Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
294
 

Pencereden gördüğüm vahşet

Pencereden gördüğüm vahşet
 

Bugün sokaktan gelen gürültüler beni yataktan uyandırdı, kalkıp pencereden sokağa doğru baktım, çok kalabalıktı tabiri caizse adeta ana baba günüydü...

Başımı öne doğru eğdim tam kapımızın önünde 4-5 metre derinliğinde, 2-3 metre çapında dev bir krater açılmıştı.
Çevresinde de gözüme ilişen üç ceset vardı, birisi kraterin arkasına düşmüşken diğer iki cesetse kraterle kapımızın arasındaydı.

Cesetlerden bir tanesinin kafatası parçalanmış ve geride pek bir şey kalmamıştı ama buna karşın vücudu sapasağlam bir şekilde üzerindeki kahverengi bir katıklık elbiseyle sokağın ortasında boylum boyunca yatıyordu. Hemen yanındaki cesetse daha genç birisine aitti. O tek parça halinde fakat biraz kömürleşmişti, yerde yatarken bir ayağı havada asıllı şekilde duruyordu.

Sokaktaki bu manzara korkunçtu. Sokak araç trafiğine kapanmıştır fakat cesetlerin hemen yanlarından motosikletler geçiyordu, tekerleklerini cesetlere hafif sürterek. Bu duruma kimse ses çıkarmıyordu. Bir kaç işçi dev krateri kapatmak ile meşgulken polis savcının gelmesini bekliyordu.

Bu manzara bende şok etkisi yaratmıştı.Sokağımızda, Kadıköy'ün göbeğinde böyle bir olay yaşanmamalıydı.
Acaba bu vahşetin sebebi neydi, bu saldırı direk sivilleri hedef alan bir terör saldırısı mıydı yoksa alacak verecek davasıyla gelen bir mafya içi bir hesaplaşmamı.... Bir kaç dakika hep bu soru aklımı tırmaladı. Neden....

Sonra kendimi toparladım bu anı yakalamalıydım. Dijital fotoğraf makinemi alıp bu korkunç manzaranın fotoğrafını çekmek istedim. Zaman akşam saatlerine geliyordu, hava kararmaya başlamıştı.Fotoğraf çekmek için elimi çabuk tutmalıydım nedeni ise makinenin düşük ışıkta gösterdiği olumsuz performans...

Fakat bir yandan korkuyordum. Çünkü aşağıdaki insanlardan bana olumsuz bir tepki gelebilir ve bu olası tepkilerinde belki haklı da olabilirlerdi. Sonuçta insanlara hayatlarını fena bir şekilde kaybetmişken benim onların fotoğraflarını çekmem hoş bir durum değildi.

Ama yine de çekmeliydim, böyle bir vahşet tablosuyla belki de ömrümce karşılaşmayacaktım. Korkar adımlarla elimde makine pencereye yaklaştım, kafamı pencereden doğru uzattım ki insanların bir anda bana doğru baktığın gördüm hemen içeri girdim.

Bir üst kata çıkıp tekrar denemedim şansımı. Bu sefer kimse bana bakmıyordu. Pencereden fotoğraf makinesini uzattım tam deklanşöre basacaktım ki kendimi tekrar yatakta buldum...

İşte bu korkunç rüya bilinçaltımın bana oynamış olduğu bir oyundu. Dün gece internette rastladığım o parçalanmış ceset görüntülerine bakmamalıydım. İkincisi belki de bu kadar çok fotoğraf çekme hastası olmamalıydım. Rüyadayken makinemin düşük ışıkta iyi sonuç veremeyeceğini düşünebilmem ilginç bir anekdot. :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 877
Kayıt tarihi
: 21.01.10
 
 

1981 yılında İstanbul'un biricik semti Kadıköy'de doğdum. Mezun olduğum alanla ilgisiz olsa da Fel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster