Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

07 Temmuz '07

 
Kategori
Blog
 

Milliyet Blog'da kısır çekişmeler ve bir öneri

Milliyet Blog'da kısır çekişmeler ve bir öneri
 

Dilimize pelesenk etmişiz ama bilmiyoruz biz “paylaşmayı”. Paylaşmayı bilmediğimiz için “uzlaşamıyoruz” da. Tek bildiğimiz tartışmak, didişircesine hem de!

“Ben yarışmak istemiyorum” diyene saygı duyarım ben. Ama bunu sık sık vurgularsa yanlış anlaşılır tabii.

“Milliyet Blog’da yarışma olmasın” demek de bir fikirdir ama gerekçelerini de belirtmek gerekir. “Biz burada yazılarımızı paylaşıyoruz” demek yeterli değil! “Basmakalıplaşmış” söylem ve eylemler sorunun kendisini oluştururlar çoğu zaman.

Şeffaf olmakta sayısız yararlar var.

Hepimiz çok okunup çok yorum almak istiyoruz. Okunma oranlarımızdan memnun değiliz. Sayfamızdaki verileri sadece biz değil, herkes görüyor. Sanırım bu da çoğumuzu rahatsız ediyor. Karnesi kırıklarla dolu bir ilkokul çocuğunun haleti ruhiyesi içinde olmamız bu yüzden.

Yazıya meraklıyız ama yayıncılığın ne olduğunu bilmiyoruz. Örneğin, “Editör kimdir ve görevleri nelerdir?” diye bir soru yöneltsem, kaç kişi yanıtlayabilir? Değerli Çetin Altan’ı, Hasan Pulur’u ve Hasan Cemal’i editör sananlar çoğunlukta aramızda.

Neyse, gelelim kişisel görüşlerimize ve önerimize.

Milliyet Blog’da yarışma var ve tüm hızıyla sürüyor. Ne var ki bazı arkadaşlar bilerek veya bilmeyerek “ doping” yapıyorlar. Onları eleştirmiyorum tabii. Milliyet Blog’un yapısı böyle. Günde 5, 10, 15 yazıyı yayına vermek yasak değil. Anladığım kadarıyla, “Bugün en çok okunanlar” listesinde yer almak istiyorlar.

Tek bir yazıyla bu listede yer almak mümkün değil. Sanırım bir tek Su Karakuş Hanım bu listede yer alabiliyor, tek bir yazıyla. Gerçek anlamda “günün birincisi” olduğu halde bu listede yer alamayan arkadaşlara da haksızlık yapıldığını ortada.

Bana kalırsa isteyen istediği miktarda ve konuda yazsın. İstediği resmi kullansın. İsteyen yarışsın veya yarışmasın. Kimseyi kendimize benzetemeyiz ve buna hakkımız yok zaten.

Ama “yarış pistini” ve “kurallarını” elden geçirebiliriz veya bu konuda önerilerimiz olabilir. İşte benim önerim:

“Bugün en çok okunanlar” listesi olmaz!

“Dün en çok okunanlar” listesi olur.

E peki nasıl olur?

Günde ortalama 200 yazı yayına veriliyor…Her yazarın tek bir yazısı değerlendirmeye alınır. Birden fazla yazı gönderen arkadaşların yazıları ayrı ayrı (toplanmadan) değerlendirilir.

Her yazıya 24 saat mühlet verilir ve o sürenin bitimindeki okunma oranı tespit edilerek sıralama yapılır(Bu durumda ilk gün sıralama yapılmaz).

İlk üç (3) veya ilk altı (6) sırayı paylaşan yazılar ana sayfadan yayınlanır 24 saat boyunca…”Dünün en çok okunanları” başlığı altında.

Bence gerçek sıralama budur.

Ayrıca, ilk altıya girmek(veya ilk üçe) ayrıca puanlandırılarak(F1’de olduğu gibi) “Bu ayın yazarı” sıralaması da ortaya çıkar. Bu puanlar yazarın sayfasında yer alır. İlk altıya giren yazılara gelen yorumlar da puana çevrilebilir(Bir yorum, 10 puan gibi)…

Naçizane önerimiz böyle. İnanıyorum ki yeni yeni ve şimdiye kadar duymadığımız isimleri de görebiliriz bu uygulamada.

İnsanın olduğu yerde “rekabet”, rekabetin olduğu yerde de “yarışma” vardır. Yarışmak ayıp değil. Önemli olan “doping” yapmadan, centilmence ve eşit şartlarda yarışmaktır.

Önerdiğimiz bu sistem uygulamaya konulursa tartışmalar bitmeyecek tabii. Mevcut kuralları delmekte ve dejenere etmekte üstümüze yok, biliyorum.

Bence denemekte yarar var.

Siz ne dersiniz?

Bir de, "paylaşmak" var tabii...

"Paylaşmak, gerektiğinde kendi hakkından vazgeçmektir" diye bir tanımlama getirsek...

Ya buna ne dersiniz?

 
Toplam blog
: 312
: 1658
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara