Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '20

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
20
 

30 Ağustos Zafer Bayramı

Ülkemizin büyük mimarı Atatürk’ün 26-30 Ağustos tarihlerinde dört gün süren Büyük Taarruz sonucunda, Atatürk’ün başkomutanlığı ve dahice oluşturulan savaş planlamaları ile kazanıldı. Taarruz hazırlıkları çok gizli bir şekilde planlandı. Bu bir ölüm-kalım savaşıydı. İşgalci güçlerin ülke topraklarından atılmasını sağlayan son plandı. Düşmana son darbe vurulmalıydı. Bu nedenle çok gizli görüşmelerle plan oluşturuldu. Bu sırada Türkiye Büyük Millet Meclisi 20 Temmuz 1922 de Atatürk’e dördüncü kez Başkomutanlık yetkisi verdi. Haziran ayında taarruz kararı alan Atatürk, hazırlıklar tamamlanınca, Ağustos’un 26’sını 27’sine bağlayan gece Afyon’dan Büyük Taarruz başladı. Çok yoğun çatışmalar sonrasında düşman Aslıhan civarında kuşatılarak, Dumlupınar Meydan Muharebesi ile imha edildi. Zafer kazanılmıştı.

Atatürk bu zaferin ardından “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini de vermiştir.

Sonuçta işgal güçleri 9 Eylül’de denize dökülerek nihai sonuç alınmış, ülkemiz alnı açık, onurlu insanların yaşayacağı topraklar haline gelmiştir. Kolay mı olmuştur? Elbette hayır. Çok kanlar akıtılmış, çok canlar bu kutsal topraklara düşmüş, vatan toprakları kanla sulanmıştır. İşte “Bunlar gelincik tarlasından geçer gibi ateşten geçmiş, ölümle kan kardeşi olmuş babayiğit Anadolu çocukları, Kemal’in askerleriydi.”(1)

Bizler onların torunları olarak mutlu ve huzur içinde yaşıyorsak bu yiğit, gözü pek Anadolu halkına borçluyuz. Bu nedenle Atatürk’e, silah arkadaşlarına ve onlara yürekten inanan Anadolu Halkı’na borçluyuz. Çünkü; Falih Rıfkı Atay’ın belirttiği gibi: “Nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu batının pençesinden, vicdanımızı ve düşüncemizi Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferine borçluyuz.”

Onlar için ne yapsak azdır. Çünkü onlar bizler için, gelecekteki evlatları için kanlarını akıtıp, toprağa düştüler. Atatürk bunu şöyle açıklar: “Arkadaşlarımla birlikte ne yaptıksa sizler için yaptık. Başınız dik gezin, kimsenin kulu kölesi olmayın diye yaptık. Ödülümüz sizin temiz, güzel sevginizdir.”(2)

Bizler böyle günlerde onlara ödülleri olan, temiz ve güzel sevgimizi gösterelim. İnsan olmanın en erdemli yönü budur. Erdemlilik büyüklerini tanımak ve kıymet bilmektir.

Onca yokluk ve yoksulluk varken, canını dişine katarak bu ülkeyi bizlere armağan edenlere şükran borcumuz vardır. Tüm büyükler gelecekleri olan çocuklar için çalışır, didinir dururlar. Yeter ki onlar gelecekte rahat etsinler, kalkınsınlar, bolluk ve bereket içinde huzurlu yaşasınlar.

Atatürk kendisini ziyarete gelen çocuklara söyle seslenmişti:

“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler geleceğimizin gülü, yıldızı, talih ışığısınız. Memleketi asıl aydınlığa sizler boğacaksınız. Ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek, ona göre çalışınız. Kızlarım, çocuklarım, sizlerden çok şeyler bekliyoruz.”(3)

Halkına, çocuklarına güvenen yöneticilerin yaklaşımıdır bu. Onlar bu nedenle geleceklerini gençliğe emanet ettiler.

Onların yaşamını incelemek, mücadele ruhunu kavramak bizlerin görevi olmalıdır. Onlar gibi “Milli Mücadele” kavramı içinde yetişmeliyiz. Her türlü yokluğa, yoksulluğa, dayatmaya direnç göstermeliyiz. Üretime, kültüre, sosyal dayanışmaya omuz vermeliyiz. Ülkemiz bu dayanışma ile üretir, gelişir ve kalkınır. Yeter ki; “Milli Mücadele’nin ateşinden geçenler başka türlü oluyorlardı.”(4) dendiği gibi olalım. Onlar ateşte ısıtılıp kor haline getirilen demirin, su verilerek çelikleştirilmesi gibiydiler. Bu nedenle çelik gibi ve çelik yürekliydiler, düşmanı bu inançla dize getirmeyi başardılar.

Ne mutlu onlara.

Ne mutlu 30 Ağustos Zafer Bayramını bize armağan edenlere.

Mehmet Erbil

27 Ağustos 2020

www.mehmet-erbil.tr.gg

(1) Turgut Özakman, Cumhuriyet Türk Mucizesi. Bilgi Yayınevi 22. Basım, Ekim 2009, s.90.

(2) A.g.e s.79.

(3) A.g.e s.79.

 

 

(4) A.g.e. s.89.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 702
Kayıt tarihi
: 29.09.11
 
 

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi-Yüksek Lisans Resim-19 kişisel Resim Sergisi Yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster