Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
9701
 

27 Mayıs bayramdı bir zamanlar

27 Mayıs bayramdı bir zamanlar
 

Başbakan Adnan Menderes; beyaz idam önlüğü ile, elleri arkadan kelepçeli olarak iki görevli arasınd


Malumdur ki; her milletin olduğu gibi bizim de millî bayramlarımız vardır. 

Nedir bunlar, bir sayalım: 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı 

30 Ağustos Zafer Bayramı 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 

Ancak; tarihimizde, 30 sene süreyle kutlanan bir milli bayramımız daha vardı ki, yaşı 35’in altında olanlar bilmez: 1963’ten 1982 Anayasası’nın kabulüne kadar kutlanan 27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa Bayramı. 

Peki; Atatürk döneminde olmayan bu bayramın 1963 yılında ihdas edilmesinin sebebi neydi? 

Halkın seçtiği ve görev başına getirdiği bir iktidarın, demokrasi kültüründen nasipsiz darbeci unsurların egemen olduğu silahlı kuvvetler tarafından alaşağı edilmesi.. 

Buydu işte sebep. 

Halkın görev verdiklerini görevden almak, daha da ötesi darağaçlarında sallandırmak. 

Yani; o günün “demokrasi bayramı” ilan edilmesine sebep demokrasinin katledilmesiydi. 

İlkokul yıllarımızda biz tabii bu acı ironinin farkında değildik, yaşımız itibariyle farkına varamazdık. Ama yine de garip bir şekilde, hissettiğimiz bazı şeyler de yok değildi. Mesela; 27 Mayıs Bayramı, on gün kadar önce kutlanan 19 Mayıs Bayramı’na göre çok sönük, çok ölgün geçerdi. Ve diğer bayramlara halkın da katılmasına karşılık, 27 Mayıs’ı sadece devlet erkanı ve resmi kurumlar kutlardı. Sanki halkın, adı konulmamış, üzeri korku ve endişe bulutlarıyla örtülü gizli bir muhalefeti vardı 27 Mayıs’a karşı. Herkesin bildiği, onayladığı, ama açıkça izhar edemediği gizli bir protesto hali vardı. 

Bilirsiniz ki; -o gün aynı zamanda resmi tatil de olduğundan- milli bayramlar büyük şehirlerden köylere kadar halkımız için güzel bir fırsattır. O günler neşe günleridir. Çocuklar neşe içinde güzel giysilerini giyerler ve ebeveynleri ile birlikte bayram kutlanacak meydanlara akın ederler. Kutlamalar sonrası piknik mekanlarını doldururlar ve dolu dolu bir gün geçirirler. Ancak 27 Mayıs’ta hiç de öyle olmazdı. 27 Mayıs’ta resmi kurumlar ve devlet erkanı bayram kutlaması yapar, ama halk hiç ortalıkta görünmezdi. Neşelenmek, bayram yapmak bir yana, kendi kabuğuna çekilir, iç dünyasında hüzne boğulurdu. Mesela, her 27 Mayıs’ta, beyaz tülbentinin ucuyla sık sık gözlerini kurulayan anneciğimin, bizlere fark ettirmemeye çalışarak gizli gizli ağladığını, dar ağacında sallandırılan bu milletin yiğit evlatlarının ruhuna içli dualar ettiğini bilirim. Sormaya cesaret edemezdik, ama sorduğumuzda da büyüklerimiz bize açıkça olup bitenleri anlatamazlardı. Okulda veya başka yerlerde ağzımızdan bir şeyler kaçırma ihtimalinden korkarlardı. Biz ise zorunlulukları yerine getirme adına okul bahçelerinde şiirler okur, hazırlanan müsamerelere katılırdık. Ama yine de, diğer bayramlara coşku ile katıldığımız halde 27 Mayıs’ta bayram havasına bir türlü giremezdik.. Büyüklerimizin hüznü, gizli muhalefeti sanki bizi de içten içe sarardı. “Cenaze evinde gülmemek gerektiği” gibi tuhaf bir his kaplardı içimizi. Devlet erkanı ise büyük coşkuyla kutlarlardı 27 Mayıs’ı. Demeçler, törenler, çelenk koymalar, kabuller, resepsiyonlar, büyük görkemli balolar.. Her şey dört dörtlüktü. Sadece halk yoktu. 

Bu halksız, bu köksüz, bu tuhaf millî bayramı -ne garip tecellidir ki- başka bir askeri darbe yönetimi yürürlükten kaldırdı. Çünkü artık onlar da farkına varmıştı bu tuhaflığın. Onlar da farkına varmıştı halksız bayram olamayacağının. Bir başka darbe yönetimi eliyle de olsa, hak yerini buldu da, halk istemeden katılmak zorunda kaldığı o içi boş ritüellerden kurtuldu. 

Bu vesileyle; 27 Mayıs darbesinin sonucu olarak darağaçlarında şehid edilen bu milletin has evladı demokrasi şehitlerimiz Adnan MENDERES, Hasan POLATKAN ve Fatin Rüştü ZORLU’yu rahmet ve minnetle yâd ediyorum. 

Kabirleri nûr, mekânları cennet olur inşallah. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

... ne 27 Mayıs, ne 12 Mart, ne 12 Eylül idamları ve yargılanma süreçleri "hukuki" değildi... Menderesgiller, hadi hataları nedeniyle ancak 3 -5 yıl yatarlar, siyasi yasaklı olurlardı ciddi bir yargılanma olsa. Denizgiller hadi banka soymak, sol eylemlere katılmaktan bir 10-15 yıl yatarak şimdi sağ olurlardı... Yusuf'um... Menderes ve Denizgillerin yargılanmalarını nasıl eleştiriyorsak; bugünkü Ergenekon-Balyoz vs. yargılanmalarını da ileride eleştirecekler... Senin pek sevdiğin başbakanının yaptıklarının üçte birini yapmamıştı ne Menderesgiller, ne Denizgiller aklında ola... Saygılar, selamlar

UFUK KESİCİ 
 25.06.2012 10:23
 

... idamları yanlıştı, hatalıydı... Yargılanma süreçleri de saçmaydı ve hukuksal değildi. Bak bunlarda pek güzel anlaşırız... Ama sizin, bizim Denizgillerin asılmasını alkışlarken Menderesgillerin asılmasına tepki göstermeniz de bir tutarsızlık. Menderesgillerde denizgillerde ceza yasasının 146 /1. bendine göre asıldılar. Her iki asılma kararı veren yargı da "hukuksal" değildi. Demirel, Denizgillerin asılması meclisten oylanırken "bizden üç sizden üç" diye göbek atıyordu... Bizim solun Menderesgillerin asılmasını "bayram" diye kutlaması gibi... Belirttiğin gibi, 80 darbesinin yaptığı tek olumlu iş "27 Mayıs" ı bayram olmaktan çıkarmaktır... Ne olursa olsun, bir başbakan iki bakanın (Yaşı tutsa Celal Bayar'ın da) idamıyla sonuçlanacak bir darbenin bayramı en azından insani değildir. İnan her 27 Mayısta, "Menderes'in oğlu olsaydım, herhalde üzüntümden kahrolurdum." derdim fena halde İnönücü dedeme de "salak salak şeyler düşünme bu yaşta" derdi rahmetli.. devam...

UFUK KESİCİ 
 25.06.2012 10:17
 

Yusuf'um; beni bilirsin, bizim sol 27 Mayıs'a "darbe" demez, "ihtilal" derken ben hep "darbe" demişimdir. Sivil iktidara yönelmiş hiçbir askeri hareket Mustafa Kemalci değildir diye de ekleyerek. Zaten 27 Mayıs'ı yapanlar, "Biz Kemalisttiz, demezler Atatürkçüyüz" derler. İnönü Atatürkçülüğü yani... Burada anlaştık mı? Bizim solun düştüğü bu algı yanılmasının benzerine bizdeki "sağ" da düşüyor ama... Menderesgilleri "demokrasi şehidi" ilan ediyor... Olmaz. Menderesgillerden en olmaz şey "domokratlık"... Onların devlet yönetiminde İnönülü CHP diktasından pek farkı yoktu. Tek parti yasalarının birini bile değiştirmediler iktidara geldiklerinde. Tersine o yasaları kullandılar. (Erdoğan da onlara benziyor, 12 Eylül'dan şikayet ediyor, 12 eylül yasaları ve kurumlarına dokunmuyor. YÖK, seçim barajı vs.) Menderesgiller, bilirsin İnönü yetiştirmesi eski CHP'lilerdir. 1951 komünist tevkifatından tut da sizin pek sevdiğiniz şairi (Necip fazıl) hapse atan da Menderesgillerdir. devam...

UFUK KESİCİ 
 25.06.2012 10:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3430
Kayıt tarihi
: 13.05.11
 
 

1960 Ankara doğumluyum. İlk, orta ve liseyi Ankara'da tamamladım. Ege Ün. Edebiyat Fakültesi, T.D..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster