Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
835
 

17 Ağustos Depreminde Yaşadıklarım..

17 Ağustos Depreminde Yaşadıklarım..
 

Belki benimkisi çok vasat bir hikaye. Çok büyük acılara, dramlara canlı tanıklık etmedim. Fakat o günü hiç unutamam...

Hep geç yatan ben, o gün ne hikmetse erken yatmıştım. Fakat uykum devrilen ütü masasıyla son buldu. Gözümü depreme açmıştım... Daha önceleri de İstanbul'da depremler yaşadığım için bunu da onlardan biri sanıyordum. Onun için sağ duyumu hep korudum.. Yalnız bir terslik vardı. Daha şiddetliydi fakat bu bana bir korku vermedi.Kulakları tırmalayan o uğultu sesi, kırılan kap kaçak sesleri bunları takmadım bile...

Asıl beni düşündüren depremin süresiydi. Daha önceleri yaşadığım depremler 2-3 saniyelik sürelerde idi bu ise çoktan o süreyi aşmıştı. Biraz telaşlanmaya başladım, ya durmazsa sorusu beynimde yankılanmaya başladı, acaba buna bina dayanabilecek miydi...

Her saniyede telaşım kat ve kat attı. Ve son...

Deprem durdu. Yataktan yavaşça kalktım ön odaya yavaş adımlarla yürüdüm. Evdekiler çoktan arazi olmuştu.. Koskoca evde yalnız kalmıştım...

Kafamı penceren çıkardım "ulan nereye kayboldu bunlar" diye.. Onlar da eve doğru yöneldiler.Fakat artık ne gördüyseler eve girmek istemiyorlardı . Aksine beni dışarıya çıkarmaya çalışıyorlar. Ben büyük umursamazlıkla "ev yerinde sağlam duruyor, bundan sonra bir şey olmaz" diye onları ikna etmeye çalışıyordum...

Neyse, onlar beni ikna etti, sonuçta ailenin geri kalanı çok ısrarlıydı. Evde kemerimi araştırmaya koyuldum. Tam o anda şehrin tüm elektriğini kestiler. Artık evin fazla bir esprisi kalmamıştı....

Kemerimi o karanlıkta bulup bulamadığımı hatırlamıyorum. Pencereleri kapıları kilitledim ve evden ayrıldım.... Sokakta bir kaos vardı. Herkes evlerinden çıkıp bir yerlere gidiyordu. Kimilerinin elinde el fenerleri vardı.

Sonrasını pek hatırlamıyorum. Caddede sonuna kadar sesi açılan bir arabanın oto-teybinde(radyosunda) yankılanan sesleri hatırlıyorum. İstanbul'da bir kaç evin yıkıldığını ve bir kaç insanın öldüğünü söylüyordu.

Bu haber bizi sarsmıştı. Çünkü bir binanın yıkılması kulağa doğaüstü bir olaymış gibi geliyordu... Sonra dükkana gittik daha önce aldığımız bir jeneratörümüz vardı. Onu evden getirip dükkanımızın önüne koyup çalıştırdık...

Sokaktaki tek jeneratör bizdeydi. Bunun sayesinde Tv'den haberleri alabiliyorduk artık. Diğer komşularımız, çevreden insanlar dükkanımıza konuk oldular. Kapımızın önüne sandalyeler dizdik.Oracıkta mahallece haberleri almaya başladık...

Haberlerde ölü ve yıkılan ev sayısı art arda yükseliyordu. Saatler sonra İzmit, Yalova'nın depremden etkilendiğini öğrendik hatta bazı semtlerle iletişimin koptuğunu da. Bazı uzmanlar depremin İstanbul'u değil İzmit'i Yalova'yı vurduğunu söylüyordu. Bu haber akışı sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O gece deprem İzmir'i de etkilemişti. Uzun sürmesi benimde dikkatimi çekmişti ama yataktan kalkmaya üşenmiştim. Sabah uyku sersemi yataktan televizyonun sesini az buçuk duyabiliyordum. Deprem ve Gölcük kelimelerini bir arada duymam, olayın ne kadar vahim olduğunu anlamama yetmişti. Kabus gibi bir gündü. Düşündükçe insanın tüyleri diken diken oluyor. Ama her zaman olduğu gibi, ders almayı bilmiyoruz yaşananlardan, ne yazık ki...

Sarp Gürsoy 
 19.08.2010 17:29
Cevap :
Geçmiş olsun. Sizde benim gibi davranmışsınız. :)  25.08.2010 21:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 882
Kayıt tarihi
: 21.01.10
 
 

1981 yılında İstanbul'un biricik semti Kadıköy'de doğdum. Mezun olduğum alanla ilgisiz olsa da Fel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster