Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '10

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
1314
 

'Kök Hücre'

'Kök Hücre'
 

Sıkıntıya düşen herkes bir umuda sarılır.

Nerede sıkıntısını giderecek bir şey duysa oraya koşar, gözü kapalı kendini yüzme bilmediği halde engin denizlere atar.

Birkaç yıldır takip ettiğimiz ‘Kök Hücre’ tedavisi gibi…

Nice kişi “belki iyileşirim veya zaten kaybedecek bir şeyim yok!” diyerek cesurca kendini deney olarak kullandırmaktan çekinmedi.

Beş yıl önce, şu anda 10 yıldır engelli olan ve beş yıllık kaza mağduruyken kök hücre tedavisini uygulatan Mehmet gibi… Sonucunda umduğu, beklediği gibi gelişmeler olmamış olsa da o bunu denediği için pişman değil! Her şeyi göze almış bir kahraman edasında içi rahat “ısrar ettim ve denedim” diyor. Doktoruna bu tedaviyi ona uygulaması için ısrar eden kendisi, içi rahatlamış “ufak tefek faydası oldu sanki” diyor, en azından ‘nörojenik mesane’ konusunda faydasını görmüş gibi ya da o öyle hissediyor.

İşte böyle…“Hayır! Henüz hayvanlar üzerinde yapılan bir deney insanlar üzerinde netleşmeden deneyemeyiz…” sözlerini duymazdan gelinip “benim üzerimde deneyin” diye umutsuzca bir ısrar içine girilebiliyor. Yaşamayan bilemez…

Engelli olarak yaşamaktansa yaşamamayı seçenlerimizin olduğunu biliyorum.

Bedenimiz zaman zaman nasılda ağır geliyor bize…

“İyileşeceksem iyileşeyim ya da deneyeyim iyileşirsem ne ala… İyileşemezsem de denemiş olurum… Zaten kaybedecek neyim kaldı ki!” diye düşünecek kadar umutsuzdur/mutsuzdur bazılarımız…

Bilim adamlarını zorlayan bir süreç aslında bu durum… Bazı sonuçları alabilmeleri için uzun bir zamana ihtiyaçları var fakat beklemeye sabrı olmayanların aceleci hastalar ile de mücadele etmeleri gerekiyor.

Kobay olarak seçilen farelerin omuriliği açılıp kaza ile hasar görmüş hale getiriliyor sonra da kök hücre verilerek tedavi edilmeye çalışılıyor. Olumlu sonuçlar görülmeye başlanınca insan üzerinde de denenmeye sıra gelmiş olduğunu öğreniyoruz. Bununla ilgili yerlerden izinler alınıyor ve uygun deneyler seçiliyor.

Genelde insanlar ilk kaza olduğunda iyileşebileceğini düşündüğü için böyle tedavilere kalkışmıyor ancak aradan aylar, yıllar geçmeye başlayınca umutları tükenince yeni bir umut olarak gördüğü bu tedaviyi istiyor.

Birkaç ay önce kaza geçirmiş, hareketsiz kalmış akut dönemdeki hastalar üzerinde bu tedavinin uygulandığını ve sonucunda yüzleri güldüren/olumlu gelişmeler görüldüğünü duyuyoruz parıldayan gözlerle… “Fakat kök hücre sayesinde mi oldu, yoksa zaten olacak mıydı? Böyle bir gelişme bunu söylemek için erken!” diyerek temkinli davranıyor semineri sunan bilim adamları…

Christopher Reeve hepimizinin Süpermen’i 1995 yılında attan düşerek boyun kırılması ve omurilik hasarı sonucunda tetrapleji olmuştu. Kök Hücre çalışmalarını desteklediğini de yine biliyoruz. 9 yıl süren engelliliği (tekerlekli sandalyede geçen 9 yıl sonra) 2004 yılında, 52 yaşındayken öldü… Ölümüyle ilgili çeşitli komplo teorileri ortaya atıldı ama gerçeği hiç bilemedik(!) …yani basının kalp krizinden öldüğünü duyurduğu Süpermen’imizin bir rivayete göre İsrail’e gidip kök hücre yaptırdığı ve buradan ülkesine döndükten 6 ay sonra öldüğüne yönelik söylentiler dolaştı. O öldükten bir yıl sonra 2005 yılında eşi Dana Reeve, 44 yaşında hayatında hiç sigara içmemiş olmasına rağmen akciğer kanserinden öldüğünü duyduk kafamız çok karıştı(!)

Kök hücre kendini yenileyebilen ve farklılaşabilen hücreler olarak tanımlanıyor yani enjekte edildikleri organları yenileyebiliyor.

Bu konuda Çin, Portekiz, İtalya, İsrail, Kanada, Güney Kore, Türkiye ve birçok ülkede çalışmalar yapılıyor. Kordon kanı, kemik iliği, insandan alınan embriyodan (cenin) kök hücreler kullanılıyor.

Omurilik açılmadan iğne ile içeriye kök hücre zerk edilmiş kapalı ameliyatlar bilim adamları tarafından bilimsellikten çok amatörce bir yaklaşım operasyonu olarak değerlendiriliyor.

Omurilik açılarak kök hücrenin hasar görmüş bölgenin üzerine püskürtme şeklinde “açık ameliyat” olarak yapılması uygun görülüyor.

Deneyin uygulandığı insan sayısı az ve 5 yıla kadar ki (yani akut dönemdeki) kazayı yeni geçirmiş hastalar üzerinde kök hücre tedavisi denenmeye başlandığından...

Deney sayısı yükselip olumlu gelişmelerin kök hücreden dolayı mı olduğu netleşene kadar yani o zamana kadar beklemek gerekiyor(!) 10 yılın üstündeki (kronik) engellilere henüz uygulanmıyor, doğuştan olan, hastalık sonucu ve silahla yaralanma için uygulamalar henüz uygun görülmediğini ve yapılmadığını da!

…Omurilik Tümöründen dolayı engelli olan benim içinde şu anda bu tedavinin uygun olmadığını da bu şekilde öğrenmiş oluyorum(!) Kök hücre ile ilgili çalışmalar netleşene kadar “tedavi” yerine “rehabilitasyon” (fizik tedavi) çalışmalarının tercih edilmesi de çok önemli… Çünkü omurilik felcinin gelecekte bulunacak olan tedavisi (her ne olacaksa) kasları, eklemleri, mesanesi, böbrekleri vs. iyi durumda olanlar için geçerli olacak.

İşte böyle sevgili dostlar! Bundan 4 yıl kadar önce kök hücre seminerine katılmıştım. O zamandan bu yana bu konuda hala somut bir şey olduğunu duymadım(!)bu anlamda çok aydınlatıcı bir seminerdi.

Omurilik Felçliler Derneği’nin, 26 Şubat 2010 tarihinde Ataköy-Olimpiyat Evi’nde yapılan ‘Kök Hücre’ seminerini büyük bir heyecanla izledim ve yukarıdaki tüm bilgileri bizlere aktaran konunun uzmanlarının (bilim adamlarının) anlattıklarından aklımda kalanları (notlarımı) sizlerle paylaşmaya çalıştım.

Semineri bu çalışmaların içindeki önemli üç isim bizlere sundu. OFD Başkanı Ramazan Baş, Doç.Dr. Ayhan Attar ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Başhekimi Prof.Dr. Şafak Karamehmetoğlu güncel gelişmeleri bizlerle paylaştılar. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sağlık Bakanlığı’nın onayı ile şu ana kadar 10 hasta üzerinde kök hücre uygulaması yapıldığını belirttiler.

Kök Hücrenin nörojen boyuttaki araştırmaları bu şekilde fakat birçok hastalık ile ilgili kök Hücre tedavisini araştıran bilim adamlarımız bulunmakta… Lösemi, bazı kan hastalıkları, kalp, karaciğer, göz, MSS vb. gibi…

En azından bir umudumuz var ve biz umutla gelişmeleri takip etmeye çalışacağız ve bu konuda başta bizlerin bilgilenmesini sağlayan omurilik felçliler derneği olmak üzere, semineri sunan ve kök hücre konusunda çalışma yapan tüm bilim adamlarımıza başarılar diliyor saygılarımı sunuyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

küçücük bir ışık bile yetebiliyor bazen yürekteki karanlığı aydınlatmaya... umut hiç tükenmez ki... hep "belki"lerle yaşanır.. hayat öyle acımasız, öyle kandırıkçıdır. bazen de en umutsuz oldugun an'da düştüğün yerden kaldırır... sevgi ve selamlarımla..

sema öztürk 
 04.03.2010 13:39
Cevap :
Sevgili Yağmur Zamanı ne güzel kelimelerle anlatmışsın duygularını teşekkür ediyorum. Umutsuzluk uzak olsun bizlere... hayatımız boyunca denk gelmese de umutla yaşanıyor. Saygı ve Sevgilerimle,  04.03.2010 16:56
 

"Yaşamadan bilinmez" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ancak her insanın başına gelmesi an meselesi olan engelli olma ihtmalini yaşamanın zorluklarını hissedebildiğimi zannediyorum. Yazılarınızla ve varlığınızla aramızda olmanızdan mutluluk duyduğumu, umutlarınızın gerçekleşmesini tüm kalbimle desteklediğimi bilmenizi, bilimin bu konuda hızla yol almasını ve bir an önce eski sağlığınıza kavuşmanızı diliyorum. Sevgi, saygı ve selamlarımla...

Yaz Hamra Aydemir 
 03.03.2010 19:39
Cevap :
Bu güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim Hamra hanım, inşallah temennileriniz gerçekleşir. Sizdeki gelişmiş empati yeteneğine inanıyorum ve sözlerinizdeki samimiyeti hissediyorum. Benden de kocaman saygı,sevgi ve selamlar...  04.03.2010 9:53
 

öyle güzel bir yazı yazmışsınki düşüncelerimi tam dile getirmişsin daha bilgili daha bir anlaşılır .. harikasın

Emine Zaimoğlu 
 03.03.2010 16:46
Cevap :
Teşekkür ederim, sevgilerimle:)  04.03.2010 9:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 108
Toplam yorum
: 182
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 2299
Kayıt tarihi
: 15.01.10
 
 

Bu Blogda; Engelleri her şeye rağmen aşarak hayatı engelsiz yaşamaya çalışan; eş, anne, çalışan, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster