Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
120 Vanlı kahraman çocuğun destanı

Geçen hafta filmi izledim. Bazı blog yazılarında da gördüm teknik eleştirileri ancak bu tarz filmlerin çekilmesinin ne denli zor, masraflı ve destekten yoksun olduğu aşikardır. O nedenle bu olayı araştıp bulanları, senaryoyu hazırlayanları ve oyuncuları can-ı gönülden tebrik ediyorum. Ve tabi o kendi küçük ama yüreği büyük çocukları da rahmetle ve minnettle anıyorum. Bu vatan kimlerin kanı ve canı pahasına ve dahi yüzü suyu hürmetine bizlere emanet bırakıldı hepimizin anlaması gerekir sanırım. Yüreğinde azıcık vatan, millet, devlet ve evlat sevgisi olanların bazı sahnelerde gözyaşlarına hakim olamayacağına eminim.

27 Şubat 2008 12:56
"Nazım" İle "Fazıl" arasında yeni bir dünya!

Yazılarınızı yeni gördüm, birkaçını okudum ve gerçekten çok beğendim. Diğerlerini de okumadan önce size güzel yazılarınız için teşekkür etmek istedim. Yüreğinize ve elinize sağlık..

15 Kasım 2007 11:45
Gitmek zamanı

Sebep ne olursa olsun sevdiğiniz, değer verdiğiniz insanlardan ayrılmak zorunda olduğunuzda, gitmek her zaman zordur, hem de çok. Hele hele gidişinizin sebebini bir tek siz biliyorsanız. Giden de kalan kadar belki de daha fazla yalnızdır aslında. Güzel yazınız için tebrik ederim.

26 Nisan 2007 11:57
Akademisyenler neden susar

Mesajınıza cevap yazdım ama yorumlar kısmında gözükmüyor ben de tekrardan buraya yazıyorum.. Aslında sorun sistemden çok bizim insanımızda sanırım. Her şeyi başkalarından bekleme alışkanlığımız ve bir takım bedelleri ödemeyi göze alamayışımız bizi böyle pısırıklaştırıyor ve sonra da doğru yanlış ayırt etmeden herşeyi kabulleniyoruz. Kapı açma meselesini de usta-çırak ilişkisi açısından değerlendirmiştim, size doğru yol gösteren biri olduğu zaman güzel işler yapma şansınız daha yüksek. Böylece enerjinizi boş işlere sarfetmiş olmuyorsunuz. Şahsım adına sevdiğim bir mesleği yapıyorum, ancak özelde üniversite genelde eğitim sistemi ile ilgili büyük sorunlarımızı gördükçe ve yaşadıkça bilimsel merakınız ne yazık ki farklı alanlara kayabiliyor. Yorumunuz için çok teşekkürler.. Saygı ve sevgilerimle..

16 Nisan 2007 22:04
Dost eli... Neredesin şimdi?

herkesin dostluk kriteri farklı olunca..insan kendi gibi düşüneni ve hissedeni bulmakta zorlanıyor.. hatta bulamıyor belki de..işte o yüzden yalnızlık senfonisi en güzel müzik olarak kulaklarda çınlıyor.. muhakkak herkesle yollar bir yerde ayrılıyor.. o yüzden insan yalnız yaşamayı yalnız kalmayı da bilmeli ama istememeli..hep gerçek dostlar aramalı..bulamayacağını bilse de..belki de çok tezat gelecek düşüncelerim size ama bana gelmiyor nedense..

07 Mart 2007 15:20
Can bedenden çıkmayınca…

Oğlumun göremeyeceği ve programlarını izleyemeyeceği için üzüldüğüm tek isim Barış Manço..Adam Olacak Çocuk; çocuklar arka koltukta oturur, emniyet kemeri takılmalı, dişler fırçalanmalı, süt içilmeli vs. vs. çocuklara sevdirerek öğreten tek programdı. Haa birde çocukların da insan olduğunun farkında olan ve onlara ilk mikrofon uzatan ve onların görüşlerini alan.. Yeri dolmayan ve dolmayacak sanatçılardan; her ne kadar kendisi müzik eğitimi almadığı için kendisini sanatçı olarak görmese de. Şimdi ise bir şarkı ile sanatçı olan insanları gördükçe onu çok özlüyorummm. Ayrıca dünyayı ilk gezen de kendisi..Dünya kazan; Manço bir kepçe..Kepçesini nereye daldırsa dolu dolu çıkarıyordu. Sadece bizle değil tüm dünya insanları ile çok iyi anlaşıyordu. Çünkü o gerçekten insandı..Ne tezat bir durum ki, lise de başarısız olduğu iki ders varmış. Müzik ve Coğrafya. Tüm parçaları çok güzel ama; Dağlar Dağlar, Gülpembe, Can Bedenden Çıkmayınca en sevdiklerim.. Kendisini saygıyla ve sevgiyle anıyorum.

17 Ocak 2007 00:09
Kimler öğretmen olmalı?

Sayın Hocam, yazdıklarınıza Eğitim Fakültesi Mezunu biri olarak katıldığımı söyleyebilirim. Mezun olmaya az bir zaman kala, kendimin ve hele hele okulla alakası olmayan bazı arkadaşların nasıl öğretmen olacağını düşünmeye başlamıştım ve yetersiz olduğumuz sonucuna vardım. Eğitimde öncelikle insan kalitesi önemli. Ne yazık ki, eğitim fakültelerimizde öğretmen olma vasfını taşıyacak kaliteli öğretmen yetiştiremiyoruz ki diğerleri ile aynı gözüküyorlar. Öğretmenlik, ilk senesi de dahil olmak üzere deneme yanılma yeri olmamalı. Düşünün bir kere ilk göreve başlıyorsunuz, muhtemelen size hemen 1. sınıf verecekler ve siz bilmediğiniz bir işte hayata gerçek manada ilk adımlarını atacak 40-50 öğrenciye öğretmenlik yapacaksınız. Yazık değil mi o öğrencilere. Bu eğitim fakülteleri mezunları için de geçerli. Aslında benim bile görebildiğim sorun çok eğitim konusunda. Ancak üzülmekten başka bir şey yapamıyorum şimdilik..

16 Ocak 2007 17:26
'Hülya neden böyle?'

güzel bir yazı olmuş. tebrik ederim.. böylece olayların detaylarını sizden öğrenmiş oldum..ben hala o tartışmayı izlemeyenlerdenim de..popüler kültürün karşısında dik duruş sergileyenleri ayrıca bir tebrik etmek gerekir..başta seyhan arkadaşımızı olmak üzere..

09 Ocak 2007 17:38
İş yaşamımızda renkler ve görevleri

renklerin dili..çok güzel bilgiler..teşekkür ederim..

09 Ocak 2007 16:46
Titikaka Gölünün Yüzen Adalarında Yaşam - Uroslar

Sayın hocam, coğrafya grubundan çalışmalarınız ve gezileriniz hakkında bilgi alıyorum ama ne yazık ki sizinle herhangi bir organizasyonda karşılaşma fırsatımız olmadı. Özellikle gezileriniz oldukça ilgimi çekiyor ve burada bu anılarınızı paylaşmanıza en çok sevinenlerdenim. Bir gün bende sizinle bu gezilere katılmayı çok isterim. Saygı ve sevgilerimle..

26 Aralık 2006 17:37
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 2112
Kayıt tarihi
: 30.10.06
 
 

1979 Sakarya doğumluyum, 1,5 yıl Milli Eğitim' de öğretmenlik yaptıktan sonra,11 yıldır da üniver..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster