​ Ateş düştüğü yeri yakıyor... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '11

 
Kategori
Güncel
 

Ateş düştüğü yeri yakıyor...

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, yirmi, otuz, elli, yüz, 3 yüz, 4 yüz, 7 yüz, bin, 3 bin, 5 bin, on bin, yirmi bin otuz bin, elli bin, yüz bin…

Rakamlar yan yana yazıldığında pek bir anlam ifade etmiyor.

Söz konusu can olunca, yoksul evlerin kapılarından bayraklara sarılmış şehit cenazeleri fotoğrafları medyaya yansıyınca bilindik siyasi aktörlerin yine bilindik klişe demeçleri zekâmızı hiçe sayarak gazete sayfalarından, televizyon ekranlarından belleklerimize kazınıyor..

Ateş düştüğü yeri yakıyor. Analar ağıtlarını Türkçe, Kürtçe söylerken gözyaşlarının rengi, ana yüreğinin acısı sözcüklerin dışında aynı.

İlk agu deyişini, emekleyişini, ilk adımlarını unutamadığımız çocukların ölü bedenlerini toprağa bırakıyor analar yürekleri kan ağlayarak.

Ateş düştüğü yeri yakıyor, ana yüreği “akan kan dursun” diye çaresizce ağıtlar yakarken; gencecik bedenlerin üzerinden hamaset, kandan beslenen politika esnafı ikiyüzlülüğü sürüyor.

…

İkiyüzlü olan sadece politikacı mı? Ya toplum!

2007 yılında yine şiddetin egemen olduğu günlerde şehit cenazeleri üzerinden sürdürülen “siyasi yarar” hesaplarını eleştiren bir yazı kaleme almıştım. Mehmet umutsuzdu, asgari ‘ücretin yüksek’ olduğu utanmazca sermaye tarafından dillendirildiği, iktidarın ekonomi politikalarını ucuz emek cenneti yaratmak amacıyla kurguladığı ‘cennet vatanımızda’ kimsenin umurunda değildi Mehmet. Asker olup şehit düştüğünde “Mehmetçik” diye manşetlere çekilip fark edilmesindeki çelişkiyi tersane işçileri ölümleri ile ironi yaparak anlatmaya çalışmıştım.

…

O günlerden bugüne değişen bir şey yok. On, yirmi, otuz yıldır bu ülkede kan akıyor. Gencecik bedenlerin kanı üzerinden politika yapanların bilindik söylemleri tekrar ediliyor. Ölenler öldükleri ile kalıyor, acılı analar gözyaşlarıyla yüreklerindeki yangını dışa vururken siyaset adeta timsah gözyaşları döküyor. Acıyı yüreklerinde yaşamadıkları için günü kurtarmanın telaşı içinde sıradan, bilindik demeçleri bir süre yer alıyor gazete sayfalarında. Ve sonra bir sonraki ölümlere kadar her şey eski rutinine dönüyor.

…

2011 Seçimleri sonrası yaşanan yemin krizleri ve gerginlikten öte acı bir biçimde ülkenin asıl gündemini şiddetle anımsatıyor siyaset aktörlerine. Soruşturmalar peş peşe açılırken herkes siyasi bir hesap peşinde. Yazılan yazılar, yapılan siyasi yorumlar “Ergenekon” ya da “derin PKK” ya kadar geniş bir yelpazede kendi meşreplerine göre sürüyor. Siyasi çıkar hesapları, tartışmalar devam ederken Mehmet’in “Kıdem Tazminatı” buhar oluyor.

Benzine yine zam geliyor.

HSYK’nın amblemi değişiyor.

İşçiye 4+4 zam arada kaynıyor.

“Deniz Feneri ve şike soruşturması ”gündemin arka sıralarına düşüyor.

Yeni Özel Yetkili Mahkemeler açılıyor.

“Ergenekon Davası’nın sanıkların tahliyesi yönünde oy kullanan hâkimi Bolu’ya atanıyor.

Irak’ta askerin başına çuval geçiren General CIA Başkanı olduğu için geçerken Ankara’ya uğruyor!

Hillary Clinton vs.

…

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, yirmi, otuz, elli, yüz, 3 yüz, 4 yüz, 7 yüz, bin, 3 bin, 5 bin, on bin, yirmi bin otuz bin, elli bin, yüz bin…

…

 
Toplam blog
: 1114
: 827
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..