Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
5996
 

Karapınar Acı Göl'e cipiyle atlayan vatandaşa ne oldu?

Karapınar Acı Göl'e cipiyle atlayan vatandaşa ne oldu?
 

Rivayet odur ki ta Antalya-Manavgat çayının Akdeniz’e döküldüğü yerden çıktı, cipine bağlı bulunan cesedi.


Malumunuz birkaç gündür ülkemiz insanının merakını en çok celbeden konulardan biri, bu, Konya’nın Karapınar ilçesi yakınlarında, birden bire oluşan 70-80 metrelik yerkabuğu deliği. Bölgede, çokça bulunan ve yöresel tabiri ile “<ı>obruk” adı verilen bu coğrafi yapılanmalar, cidden enteresan hadiseler olarak ilgi çekiyor ve merak uyandırıyor.


Kısa ve ilginç notlar aktarmak istiyorum bölgeye dair. Bir kere Karapınar ve çevresi, yeryüzündeki en tipik ve konunun uzman ve ilgililerince en çok bilinen, dünyanın ilk birkaç erozyon bölgesinden biri. Karapınar’ın içinden sayısız defalar geçtim bugüne dek. Her ne kadar ağaçlandırma çalışmaları ciddi oranda devam etse de adeta bir çöl görüntüsü karşılıyor sizi bölgede. Ve kapkara bir toprak yapısı.


Her sene toprak aşınması ve erezyonla kaybedilen toprak miktarı, hakikaten ağızları açık bırakacak değerlerde. Merak edenler ilgili sitelerden bu verilere ulaşabilirler.


Bu yüzden olsa gerek, aslında çok önemli bir yol güzergahının üzerinde olmasına rağmen, hemen yarım saatlik mesafedeki Ereğli kadar gelişememesinin en büyük nedenlerinden biri de bu durumdan kaynaklanıyor bence.


Bu yeryüzü çöküntülerinin temel nedeni bölgedeki flora ve faunanın kendine has özellikleriyle, coğrafi ve klimatik şartların doğal bir sonucu. Karapınar’ın da içinde bulunduğu, devasa genişlikteki Konya Ovası’nın yeraltı suları, bilinçsiz kullanım ve yetersiz devlet kontrolü neticesinden bugün bitmek üzere.


Bölgedeki sulak alanlar, sazlıklar ve su havzaları, doğal kuş yaşam alanları teker teker can çekişerek ölüyor. Çeşitli sivil girişimler, bu konularda bir şeyler yapma çabasındalar ama nereye kadar sorusu, hiç de hoş olmayan cevaplarıyla, yüzümüzde tokat gibi patlıyor. Karapınar-Ereğli bölgesi, çevresel etki faktörleriyle bir doğal mezarlığa on yıllar içerisinde dönüşmek üzere. Bu bilinçsizlik, bu şekilde artarak devam ettiği sürece, süreç daha da kısalacak. Bunu bilmek için allame-i cihan olmaya hiç ama hiç gerek yok.


Karapınar’da, bir de krater gölü vardır. Acı Göl isimli bu volkanik yapının suyu sodalıdır. Ve derinliği bildiğim kadarıyla bilinememektedir. Göl ile ilgili pek çok şey anlatılır ama bunlardan en yaygın ve enteresan olanı şu şekildedir:


Nam-ı diğer “<ı>Delikeçi” lakaplı bir vatandaş, kendisini cipinin koltuğuna bağlar ve aracıyla birlikte Acı Göl’e atlayarak intihar eder. Olayın ardından, tam donanımlı dalgıç ve balıkadamlar günlerce Delikeçi’nin cesedini ve cipini ararlar gölün derinliklerinde. Ama bu arayış nafiledir.


Hatta ve hatta, dalgıçların oksijen tüplerinin, gölün derinliğinde yetersiz kaldığı, dibinin bulunamadığı da rivayet edilir. Ve söylenen odur ki Delikeçi ve cipi, bir süre sonra Antalya’nın Manavgat ilçesi kıyılarında, Akdeniz’den çıkmıştır. Bu durum da bölgenin altındaki çok geniş ve güçlü yeraltı su ağının bir göstergesi olarak değerlendirilir yörede.


Bu son haber de işte bana bunları düşündürttü. Bir de uzun zaman önce yazmış olduğum bir yazımı. Aşağıda linkini verdiğim yazımda, Karapınar’a hemen komşu olan Ereğli ilçesi sınırları içindeki bir başka obrukta, Divle Obruğu’nda meydana gelen bir dünya harikasını, gastronomik bir mucizeyi ele almıştım.


Fransızların dünyaca ünlü peynirleri “<ı>rokfor”la boy ölçüşebilecek nitelikteki “<ı>Divle Tulumu”nun hikayesini anlattığım yazım için, merak edenler linki tıklayıp okuyabilirler efendim.


@ “Fransız Rokforu’nun En Büyük Rakibi, Toros Mağarasında”: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=74126



Not: Yazı fotoğrafı www.tatilsaati.com adlı siteden alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

o cipin içinden ipe bağlı olarak çıkan kişi mustafa denizli miydi

Bora Ersoy 
 08.02.2009 23:31
Cevap :
 09.02.2009 12:14
 

Bizdeki çevresel etki anlamı ne biliyormusunuz? Bolca yetiştirilen çevre mühendisllerine sadece arıtma tesisi planlaması az ve yetersiz olarak da öğretilse ve baca gazı emisyon ölçümü öğretilse de bu mühendis arkadaşlarımıza çevre koruma adına iş imkanı sağlamak için kurulan odalarının şişirilmesidir. Ayrıca diğer bir çevrecilik anlayışımız, ne olursa olsun, olmayan tarım politikamız gereği sanki onca topraklarımızın içerisinde tarım yapılabilecek başka bir alan yokmuş gibi illaki sulak alanların etrafındaki sazlıkların bulunduğu bataklıkları kurutmak ve tarım yapmaktır ne yazık ki...Ve bunu da çevre koruma adına bir dünya paralarla yapmaktır. Bu tür projelerin adı da ekolojik koruma projesi gibi adı ile hiç ama hiç bağdaşmayan projelerdir:) sonuç olarak, mesleğiniz nedir bilemiyorum ama, herkes vicdani sorumlulukla hareket etmeli ve her meslek sahibi de o mesleğin hakettiği şekilde eğitilmeli... Çok güzel ve ilgimi çeken bir yazıydı elinize sağlık. Çok teşekkürler. Sevgilerle..

yprkck 
 08.02.2009 15:15
Cevap :
Ben de değerli katkınız ve yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Eksik olmayınız. Sevgi ve selamlarımla.  09.02.2009 7:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1055
Toplam yorum
: 2448
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2436
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster