Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '11

 
Kategori
Futurizm
Okunma Sayısı
1026
 

21. Yüzyılın Küresel Tezgahları (4)

21. Yüzyılın Küresel Tezgahları (4)
 

Önceki üç yazımda (BlogNo=284244 , BlogNo=284940 ve BlogNo=286851 ) dünyanın bir tür küresel tezgâh ile karşı karşıya olduğu görüşünü savunmuş; 2075 yılına kadarki aşamaların makro şifrelerini kırmaya çalışmıştım. Şimdi sıra, “küresel tezgâhtarlar” tarafından kurgulanmış bu yüzyıla değgin plânların son evresini çözümlemeye geldi...

5-) Dördüncü Aşama/Dördüncü Çeyrek (2075-2100):

Sayın Başkan,

Bu çeyrekte hedeflenen üç asal gayemiz var: biri 7 kıtayı birleştirmek, diğeri dünyada sadece 4 büyük dinin varlığını sağlayıp korumak ve üçüncüsü Beyaz Saray’ı Dünya Devleti’nin Yönetim Merkezi ilan etmek. Bu amaçla, bu çeyreğe giriş 2077 yılında başlayacaktır; çünkü Hicri Takvim’e göre bu tarih Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç edişinin tam 16 yüzyıl sonrasına rastgelmektedir. Bu yıldönümü tarihteki en görkemli kutlamalar zincirine sahne olmalı, Mekke’den başlayan ve Vaşington’da sona eren bir Hicret Yolculuğu başlatılmalıdır.

Küresel bir Dünya İmparatorluğu oluşturma stratejimizin bu evresinde, yerküre üzerindeki siyasal, ekonomik ve askerî durumlar özetle aşağıdaki gibi olacaktır:

5-a) Yeryüzü 7 siyasal kıtaya bölünmüş; her kıtada bir adet Birleşik Devletler Topluluğu (Continental Commonwealth) bulunuyor olacaktır. Bu BDT’lerin her birinin bir başkanı ve çok sayıda yardımcısı olacaktır. Bunların başkanlığındaki siyasal hükümetler ise 2025-2075 yılları arasında yetiştirdiğimiz 40-50 yaş aralığındaki yerel siyasetçiler tarafından kurulmuş olacaktır. 2075’teki kıta birleşmeleri ise tüm dünyayı tehdit eden ortak bir uzay düşmanı yaratılarak sağlanacaktır.

5-b) Adı ABDT (Amerika Birleşik Devletler Topluluğu) olarak değiştirilmiş olan ABD bu son çeyreğe dünyanın bütün denizlerini, okyanuslarını ve hava sahanlığını kontrolü altına almış olarak girecektir. 7 BDT’nin başkan ve eşbaşkanlarının göreve başlayabilmeleri için bir ön koşul ilkesi oluşturulacak ve bu yöneticiler ABDT Senatosu’nun güvenilirlik testinden geçmiş olanlar arasından seçilebilecektir. Ayrıca; dünyadaki tüm binalar “Piko Teknoloji” yardımıyla yapılmış materyallerden inşa edilmiş akıllı binalarla değiştirilmiş ve 9 şiddetindeki depremlere ve güçlü patlamalara karşı dayanıklı olacaktır.

5-c) ABD ve diğer 5 BDT’nin ekonomileri ABD şirketleri ve finans kurumları tarafından yönetiliyor olacak; 7’nci kıtanın ekonomi yönetimi ise -strateji gereği Wall Street’e kayıtlı olmayan- bazı büyük küresel sermaye sahiplerine bırakılmış olacaktır. Böylece, ABD’den gizlenen sistem dışı sermayenin hem o kıtaya akışı sağlanmış olacak, hem de 2090’lı yıllarda oradan ayrılarak, Wall Street Borsası’na entegre olmasının yolu döşenmiş olacaktır.

5-d) Tüm kıtalardaki devletlere, şirketlere, ailelere ve bireylere ait olan her türlü bilgi (çözülmüş genetik şifrelerin haritaları, varsa değiştirilmiş genetik şifre bilgileri, beyinlerdeki bilgilerin dijital ortama dökülmüş biçimleri ve tüm günlük faaliyetlerinin dökümleri) Microsoft şirketi tarafından toplanıyor ve saklanıyor olacaktır. Bu bilgiler sadece Harvard-MIT eşbaşkanları, Birleştirilmiş Pentagon-CIA Komuta Kademesi ve Beyaz Saray’daki Oval Ofis yetkililerinin erişim ve kullanımına açık olacaktır.

5-e) Bu stratejiler yürütülürken ABD’nin eksen ülke olduğu inancı sürekli olarak ön plânda tutulacaktır; çünkü Amerikan vatandaşlarının kendilerini ABD’ye ait ve özel hissetmelerini sürdürmeleri hayatî önem taşımaktadır. Bunu gerçekleştirmek için Hollywood yıldızları, medya çalışanları, yazarlar, akademisyenler ve bilginlerden oluşan birkaç misyoner gruba geniş olanaklar sağlanmalıdır. Bu grup -dinsel ve mezhepsel ayrıştırma süreci bitmiş, birleştirme evresine girilmiş olacağı için- dinsel konular yerine Amerikalıların çok sevdiği ve hayal güçlerini tetikleyen uzaydaki diğer yaşam türleri hakkında mitler oluşturmalı, bunların her yerde konuşulup tartışılması sürecini yönetmelidir.

5-f) Bu mitler oluştuktan sonra biz dünyalılar ile komşu galaksideki bizden üstün canlılar arasında uzay savaşları başlayacağı duygusu yaratılarak, kıtalar arasındaki işbirliği, kardeşlik ve dünyasal ortak kader temaları işlenmelidir. Herkes oluşturulacak o korku atmosferi içine girmişken; dünya vatandaşlığı pasaportlarının dağıtılması evresine girilmelidir. Gerisi karşılıklı medya üzerinde yürütülecek tartışmalarla ve Piko teknolojinin yardımıyla sonuca ulaştırılabilir.

5-g) Daha ilk çeyrekte başlatmış olacağımız çok kültürlülüğün zararları temalı tartışmalar bu yıla kadar meyvelerini vermiş, kıtaların ortak bir kültürü oluşmuş olacaktır. Bu son çeyrekte kıtalar arasındaki kozmetik kültür farklılıklarının silinmesi misyonu ise Marksist retorik aracılığı ile yürütülecektir. Kıtaların ve dünya halklarının kardeşliği teması ateşlendirilecek ve 7 kıtaya ait siyasal haritalar, “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Dil, Tek Din” sloganları eşliğinde meydanlarda yakılacaktır. Tüm toplu yakma protestolarına çağın medya organlarınca yaygın olarak yer verilecektir.

5-h) Anglosakson, İsrailoğulları ve ancak 2050’den sonra belirlenmiş olacak bir üçüncü ırkın kültürel ve genetik yapılarının korunması amacıyla uygulayacağımız “iç savaşlar ve göçler” stratejisi doğrultusunda kıtalar arasında kültürel farklılıklar azaltılmış; ama genetik farklılıklar çoğaltılmış olacaktır.

5-i) Dünya nüfusunun 10 milyar olacağı 2095 yılında, insan sayısını sabitlemek amacıyla hem medikal hem elektromanyetik araçlar devreye sokularak, “bir ölüm-bir doğum” evresine girilecek; kurulacak olan “One World, Too Many People” STK’sı sayesinde doğum kontrollerine karşı çıkacak kuruluş ve bireylerin propagandaları etkisizleştirilecektir.

5-j) Çok gizli tuttuğumuz ve tutulması gereken bir proje olan SETI Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırmaları” aracılığı ile uzaydaki diğer yaşam formlarından alınacak bazı mesajların yanıltıcı olup olmadıkları sorunu ise ancak 2110 yılından sonra çözümlenebilecektir. Bu tarihin öne alınması yeni dünya devletinin, gezegenimizin ve tüm dünyasal yaşam formlarının hayatta kalması bakımından büyük önem arz etmektedir... (Bu çeyreğe değgin tüm belgeler ekteki 15 sayılı dijital kitap klasöründedir.)

5-k) Mevcut 7 kıtanın birleşip ABD liderliğinde bir dünya devleti kurmasından sonra, 22’nci yüzyılda ortaya çıkarılmasını düşündüğümüz “çatışma-üretim-kâr” paradigmasını kırmak için verilecek mücadelelere tartışma platformu sağlanacaktır. O yüzyılda bazı bölünmeler veya savaşlar gerekiyorsa, bu tartışmaların yaratacağı kapıdan girilerek, 22. yüzyılının makro plânı hazırlanmış olacaktır.

5-l) Nikola Tesla’nın bulduğu kablosuz enerji transferi çalışmaları NASA ve Pentagon tarafından yarım yüzyıl boyunca kullanıldı; iklimler değiştirilebildi, insan ve hayvan beyinlerinin sinyalizasyon yapıları bozulabildi. Bu son çeyrekte, insan zihnindeki bilgiler önceden programlanmış yeni bilgilerle değiştirilebilecektir. Bunun yaratacağı geniş olanaklar 22’nci yüzyıldaki stratejiler için kullanılmalıdır.

5-m) 2100 yılı kutlamalarının yapılacağı 31 Aralık 2099 günü Tek Dünya Devleti’nin imza töreni başkent Lahey veya Brüksel’de imzalanacak; 7 kıtanın 7 lideri ve önde gelen kanaat önderleri dünyaya tanıtılarak, dünya parlamentosu seçimlerine katılacak adaylar olarak lanse edileceklerdir.

.

Günün sözü: “Küresel, liberal, etnik, köken, millî, dinî, mezhep, inanç, özgürlük, esaret, yeni, süper... Bu sözcükler zihinleri iğfal eden modern emperyalizmin kavramlarıdır; temkinle yaklaşılmalı, söyleyenlerin iç-dış bağlantıları kontrol edilmelidir.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu yazı dizisinin başından itibaren hep sorular takılıyor aklıma...şimdiki sorular şöyle..'Tesla şu anda bütün akıl sağlığı yerinde olarak yaşıyor oolsaydı acaba dünya dışı akıllı varlıklarla çoktan iletişim kurmuş olur muyduk ? ve/veya...Evrenin sınırlarına öyle ya da böyle bir kaç gezinti yapmış olur muyduk ?...O akıllı varlıklar gelip şöyle de diyebilir mi acaba ''hadi bakalım ey insanlar süreniz doldu,çabuk tahliye edin bakayım şu güzelim dünyayı''...dönüp dolaşıp Huxley çınlatıyor kulaklarımı ''belki de bu dünya başka bir gezegenin cehennemidir''...saygılar gönderdim SAĞLAM DOSTa selamlar ilee...eyvallah...

nedim üstün 
 16.02.2011 13:07
Cevap :
Nedim Beyciğim, çok teşekkür ederim bu zihin açıcı dip notunuz için. Dünya dışı varlıklarla ilgili bloğumu bekleyin lütfen. Yazıyı genişlettiniz, minnettarım. Selamla, saygıyla... MS  18.02.2011 1:50
 

insanı korkutmak, tedhişçilik yapmak olmaz mı? O da, yani bir korku imparatorluğu yaratmak da var tezgahta: "Herkes oluşturulacak o korku atmosferine girmişken..." (4. Bölüm, Madde 5-f). Yani dehşete kapılmam boşuna değilmiş... Tahrir Meydanı'na atıfla sorduğun o soru da, mevcut (sözde güçlü) oluşumların ne denli işlevsizleştirildiğini gösteriyor: "Bunca acılar yaşanırken, nerede şu 22 ülkeden oluşan Arap Birliği (Ligi) ve 1,5 milyar insanı temsil eden İslam Konferansı Örgütü?"... 3. çeyrekteki SOLAR-OPEC tekeli de, fosil enerji kaynaklarının yakın/orta vadede dibinin görülecek olması nedeniyle, enerji bağımsızlığının güvence altına alınması açısından önemli bir tezgah ana başlığı... Soru şudur: Bu tezgah tutar mı? Mustafa Kemal Atatürk, Ghandi, Che, Zapata, Allende, Robin Hood... sadece birer masal kahramanı mıydılar? Dost selamlarım ve sevgilerimle, teşekkürlerimle.

pirmete 
 15.02.2011 21:52
Cevap :
Yazıyı taçlandıran bu kapsamlı dip notunuz için çok teşekkür ederim Pir'im. Aklın yolu her zaman bir değil; ama sağduyunun yolları hep aynı kapıya çıkıyor bence... Benim anlayamadığım nokta şu: ortada bunca kanıt, bunca işaret, bunca yaşanmışlık, bunca olay varken; bazı insanlar nasıl oluyor da tezgâhlanan bu oyunu göremiyorlar?! Sorunuza gelince: Pir'im makas farkı o kadar açıldı ki, artık 100 yıl önceki koşullarda verilen mücadeleler şöyle dursun, 15 yıl önceki koşullara göre dahi çok şey değişti ve yeni teknolojiler yüzünden, yani bilgisayarların insan zihninden daha hızlı iş görmelerinden ötürü aradaki fark çok fazla arttı. Artık ulusal kahramanlar yerine ulusal teknolojiler mücadele edebilir bu tezgâhtarlarla... Öyleyse, yaşasın Tübitak, yaşasın Aselsan, yaşasın İTÜ, ODTÜ vbg. Selamla, derin saygıyla...  18.02.2011 2:00
 

salim kafayla ancak bugün okuyabildim. Dehşete kapıldım, gelecek kuşaklara acıdım. Sadece bir iki spot üzerinden giderek naçizane şöyle bir değerlendirmem olacak: Tezgah (ya da senaryo) mükemmel. Rafine. Mantık örgüsü kendi içinde son derece profesyonelce (Bunu Doğu Bloku'nun çöküşünden bu yana dünyanın kritik/stratejik bölgelerinde yaşanan gelişmeler de doğruluyor). Ana prensip ahlaksızlık! Anlayış; para b.k kokmaz, paranın dini imanı yoktur, düşmanımın düşmanı dostumdur anlayışı. Anlayış; eskinin "böl ve yönet"inin yerine "birleştir ve yönet" anlayışı (Aslında bu ikisi aynı kapıya çıkıyor. Çünkü ikisinde de besleme işbirlikçiler (colllaborators) vardır ki bunu son dört bölümde hep vurgulamışsın). Ahlaksızlık o boyutta ki, Marksist retoriği kullanmak bile mübah bu tezgahta. (Bir iki notla devam edeceğim)

pirmete 
 15.02.2011 21:33
Cevap :
O slogan artık "BÖL ve YUT" oldu Pir'im... Çok teşekkür ederim. Devamla...  19.02.2011 23:37
 

Zihnimizde yeni pencereler açan yazı diziniz emek, zaman istedi; ama etkileyici yönüyle hepsini hak ettiğini kanıtladı. Okurken, ne yazık ki, o dönemi göremeyeceğiz diye düşündüm. Plânları kusursuz, ilk bakışta kolay uygulanacak gibi... Hatta zihinleri değiştirme konusunda kullandığımız aletin büyük önemi olacağı belli. Bir an ürktüm ya şimdi başlarlarsa diye!.. Ama enerjisiz aletle yapacaklarına göre, şimdilik kaygıya gerek yok. Plân mükemmel görünüyor, propaganda filmleri geçen asrın son çeyreğinde uzaylı filmlerle başladı. İlerde mutlaka gerçeğini bulup Dünya'ya getirecekler... O uzaylı empoze ettikleri gibi çirkin olmayabilir. 21.asrın 3. ve son çeyreğini görmeyeceğiz, ama bu plânlarının gerçekleşmeyeceğine inanıyorum. Çanakkale'den geçemeyişleri gibi, Çin her zaman onların tekerine çomak sokacaktır. Teşekkür eder, esenlik yüklü başarılar dilerim. Kaleminiz daim olsun....

Ayten Dirier 
 15.02.2011 15:37
Cevap :
Çok teşekkür ederim Ayten Hanım. Deneyecekler tabii, ne kadarını başarabilirlerse onlar bu kâr addederler. Çanakkale'de başaramadılar; ama 100 yıl sonra, 2016larda rövanşı almayı deneyeceklerdir "Biz hem takdir eder hem öcümüzü alırız."diyerek. Bu kez umarım bizi içimizden fethetmezler; çünkü canları artık çok kıymetli, cepheden gelmeyeceklerdir, içimizde maşaları çook zaten. Çin hakkında bir araştırma yapın lütfen. "Çin de bizim gibi içten fethedilmek üzere. Tüm dünyada satılan Çin mallarına bu kadar tolerans göstermelerine ve kendi ülkelerinde dahi kolayca satılmalarına izin vermelerine sebep ne?" sorusu ile başlayabilirsiniz. Çindeki 168 şehirde süregiden ticaret büyük çapta ABD; sonra İngiliz ve Avrupa sermayesi ile gerçekleşiyor. Zavallı Çinli köylüsü günde 2 dolara fason işçilikle montaj yaparken, onlar kendi şirketleri ile vergisiz ihracat yapıp trilyon dolarlar kazanıyorlar. Üstelik Çin Merkez Bankası'nda biriken dolarlar da yine ABD tahvillerinde ve pahalı altında. Slm, syg  15.02.2011 19:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 3492
Toplam mesaj
: 296
Ort. okunma sayısı
: 2834
Kayıt tarihi
: 05.05.07
 
 

İngilizce öğretmeniyim, çevirmenim, dilmaçım, araştırmacıyım. / Beş kitabım var: Beynin Kimliği, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster