Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '07

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
3129
 

Benim adım Surp Haç

Benim adım Surp Haç
 

Benim adım Surp Haç. Uzun, çok uzun zaman önce temelleri atılmış bir kiliseyim. Beni yaratan halkın dilinde Surp Haç’tır (Kutsal Haç) ismim. Kendimi bildiğimden beri Van gölünün ortasındaki minik adanın üzerindeyim. O ada ki, sonu kötü biten bir aşk hikayesinden: Akhh Tamar efsanesinden almıştır ismini. O yüzden eskiden ‘Akhtamar adasındaki Surp Haç Kilisesi’ diye bahsederlerdi benden. Bir süredir Akdamar kilisesi ya da Akdamar müzesi diyorlar. İsmim neden değişti anlamıyorum, sormadım hiç gelip gidene. Belki de efsaneler değişti o zamandan beri. Bilmiyorum ki...

915-921 yılları arasında Vaspuragan Ülkesi'nde hüküm süren Ermeni Ardzruni Hanedanı'nın Kralı I. Gagik, Manuel isminde bir mimara yaptırtmış beni. Beni oluşturan taşlar özenle yontulmuş ve yerleştirilmiş üst üste, sonra süslenmiş bedenim kutsal kitaptaki öyküleri, av sahnelerini ve insanların gündelik yaşamını canlandıran rölyefler ile. İnsanlar benim içimde toplanmışlar, ellerini ve yüreklerini açarak dualar okumuşlar Tanrı’ya.

Yüzyıllar boyu önemli ve kutsal bir yapı olduğumu bilerek seyrettim yüce dağların karlı doruğunu ve efsaneler yaratan Van gölünün berrak sularını. Ben bir kilise ve Patriklik merkeziydim o zamanlar. Bir bilseniz ne güzel, ne ihtişamlı günlerdi. İnsanlar akın akın bana gelirler, toplanırlanırlar, güzel sesleriyle huzur veren ilahiler okurlar ve dua ederlerdi. O güzel sesleri duymayalı çok uzun zaman oldu. Seneleri tam olarak hesaplayamadım ama yanılmıyorsam 90 yıldan fazladır kahredici bir sessizliğin içindeyim. Ben bir insan değilim. Kanım, canım, ruhum yok ama özlemeyi bilirim. Bu duyguyu artık ezberledim.

Doğuşumun üzerinden bin yıldan fazla bir süre geçmiş. Bu süre içinde ne kadar çok şey görüp geçirdiğimi tahmin edersiniz. Bana hayat veren kutsal sözleri ve ilahileri duymadan geçen son 90 küsür yıl, hayatımın en zor dönemiydi diyebilirim. Beni var eden yaratıcılarım Kral Gagik ve mimar Manuel; bana bir kimlik vermişlerdi: Ben bir kiliseyim. Görevim inanan Hırıstiyanlar’ın bir araya gelip dua edecekleri bir mekan olmak. Bu benim varlık nedenim. Ben bunun için inşa edildim. Şimdi varlık nedeni ortadan kaybolan ruhsuz bir taş yığını gibi hissediyorum kendimi.

Aslına bakacak olursanız bir kaç sene evveline kadar durumum çok daha acınacak haldeydi. Zavallı bedenim yabani otların saldırısına uğramış, hırpalanmış, yıkık bir viraneydi. Sonra bazı insanlar geldiler ve beni onarıp güzelleştirdiler. O insanlar geldiğinde nasıl da sevinmiştim. Eskisi gibi güzel sesli, aydınlık yüzlü insanların dualarıyla huzur bulacağımı zannetmiştim. Ama olmadı. Şimdi yıkık dökük bir virane değilim ama hala huzura eremedim.

Geçen günlerden birinde burada bir sürü insan toplandı ve benim müze olduğumdan söz ettiler. Bunu duyunca şaşırdım ve üzüldüm. Çünkü ben bir kilise olarak inşa edildim. Bu benim varlık nedenim. Ancak içimde okunan dualarla hayat ve huzur bulabilirim. Onlara müze değil kilise olduğumu bağıra bağıra söyledim ama ne yazık ki beni duymadılar. Keşke bir insan olsaydım, ağzım, dilim olsaydı ve derdimi anlatabilseydim. Gerçi benim kilise olduğumu ve üzerime eskiden olduğu gibi Haç takılması gerektiğini söyleyen bazı insanlarda konuştu o gün burada, ama diğerleri onları dinleyecek mi bilmiyorum. Ancak ben hala beni anlayacaklarından umutluyum o yüzden bıkıp usanmadan fısıldıyorum sözlerimi esen rüzgara, kıyılara dokunan sulara... Onlar alıp getirsinler diye insanlara.

Benim adım Surp Haç, ama Haç’ım yok benim. Ben bir kiliseyim ama cemaatim yok benim. Van Gölünün ortasındaki minik adada yapayalnız kalmış yaşlı bir bekçiyim. Eğer bir gün yine kilise derlerse bana bileceğim ki yok olup gitmedim, kimliğimi yitirmedim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız o kadar kalbe dokunuyor ki, hislenmemek elde değil. Yitip giden tarihimizden başka bir parça daha. Ama ne yazık ki hala akıllanmayan yönetenlerimiz var. Surp Haç kilisesine, kilise diyememek hatta ismini değiştirmek, şöyle delikanlı gibi Surp Haç diyememek için gerçekten kompleksli olmak gerekiyor sanırım. Niye böyleyiz, niye empati yapmaktan bu kadar uzağız? Bu topraklarda nesillerce yaşamıyor muyuz beraber, nedir derdimiz? inanın hiç bilmiyorum. Bir yerlerde ipin ucunu fena halde kaçırmışız ama farkında değiliz anlaşılan. O kilisenin gerçek adıyla ve haçıyla beraber ibadete açılması ülkemize nasıl bir zarar verir ki, 10binlerce caminin olduğu (bunların içinde de kiliseden çevrilme yüzlercesinin bulunduğu) bir ülkede böyle simgesel ve tarihi özelliği olan birkaç tane de kilise olması neremizi zedeler? Tam tersine insanlığımızı medeniyete saygımızı kazanırız, gelecek nesillere inanılmaz derecede zengin bir kültür mirası bırakırız. Malesef bu mirasın sadece baskın din ekseninde

Blackguard 
 02.04.2008 16:29
 

Hem kilise ve hem de muze olarak ta kullanilabilirdi?. Burda ki Sacré Coeur ve Noter Dame gibi ve içinde de degisik seyler yapilabilirdi, Van'in ve Ahtamar kilisesi'nin hatira esyalar gibi. Kuçuk ama anlamli hatiralar, niçin olmasin di?. Ayrica bir makine konup içine belirlenecek bir para attin mi gelecek madolyon gibi Ahtamar'i ve Van'i simgeleyecek madalyonlar. Tum bunlar dusunulebilirdi!..Ve hâlâ da yapilabilir, geç kalinmis degil. Benim dusuncem, nasil minaresiz cami olmazsa!, haç'siz!, da kilise olmaz, muze olarak kulanilsa bile bu mumkun degildir, oraya gelen turist veya Turk halki hem ibadetini yapacak ve hemde oranin guzelligini gormek için gelecek!..Hiristiyan turistler gelecek acaba ibadet yapacak olsa orada hemen linç mi edilecek?, iste bir soru buyuklerimize ama cevap verilmiyecegini biliyorum!..Sevgiler.

Ohannes 
 12.04.2007 18:48
Cevap :
Keşke bunlar yapılabilseydi ama ne yazık ki yapılabilecek gibi görünmüyor: Bugün gazetede okuduguma göre, Dışişleri Bakanlığı Patrikhane'nin kilisenin üzerine haç takılması talebini geri çevirmiş. Adı Surp Haç (Kutsal Haç) olan bir kilisenin üzerinde Haç konulmamakta direnilmesi ne kadar garip. Gerçi kilisenin ismini hiç bir zaman orjinal haliyle telaffuz etmeyen ve Akdamar diye uydurma bir isim üzerinden konuşma yapan zihniyete bunu anlatmaya çalışmak daha mı garip kaçıyor acaba? Bilemiyorum Sireli Ohannis. Sirov...  13.04.2007 0:49
 

Parev, sireli Ozlem, Yaziniz için tesekkurler, çok duygulu ve hisli satirlar. Evet adinida degistirdik, haç'inida takmadik, cemaatsiz bir kilise ama kilise degil ona muze dediler buyuklerimiz, bizlerde bekliyorduk ki, onarilip ibadete açilacakti?. Evet onarildi ama kilise kilise olmaktan çikti, 1000 yildir adini aldigi Surp Haç kilisesi, bir anda muze olarak karsimiza diktiler. Ben suna inaniyorum ki, Ermeni oldumu, Ermeni kilisesi oldumi, Ermeni adi oldumu?. Simdiye kadar gelen tum yonetimler, yeni isimler uydurmuslar. Ermeni'lige mal etmemek için, halbuki bu tur yaklasimlar sadece kendilerini kandirmaya yonelik, gerçekler saklanir mi?. Nerde insanlik, nerde demokrasi, nerde dinlerin kardesligi, nerde hosgoru, tum bunlar karsinda ki bir halki baskalastirmak degil mi?. Sevgiler yazin içinde, resimlerin içinde. Sirov. (Daha çok bekleriz bu tur yaklasimlarla AB'ye girmek için, zaten bizim de niyetimiz yok AB'ye girmek için ve girmemek için de herseyi yapiyoruz?. (1)

Ohannes 
 12.04.2007 18:31
Cevap :
Sireli Ohannis, Sözlerine tamamen katılıyorum. Konu sadece Akhtamar'da değil: Yer adlarının değiştirilmesi konusu Anadolu'da kültürel olarak Türk olmayan herşeyi yadsıma aracına dönüştü. Ancak Anadolumuzun zengin tarihi ve kültürel mirasını oluşturan tüm halkların adı bu topraklarda yaşamaya devam edecek. Bu kültür ve birikim hepimizindir. Dilerim bunu bir gün herkes anlamış olur diyorum. Sevgiler...  14.04.2007 12:09
 

Nasıl başlasam ki ?? Yazını ilk okuduğumda çok etkilenmiştim,inan resimlerle birlikte öyle duygu dolu anlar yaşattın ki kelimelerle anlatabileceğimi zannetmiyorum.Dileğim çok fazla insanın bu yazını okumasıdır .. belki o zaman anlayabilirler ısrarla neden AKDAMAR denmesinden rahatsızlık duyduğumuzu,, Yüreğine ve Emeğine Sağlık ... Sağlıkla ve Sevgiyle Avedis

Avedis 
 12.04.2007 15:47
Cevap :
Sireli Avedis, Bu yazımı daha blogda yayınlamamışken ilk sana okutmuştum biliyorsun:) İlk okuyuşunda da çok güzel şeyler söylemiştin bana. Hem onlar için hem de yorumun için çok teşekkür ederim. Bende "Akdamar" isminden neden rahatsız olduğumuzu ve yanlış bulduğumuzu anlamaları için mümkün olduğu kadar çok kişinn bu yazıyı okumasını diliyorum. Sıdesutyun Avedis can. Mnas parov...  12.04.2007 17:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 273
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 3984
Kayıt tarihi
: 08.08.06
 
 

Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümü mezunuyum. Şu anda Marmara Üniversitesi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster