Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
1136
 

18 Basamak

18 Basamak
 

images.habervitrini.com/haber_resim/fuhus_fah...


Bu bir hayat kadınıyla bakir bir gencin öyküsüdür.

******

Adamın yolu o tarafa tesadüfen düşmüştü. Yokuştan inerken sol tarafta başka bir yokuşa dikkatini yöneltti. Bilinçsiz olarak ikinci yokuştan aşağıya inmeye başladı. Sağ taraftaki demir kapının bir kanadı açıktı. O tarafa doğru baktı. İçerde hiçbir hareket yoktu. Sıra sıra evler bomboştu. Sadece kapının girişinde bir polis birkaç tane gencin kimliklerine bakarak sıra sıra evlerin bulunduğu sokağın derinliklerine gitmelerine izin veriyordu.

Adamın düşünceleri bir an yıllar öncesine gitti. O zamanlar burası cıvıl cıvıldı. Kapıların önüne yığılan kalabalıktan içerisi görünmezdi. Gençler bir göz deliği bulmak için adeta birbirlerini ezerlerdi. Arkadaki kalabalık öndekilere o zaman İngilizce anlamını bilmedikleri “half time” kelimesini haftayım olarak telaffuz ederek artık bakma sırasının kendilerine geldiğini anlatmaya çalışırlardı. İçerde çalışan kadınlar da kaliteli ve güzeldi. Kentin gençleri ilk defa bu evlerde milli olurlardı.

Kendisi de ilk defa 17 yaşındayken o evlerden birinde milli olmuştu. Gözüne birini kestirmiş, ancak içeriye girene kadar günlerce o evin önüne gidip gelmişti. En sonunda içeri girmeye cesaret edebilmiş ve seçtiği kadına titrek bir sesle “Kaç numara?” diyebilmişti. Kadın umursamaz bir tavırla “9 a çık” diye cevap vermişti. Delikanlı ayakları titreyerek ikinci kattaki 9 numaraya çıkmış ve çıkarken de merdiven basamaklarını teker teker saymıştı. İki katta tam 18 basamak saydığını bugün bile hatırlıyordu. Odanın içersinde tıkırtılar geldiğinden o odaya hemen girememişti. Biraz sonra kendi yaşlarında bir genç odadan çıkmış, oradaki görevlililerden biri odaya girebileceğini söylemişti. Dokuz numaralı oda hemen merdivenin başındaydı. Aşağıdaki konuşmalar ve dış kapı önündeki kalabalığın yaptığı gürültü bir uğultu şeklinde yukarıya kadar geliyordu.

Perdelerin kapalı olduğu odayı kırmızı bir ışık aydınlatıyordu. Köşede bir lavabo vardı. Lavabonun çok temiz olduğu söylenemezdi. Onun hemen altındaki çöp kutusu tuvalet kağıtları ve kağıt peçetelerle doluydu. Odayı ağır bir koku kaplamıştı. İçerdeki yatak, odanın dörtte üçünü kaplamıştı. Elleri titreyerek soyunmaya başladı.

******

Kadın yüksek topuklu terlikler giyiyordu. Üzerinde siyah bir sutyen ile siyah bir mini etek vardı. Sigarasından son bir nefes daha çekti ve izmariti yanındaki tablada söndürüp ayağa kalktı ve merdivenlere doğru yürümeye başladı. Şimdi ilk basamağa ayağını uzatmıştı. Şimdiye kadar bu basamakları kim bilir kaç kere çıkmıştı?

******

Delikanlı sanki gece uykusuna yatacakmış gibi çoraplarını da çıkarmıştı. Aşağıdaki basamaklarda topuklu terliklerin sesini o da duymuştu. Kulağına takır takır gelen sesler henüz üçüncü basamakta olmalıydı. Birden heyecanının arttığını hissetti. Yaşıtları, daha önce buraya birkaç kere gelmişler ve kendisinin de artık milli olma zamanının geldiğini her seferinde hatırlatmışlardı. Arkadaşları birlikte olacağı kadına ilk defa milli olacağını söylemelerini de tembihlemişlerdi. Bu suretle kadının kendisine yardımcı olacağını iletmişler ayrıca önceden de bir bahşiş vermelerinin de yararı olacağını söylemişlerdi.

******

Kadın, üçüncü basamakta 15 yaşındaki halini düşündü. Köyde babası başlık parası karşılığında 40 yaşındaki bir adamla evlendirmişti kendisini. Adamın kendisinden önce zaten bir karısı vardı. Gerdek gecesi onun için tam bir hayal kırıklığı olmuştu. İmam nikahlı kocası kanlı çarşafı pencereye asıp zafer kazanmış kumandan tavrıyla dolaşırken kendisi acılar içinde kıvranıyordu.

******

Delikanlı dokuzuncu basamaktaki ayak seslerini duyunca bir an için “Acaba mahcup olur muyum?” korkusuna kapıldı. Okulda kız arkadaşları vardı ama hiçbiriyle bir sevgili düzeyinde arkadaşlığı olmamıştı. Okulda erkekler erkeklerle, kızlar da kızlarla takılırlardı. Erkekler kendi aralarında futbol oynarlarken, kızlar da okul bahçesinde dolaşırlardı. O zamanlar okul içersinde sevgili düzeyinde arkadaşlıklara pek hoş gözle bakılmazdı. Birkaç arkadaşı şikayet üzerine disiplin kurulunda ifade vermişti. Kendisi şu anda 17 yaşındaydı ve bugüne kadar ulaşılmaz olarak görünen seksle birkaç dakika sonra tanışacaktı.

******

Dokuzuncu basamağı geçerken kadın o an için 26 yaşında olduğunu düşündü. Evlendikten üç yıl sonra büyük şehre gelmişler ve hem şehirlilerinin yanına yerleşen kocası burada çabuk zengin olmak üzere kumara başlayınca, karısını da başka erkeklerle birlikte olmaya zorlamıştı. Kadın önce karşı çıkmış fakat yediği dayaklar ve ölüm tehdidiyle kocasının dediklerini yapmaya mecbur kalmıştı.

******

On dördüncü basamak:

Terliklerin topuk sesleri iyice yaklaşmıştı. Delikanlı lavabonun altındaki çöp kutusuna baktığında birden iğrenç bir şeyler hissetti. Kim bilir buraya kimler gelip gitmişti? Bir an için hiç tanımadığı biriyle aynı tabaktan yemek yiyemeyeceğini düşündü. O an midesi havaya kalktı. Acaba kadının parasını verip, giyinip dışarı mı çıksaydı. Ama artık çok geçti. Zaten bütün cesaretini toplayıp buraya gelene kadar çok zaman kaybetmişti. Ama içindeki korkuyu atamıyordu. Bu defa aklına zührevi hastalık kapıp kapmayacağını düşündü. Arkadaşları böyle durumlarda penisilin adlı antibiyotiği i tavsiye ediyorlardı. Tabii o tarihlerde aids henüz bilinmiyordu.

******

Odaya dört basamak kala, kadın burada yaklaşık bir yılı doldurduğunu hatırladı. Artık kendisinin devamlı müşterileri vardı. Bu müşteriler ilave fanteziler karşılığında bol bahşiş bırakıyorlardı. Amacı bu paraları biriktirip bir ev sahibi olmaktı. Patronları her zaman bakımlı olmalarını tembihliyor, müşterileri içeri aldıktan sonra da bir an evvel işlerini erken bitirmelerini istiyorlardı. Ne kadar çok müşteri o kadar çok para demekti. Paranın yarısı ise patronlara gidiyordu. Neyse ki imam nikahlı kocası bir cinayet olayına karışmış, uzun süreli hapse mahkum olmuştu. Aksi takdirde kendi eline geçen parayı ilk zamanlar olduğu gibi o namussuz herif elinden alırdı.

On sekizinci basamak:

Delikanlı kapının önündeki ayak seslerinden sonra hızla kapının açıldığını gördü. Kadın “Merhaba” diyerek içeri girip yatağa yatarken ücretini peşin istedi. Delikanlı belki başlangıçta bir duygusallık bekliyordu. Ama bu hayattaki kadınlar için duygusallığa yer yoktu.

******

- Ne oldu amca birini mi bekliyorsun?

Demir kapının önünde bekleyen adam birden kendine geldi ve “Eski günlere dalmışım” dedi. Kendinden yaşça küçük olan adam, “Artık kimse buralarda ekmek yiyemiyor. Bu işler her yerde aleni olarak yapılıyor.” Dedi.

Kentin bir bölümünde bazı kişiler otellere yüzlerini gizleyerek girerken, bazıları da bu otellerdeki kadınları arabalarına alıyorlar, bir sokak ilerdeki lokantalarda masalarda tek başına oturan kadınlar kendilerini götürecek müşterileri bekliyorlardı.

Diğer taraftan ailelerinden ayrı, tek başına yaşayan genç erkekler ve genç kızlar, bugün evlerine karşı cinsten hangi arkadaşlarını davet edeceklerini düşünüyorlardı.

Gece karanlığında hayat devam ediyordu…

******

NOT: Bu öyküyü neden yazdım?

Geçmiş bir tarihte Hülya Avşar’ın sunduğu “Kadınlar ve Erkekler” adlı programda Zeynep Tunuslu Erman Toroğlu’na şöyle bir soru sorar:

- Erman bey, hakem olarak hep konuşup duruyorsunuz. Kadında olduğu kadar erkekte de bekaret önemli değil mi? Siz bekaretinizi nerede verdiniz?

Erman Toroğlu cevap verir:

- Ortaokuldan sonra Ankara genelevinde… Peki siz nerede verdiniz?

Zeynep Tunuslu şaşırır. Kadınlar için böyle bir yer yok der ve susar. Ortalık bir anda buz keser. Erman Toroğlu siz bana soruyorsunuz, ben de size soruyorum der. Zeynep Tunuslu utanır ve hiç sesini çıkaramaz.

Daha sonraki bir röportajda Erman Toroğlu bu konuyu açan muhabire şöyle cevap verir. “Cevap veremeyeceğin soruları sormayacaksın.”

Erman Toroğlu’nun yaşındaki erkeklerin büyük bir kısmı eğer erken evlenmedilerse, ilk cinsel deneyimlerini genelevlerde yaşamışlardır. Bu yazımın içeriğini okuyan erkeklerin bir kısmı bu öyküde kendilerini bulacaklardır.

Şimdi mi?

Şimdi gençler bu işleri kendi aralarında hallediyorlar…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Toroglu olayini bilmiyordum. Öykünüzü haz duyarak okudum. Ama sonunda Toroglu herseyi berbat etti... Toroglu ortaya cikincaya kadar; bas rolünü Ömer Serif'in oynadigi "Ibrahim Bey ve Kur'an'in Cicekleri" adli filmdeki 15'lik delikanlinin (Moses) milli olus sahneleri geldi aklima. Cok hostu seyretmesi. Ve yazinizi okumak da cok hostu. Sagolun. Selam ola.

pirmete 
 17.11.2009 21:34
Cevap :
Teşekkürler. Toroğlu'na gelince, o pek lafın altında kalmaz. Biraz da patavatsızdır. Onun bir de Ümit Karan olayı vardır pot kırdığı. Yine de zevkle izlediğim biridir. Saygı ve selamlarımla.  17.11.2009 22:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3324
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster