Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
440
 

12 Eylül Anayasa Referandumu Ve Demokratik Türkiye İnşası

12 Eylül Anayasa Referandumu Ve Demokratik Türkiye İnşası
 

2010 yılı pek çoğumuzun zihninde, en çok Türkiye’de demokrasi kavramının yeni bir anlam ve kimlik kazanmaya çalıştığı bir yıl olarak kalacak gibi görünüyor. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa referandumu ile birlikte, Türkiye yıllar sonra demokratik bir anayasaya kavuştu. Referandumda kullanılan oylar ve elde edilen sonuç, bir anlamda Türk halkının nasıl bir siyasi yönetim istediğini de ortaya koyuyor.

Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi ve Milliyet Blog Yazarı Ahmet Buğra Tokmakoğlu’nun da, Milliyet Gazetesi Akademi ilavesinin Genç Bakış sayfasında yansıttığı görüşleri çerçevesinde; Türk halkı en temel hak ve özgürlüklerini belirleyecek olan referandumda, daha çok kendi siyasi görüşleri ekseninde oylarını kullandı. Hangi yasa maddelerinin, yerini yeni düzenlemelere bıraktığı dahi bilinemeyen 12 Eylül referandumunda, yeni Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı, iktidar yanlısı siyasi görüş tayin etti.

Türkiye’nin 2010 yılında demokrasi ile imtihanı, yalnızca Anayasa referandumuyla sınırlı kalmadı. İlk önce AK Parti Hükümeti’nce başlatılan Alevi açılımı, ardından da uzun yıllardır yaşanılagelen terör sorununa bir çare olarak üretilen Demokratik açılım; Türkiye’yi bu zorlu süreçte dinî ve etnik lâbirentlere hapsetti. İçinde barındırdığı farklı kimliklere karşı Türkiye, belki de ilk defa bu denli yoğun bir biçimde sorumlu hissetti kendini. Öte yandan BDP’li belediyelerin yerel ana dil ve özerk yapıyı oluşturma üzerine çalışmaları, Türkiye’nin, AK Parti Hükümeti’nin demokratik açılım hamlesiyle yeni bir boyut kazanan Kürt sorununun çözümünde henüz somut bir adım atamadığını ve yapacak daha çok işi bulunduğunu gözler önüne serdi.

En son yaşanan üniversite olaylarında güvenlik güçlerinin, protestocu gençlere yönelik orantısız güç kullanımı, Türkiye’nin demokratik bir toplum olma yolunda göze çarpan bir diğer eksiği oldu. 2010 yılında güzel şeyler de oldu ama özellikle son zamanlarda yaşananlarla Türkiye, demokrasi yönünden eksiklerini bir hayli belli etti.

Yaşanan kötü olayların hüznüyle 2010’u yolcu ediyor, yepyeni umutlar ve beklentilerle 2011’i karşılamaya hazırlanıyoruz. Daha demokratik ve özgür bir toplum yapısına kavuşabilmesi için Türkiye’nin, 2011’de yapacağı çok iş var.

BÜTÜN BLOG YAZARLARINA, EDİTÖRLERE VE SEVGİLİ OKUYUCULARA MUTLU BİR 2011 DİLERİM.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanki BDP ülke sathına yayılı eşitlikçi bir demokrasi istemiyor gibi en uç isteklerini seçim öncesi siyasi tartışmaya açıyor. Oysa biliyor ki AKP dışındaki partiler Demokratik Açılım Tasarımı'na zaten sıcak bakmıyorlar. BDP nin bu özerklik ayrıcalığı isteyen sivri siyaseti muhalif partilerin elinde AKP iktidarını yıpratıcı bir koz olarak kullanılmaktadır. Siyasi sağduyum BDP nin Kürtlerin çıkarları için AKP ile işbirliği yapması gerektiğini göstermekte. Oysa BDP tersini yapmakta. Referanduma siyasi parti kapatmayı zorlaştıran maddenin konmasına adeta engel olan, referandumu boykot eden ve şimdi genel seçim öncesi AKP'yi zor durumda bırakan taleplerini ben böyle değerlendiriyorum. Belki de PKK örgütünün desteğiyle minik bir Kürt partisi olarak siyaset yapmanın ayrıcalığını kaybetmek istemiyorlar. BDP Türkiye partisi olmayı istemiyor. İstemiş olsa ekonomi ve dışa siyaset ile dünya hâl ve gidişatı hakkındaki düşünce ve tutumlarını da bizimle paylaşırdı. Yat kalk Kürt politikası yapmakta..

Muharrem Soyek 
 01.01.2011 15:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 373
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 1328
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğdum. Açık Öğretim Fakültesi İşletme Lisans eğitimimi 2005 yılında tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster