Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Ulan Batur'dan selam getirdim

Gezmiş kadar olduk Ulan - Batur'u :)

27 Şubat 2011 19:49
Sizin kenef "alaturka" mıydı, yoksa "alafranga" mı?

Ne güzel açık açık söylemişsin, "benim yazı kaynağım blog üyeleridir" diye, bunu söylemeye cesaret edemeyip her yazıda aynı şeyi yapanlarla dolu burası. Ama senle en anlaşamadığımız nokta da burası; böyle bir konu şahsen bana hiç de çekici gelmiyor. Blog üyeleriyle ilgili yazı yazmak bir yana, var olan isteğim de gidiyor. Çoktan gördük ki, burada eleştiriye tahammül edebilen, adap/edep sınırları içinde tartışabilen kişi sayısı çok çok az; olanlar da zaten tartışmalara uzak duruyorlar. O nedenle kusura bakma ama özellikle de tartışma kurallarından habersiz blog üyelerini konu alana yazılarını biraz verimsiz ve nafile bir uğraş olarak görüyorum. Bunların dışında, bu yazıdan köpekler hakkında epey şey öğrendim. Tuvalet mevzuuna girmeye ise pek gerek yoktu sanki. Bir de ne kadar anlatırsan anlat, anlaşılma şansın karşındakilerin anlama kapasitesi kadardır. O yüzden daha iyi olduğun konularda yazmanı bekliyorum. Selamlar. Mutlu yıllar.

31 Aralık 2010 09:30
Bugünün öğrenci muhalefeti yarını değil geçmişi temsil ediyor

Sizlerin döneminden sonra bu grubun siyasi motivasyonu da epey değişmiş. Şu anda kendilerini öğrenci muhalefetinden ziyade marazi bir AKP karşıtlığı çizgisine hapsetmişler. Sitelerine girip bakarsan görürsün. Aynı konuyu bugün Taraf'ta Alper Görmüş de işlemişti, o da bu değişimi vurguluyor.

14 Aralık 2010 15:36
Kusturica vakası; Neresinden tutsan dökülüyor

Bence ortada "Kusturica'ya verilen tepkilere verilen tepkilerin" abartılması durumu da var :) Sonuçta Kültür Bakanı katılma zorunluluğunun olmadığı bir etkinliğe katılmama hakkını kullandı. Üstelik gerekçesini açıklarken de gayet mahçup ve ılımlıydı. Semih Kaplanoğlu da filmini falan çekmedi, zaten yarışma dışı kalmıştı; sadece festivale katılmadı. Onun dışında, Boşnak kökenli vatandaşların, göçmen derneklerinin ve bazı yazarların cılız tepkileri haricinde önemli bir protesto da olmadı. Bence Kusturica'yı çağırmak bir hataydı. Milliyetçilik-sol-sosyalizm ilişkisi son yıllarda gayet ilginç bir vaka olarak sık sık karşımıza çıkıyor. Daha fazla incelenmeyi hak eden bir konu. Bence burada kilit olgu abartılı anti-emperyalizm vurgusudur. Bu vurgu solu kolayca milliyetçiliğe sürüklüyor.

18 Ekim 2010 16:33
Anadilde eğitim; O çocuk hayallerini bile Kürtçe kuruyor!

Anadilde eğitime karşı çıkan Türkler bir anlığına, çevrelerindeki tüm tabelaların, tüm kitapların Kürtçe olduğu, tüm sınavların Kürtçe yapıldığı, tüm resmi dairelerde Kürtçeden başka bir dilin konuşulmasının yasak olduğu bir ortamı hayal etsinler. Kendilerini nasıl hissedeceklerini, nasıl kısıtlanmış bir dünyada yaşamak zorunda kalacaklarını belki birazcık anlarlar. Bu durum en iyi "İki Dil Bir Bavul" filminde gözlenebilir.

15 Ekim 2010 12:06
Yazı uğraşında mastürbasyonun önemi (24 yaşından küçükler okumasın lütfen.)

Yaşım 24'ten küçük olduğu için okumadım :) Büyüyünce okuyup öyle yorum yazacam :)

13 Ekim 2010 22:56
Türkiye'de sosyalistlerin çıkmaz sokağı; eski rejime tutunmak

Buna "solun intiharı" diyebiliriz ama o zaman da karşımıza "bu yapılar gerçekten sol muydu?" sorusu çıkar. Biliyorsun, bu konuya çok kafa yordum, bu tür solun durumunu anlatabilmek için zaman zaman sert ve rahatsız edici benzetmelere, metaforlara başvurdum. Ancak gün geçtikçe tablo netleşiyor, o metaforların hafif bile kaldığını görüyorum. Şimdi ortaya çıkıyor ki, bu tür "sol" hem toplumu hem de kendini kandırmış. Bunların solla, sosyalizmle bir alakası yok, ya da bizim kafamızda idealleştirdiğimiz sol/sosyalizm zaten böyle bir şey de biz kendimizi kandırmışız. Ben yine de son tahlilde bu yapıların bu çizgiye evrilmesini bir kayıp olarak görmüyorum. Gecikmiş bir "aslına rücu" olarak bakmak daha doğru gibi...

05 Ekim 2010 10:07
Keçi Ruhlular

Onlar birer canlı karikatür. Seyret seyret gül, konuştur konuştur gül. Hallerine bırakmak en doğrusu :) Eline sağlık. Sevgiler.

15 Eylül 2010 21:58
12 Eylül darbesinin kıyısında solculuk

Şu sol diye bildiğimiz yapıların, solcu diye tanıdığımız kişilerin şimdiki haline bakıyorum da "sol" iyi ki bu ülkede fazla gelişmemiş diye şükrediyorum. Yahu devletçiliği resmen solculuk diye yutturmuşlar bize yıllarca. Bu adamlar resmi ideolojinin sol maskeli fedaileri. Yazık oldu devrim diye yola çıkıp da canından olan onca insana. Meğer solcuların gelip dayanacakları yer statüko muhafızlığı imiş.

26 Ağustos 2010 11:21
YAŞ kararları ordu ve demokrasi adına bir kazanımdır

Şu teamül konusunu açtığına iyi etmişsin. Bilmeyen de teamülü ayet falan gibi bir şey sanacak. Kendi başlarına buyruk olmayı teamül diye gösterip onun da iyi bir şey olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. O teamüllerin kimleri nerelere getirdiği ortada... Hükümet bu konuda gerektiği kadar inisiyatif alamıyor ama sanırım bazı şeylere gücü yetmiyor. Eline sağlık. Bilmeyenler, düşünmeyenler için güzel bir özet olmuş.

05 Ağustos 2010 15:32
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3588
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster