadık kaldığını söyleyebileceğimiz yeni bir yapımla çıkageldiler karşımıza...

Sunshine Cleaning, önceki filmi Sylvia ile benim dahil olmadığım bir kitleyi etkilemeyi başarmış olan Christine Jeffs'in yeni filmi.Temel olarak da bilindiği üzere 'cinayet mahali temizleme' işine bir şekilde girişen iki kızkardeşin öyküsünü anlatıyor.Lisede okulun popüler kızı, amigo takımı kaptanı olan Rose için hayat istediği gibi gitmemiş ve kendini 30'lu yaşlarında, dul vaziyette, babası ve kızkardeşiyle yaşayan, oğluna bakabilmek için temizliğe giden bir halde bulmuş.Anneleri kaybetmelerinin ardından kızkardeşinin tüm sorumluluğun ona kaldığı yetmezmiş gibi, lisede sevgilisi olan Mac başka bir kadınla evlenmiş fakat Rose hala onunla ilişkisine devam etmiş, ayrıca kızkardeşi de bir iş sahibi değil ve onlarla birlikte yaşıyor.Babaları da ciddi şekilde para kazanacağını düşündüğü tuhaf işlerle uğraşan enteresan bir karakter.Temelde yukarda bahsettiğimiz bir nevi 'loser ailesi' filmi olması için her türlü potansiyele sahip bir öykü kurulumu var filmin açıkça görüldüğü üzere.Geçim sıkıntısı çeken Rose, Mac'ın tavsiyesiyle bu 'cinayet mahali temizleme' işine girişiyor ve kızkardeşini de bir şekilde bu işe bulaştırıyor ve olaylar gelişiyor...

Aslında çok da gelişmiyor.Çünkü film, ilk okuyuşta bu öykünün vaad ettiği düşünülen(hareketli sahneler, gerilim, polisiye olaylar vs.) noktalara pek gitmeden, bahsettiğimiz ailenin karakterleri üzerinden ilerliyor.Bir noktadan sonra, sonraki sahnede ne olacağını düşünmekten vazgeçip bu enteresan karakterlerle özdeşleşip onları anlamaya çalışmaya başlıyoruz.Bu noktada, yani onları anlayabilmemizde Rose rolündeki Amy Adams, kardeşi rolündeki Emily Blunt ve baba rolündeki Alan Arkin'ın katkısı büyük.Çünkü film belli bir noktadan sonra tipik bir oyuncu filmine dönüşüyor ve kardeşler başta olmak üzere oyuncular filmi sırtlayıp götürmeye başlıyorlar. İşin aslı sonuna kadar da filmin sırtını yere değdirmiyorlar.Belli noktalarda tempo sorunu yaşanır gibi olsa da yönetmenin soğukkanlı anlatımı, incelikli senaryo da oyunculara eşlik edince vasatın üstü bir film izlemiş olarak salondan ayrılıyoruz.

Netice olarak hikayenin potansiyelinde varolduğu kadar derinlikli noktalara gidemediğini söyleyebileceğimiz film, herşeye karşın rahat izlenen, sade, iyi bir film olarak belleklere kazınıyor. Ayrıca bahsettiğimiz 'tuhaf karakterlerle bezeli loser aile' filmlerinin son dönemdeki kimi bazı örnekleri gibi bu alt türün(artık bir nevi öyle oldu diyebiliriz) de suyunu çıkarmıyor. Elbette ki yeni bir Little Miss Sunshine beklemeden izlemekte fayda var.... 2, 5/4

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 751
Kayıt tarihi
: 05.02.08
 
 

1982 yılında İzmir'de doğdum. Halen İzmir'de yaşamaya devam ediyorum. 2007 yılında CBÜ İktisat Böl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster